9 Kasım 2009 Pazartesi

105. Blog Tabyası (Kayıp Tarihçeler) Çağlar Bilir Günnükleri 3. Bölüm

- Tevfik ?
- Buyrun efendim
- Len bu ne biçim kahraman ! Habire bayılıp duruyor ?
- Valla ben de bir şey anlamadım efendim. Pek narin,şahsına münhasır bir şey olsa gerek
İsmet İnönü sigarasından bir nefes çekip arkasına yaslandı. Kafasındaki planları bu kahramanlar üzerinden yapmaya kalkışsa sonu ne olurdu ki ?
- Efendim müsaadenizle biraz daha okusak ? Belki hikaye bizi şaşırtır,farklı mecralara akar !
- Oku bakalım Tevfik. Oku bakalım

*********

Çevremde gürültüler var ama gözümü açmaya korkuyorum. Bayıldıktan sonra allah bilir deli karılar beni nereye sürükledi !
- Kıpraşıp duruyor ! Ayılıyor gibi Ece ana !
- Höööööööyt ! Mıhtar diyeceeeeen gız zilli Oya !
- Heeee. Mıhtar Ece ana ! Kıpraştı kibin !
Hört diye gözümü açıyorum. Burnumun dibinde bir sürü hatun yüzüme bakıyor. Nooluyo lan ?
- Abooooov. Ayıldı Ece mıhtar ana !
- Hay senin mıhtarına da sana da . Töbe töbeeee.
Yaşı diğerlerinden biraz daha geçkince pamuk yüzlü bir hanım kolumdan tutup çekiveriyor
- Kalk sen de asker efendi. Ortalık eyice garılar hamamına döndü zati !
Kolumu ovuşturarak doğruluyorum. Ortam çok acaip
Etrafımda bir yığın köylü kadın yüzüme tuhaf bir yaratıkmışım gibi bakıyor,inceliyor. Kimisi dokunmaya çalışıyor. Hatta beni getirenlerden uzun boylu olan cimdik bile atıyor
- Ahan da bildiğimiz erkek işte !
- Cimdirme gız Oya ! Erkekse erkek. Hele bir soluk alsın. Ayran getirin yiğidime !
Bir hareketlenme oluyor. Maşrapanın içinde buz gibi bir ayran tutuşturuluyor elime. Bir de tahta sandalye sürüyorlar altıma. Lökkedenek oturuyorum.
Ayranı içerken bir yandan da çevreme göz gezdiriyorum. Bildiğimiz köy kahvesi. Tahta sandalyeleriyle,masalarıyla her şeyiyle köy kahvesi. Ama bir şey eksik. Hatta bir şeyler eksik. Şey yok. Şeeeeeey !
- Anaaa ! Hiç erkek yok ! Bayanlar !
- Aha güfür etti. Bayan mayan bir şeyler söylüyor. Furiiim mi Ece ana mıhtar ?
- Oyaaaaaaaa ! İyi bir şeyler söyledi. Avratın kibarcası
- Vışşşşşşşşşşş. Hem erkek hemi de kibar he mi ? Askerlikten gaç para alıyor ki acep !
Kendisine mıhtar dedirten kadın tam karşıma bir iskemle çekip oturuyor.
- Fark ettin dimek erkek olmadığını ! Köyde erkek yok,doğru didin. Bir tek küçük veletler var. Onların da uyku saati zaten. Her gece onları uyuttuktan sonra kahveye gelip iki el pişpirik domino felan oynarız.
Pişpirik ?
Domino ?
Nooluyo be ?
- Yahu hanımefendi
- Aha gene küfretti
- Oyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa !
- Özür dilerim ama bu saydıklarınız erkek işi hanımefendi ! Kahveye gelmek,pişpirik oynamak.
- Artık bizim işimiz asker efendi. Erkekler olmayınca mecburen iş bölümü yaptık. Ahan da şu grup pişpirik oynama işini üzerine aldı. Bunlar dominocu. Şunlar da hökümeti eleştiren nargileci grup. Zor oleyyo emmeee gader gatlanacan gari
- Siz ?
- Benim ki en zor iş. Göyün mıhtarlığı da benim üzerime galdı mecburen. Sabahtan akşama kadar tespih sallayıp köyde dolanıyorum
Biliyorum,sonu benim için hiç hayırlı olmayacak ama sormak zorundayım.
- Pekiiiiiiii köyün erkekleri nerde sorması ayıp ?
- İşte işin korkutucu kısmı o zaten
Muhtar Ece sandalyesinden doğrulup bağırıyor
- Çabuk korku hikayesi anlatma goltuğumu getirip kahvenin önüne goyun!
Korku hikayesi anlatma koltuğumu ? O ne be ?
Sevgi arkalardan bir yerden eşşek kadar kocaman bir sallanan koltuğu yüklenip geliyor. Diri vicudu koltuğun yükü altında ezilmiyor bile
Ne kadın beeeee !
Koltuğu kahvenin önüne çıkarıp açık havaya koyuyor
Ece hanım koltuğun üzerine besmeleyle yavaş yavaş oturuyor
- Çok dikkatli oturmam lazım. Hala alışamadım sallanmasına. Geçen gün üstünden bi attı,geri üzerine çıkmam bir saatimi aldı valla
Yavaşça oturup elleriyle koltuğun kollarından tutuyor
- Sallayın beni garılar
Sevgi’yle Oya koltuğun arkasına geçip yavaşça sallamaya başlıyorlar. Birisi koşturup kahvedeki gaz lambasının ışığını hafifçe kısıyor. Ortam bir anda esrarengizleşiyor
İçim ürpererek koltukta ağır ağır gidip gelen Ece hanıma bakıyorum
- Sen de şöyle karşıma geç bakem !
Sesimi çıkarmadan toprak yola çıkıp dikiliyorum karşısında
Durup dururken genzinin ta gerisinden yüksek sesle konuşuveriyor
- Hepiniz öleceksiniiiiiiiiiz
Saçlarım diken diken oluyor !
- Efendim ?
- Bu gristal gölü lanetli. Seneler önce buraya gamp yapmaya gelen gençler gölde cinayete gurban gitti.
Ne gölü lan ?
Çevreme bakınıyorum,bırak gölü su birikintisi bile yok !
- Öleceksiniiiiiiiz !
- Aboooooooooov
Koltuğu sallayan Oya korkudan köşesini bırakınca Sevgi tek taraftan ittiriveriyor.
- Aleheyooooooooov
Onun itmesiyle muhtar Ece dengesini kaybedip sallanan koltuktan aşağı alabora oluyor
- Lan manyak karılar. Sizin yüzünüzden her seferinde korku filmi hikayesi tribimi yere düşerek tamamlıyorum. Lan ağaaz dadıynan bir trip yaratamayacak mıyım ben ?
Sevgi’yle Oya’nın yüzünden düşen bin parça iki adım geri kaçıyor
Ece hanım yaşından beklenmeyen bir çeviklikle ayağa fırlayıp kahveden içeri geri giriyor
- Gel sende hele. Orada dikilip durma
- E gölde cinayet felan diyordunuz ?
- Ne gölü asker efendi ! Aha köşeden bir boklu dere akar,onun haricinde suyu zor bulursun buralarda
- Eeeee ?
- Eeeesi,kırk yılın başı havaya gireyim diyorum,bu iki şaşkın her seferinde karizmamı çiziyor !
Sinirle sandalyeyi çekip bir sigara yakıyor
- Otur hele de anlatayım sana köyde erkek olmaması hikayesini
Sandalyeye çöküp başlıyorum dinlemeye

**********

- Uzuuuuuuuun zaman önceydi
- Seneler evvel mi ?
- Yoh. Bir iki ay önce. Köyde zaman ağır işler biliyon mu !
Hey allaaam
- Köyün eli silah tutan delikanlıları zati savaşa goşturmuştu. Geriye kalan erkekler de ortalıkta dolanır durur,aha bizim üstlendiğimiz işleri yaparlardı
Nedense içimde bir huzursuzluk var. Hayrettir bu sefer başımda Natif teğmen ibişi de yok ama bela geliyor gibi.
- Günler birbirinin aynı geçiyor derken gariplikler olmaya başladı
- Çinli minliyse döverim ben,alışkınım
- O ne be ?
- Hayır gariplik dediniz de.
- Gariplik derken aslında çok büyük bir şey de değil gibiydi o aralar. Köyde ne kadar erkek varsa geceleri uykudan zönk diye uyanmaya başladılar
- Nasıl uyandılar ?
- Zönk diye
Kahvedeki karılardan bir kağıt kalem istiyorum. Detayları not almam gerek. Diri vicutlu Sevgi’nin getirdiği kağıda Ece hanımın söylediğini yazıyorum
- Zöööönk di-yeeee uyan-dııı-laaaaar.
- Zönk tek “ö” lü
- Tek “ö” lü zönkle uyandılar
Ece hanım sigarasından deriiiin bir nefes daha çekiyor
- Derin tek “i” li
- Tamam
- Neyse,başta tuhaf gelmese de baktık ki her gece erkekler ayakta dolanıp duruyorlar. Neyiniz var diyoruz,bir allahın kulu söylemiyor. Ama suratları bir acaip. Kendi aralarında gayfede fısıldaşıp duruyorlar. Bizlerden biri yanlarından geçecek olsa hemen konuyu değiştirip savaştan mavaştan bahsediyorlar
- İstklaaaal maaaa-vaaa-şı
- Savaşı
- Lavaş ?
- Garnın mı aç ?
Kağıdı kalemi bırakıp umutla yüzüne bakıyorum. Benim gibi adama sorulacak soru mu bu ? Pek bir hevesle yüzüne baktığımı görünce sırıtıp başparmağını muhtelif iki parmağının arasından geçirip tutuveriyor yüzüme
- Çok beklersin asker efendi
- Çaaaağlaaaaaar çoo-ooook bek-ler
- Üç gündü beş gündü derken bunların uykuları tümden gaçıverdi. Artık kimsenin eve geldiği gittiği de yoktu. Bütün erkekler sabahtan akşama kadar gayfede oturup fıs fıs konuşuyorlardı
Sevgi Ece’nin yanına diz çöküp bacağına sarılıyor. Korkma kadın diyesim geliyor ama du bakalım
- Baktım ki heriflerin bize bir şey söyleyecekleri yok,bi gün gafamın tası atıverdi.
- Taaaaaaaas at-tıııı
- Geçtim gayfede bunların karşısına,”beri bana bakın herifleeeeeer” dedim
- Baktılar mı ?
- Baktılar. Zaten yaşıma hürmet sayar severlerdi beni rahmetliler
- Rahmetliler mi ?
Elimdekileri atıp ayağa fırlıyorum. Ne demek rahmetliler ?
- Ne demek rahmetliler yaaa ! Nası yani ? Bütün köyün erkekleri mi ?
- Otur len yerine tabansız ! Anlatıyoz işte
Zaten dizlerimin bağı çözüldüğünden gerisin geri lök diye çöküyorum sandalyeye
- Ben öyle diklenince herkes dönüverdi bana. Fırsat bu fırsat Ece kızım dedim. Olabildiğince sert bir tavırla bağırdım “neyiniz var len” diye
- Söylediler mi ?
- Yalan yok. Önce kimseden ses seda çıkmadı. Ama ben de geri kaçmadım allaaa var. İki elim belimde durdum öyle karşılarında. Sora bi baktım mıhtar emmi hafiften bir doğrulur gibi oldu arkalardan.
- Rahmetli muhtar tabi
- Tabi ki. Mıhtar kalkacak emmeee,sağdan soldan tutanlar var. Bi kızdım. “Bırakın len aranızda bir tek o erkek çıktı” diye. Tutanlar korkudan bırakınca mıhtar zınk diye fırlayıverdi ayağa
- Zııııı-ııııınk diye
- Tek “ı” lı. Kalkınca oturamadı da şapşal. Öyle dikelendi. Fırsatı kaçırır mıyım ?
- Kaçırmazsın
- Kaçırmadım. “ Anlat hele mıhtar” diyince bu şörr diye çözüldü
- Şööö-öööö ... Lan bu ne biçim hikaye anlatmak ! Bu kadar efektli hikaye mi olur ? Not alamıyorum
- Yazma da dinle zaten. Meğer köyün bütün erkekleri kaç gecedir aynı rüyayı görürlermiş
- Hamamcı rüyası mı ?
Neyi kast ettiğimi anlayıp kızıyor
- Rezillik etme. Bunların hepsine ak sakallı bir nine
- Yuh ! Ak sakallı nine !
- Evet ! İstenmeyen tüyleri gayet istersen ak sakalı nine de olur,teyze de. Bunlara nine gelmiş. Ak sakallı bir nine bunların her gece rüyalarına girip demiş ki ;
Sigaradan bir nefes daha çekiyor
- Ay dolunaya dönüştüğünde köyün kahvesinde bir gölge perdesi kurulacak. Bütün erkekler o gölge perdesinde Karagöt-Bacıvat seyredecek
- Neeeeeeeey !
Bu ne lan şimdi ! Bir saattir yusuf yusuf hikaye dinliyorum,olayın bağlandığı yere bak. Ne canavar var,ne de çinli
- Karagöt’le Bacıvat mı ? O ne be öyle ? Karagöz Hacıvattır o
- Hah. Bizim hıyarağaları da aynen öyle demişler rüyalarında ama ak sakallı nine gözlerini kocaman açarak “Yoooooook” demiş. “Bu Karagötle Bacıvat” “Karagözle Hacıvatın ayıp versiyonu”
Aha
En nihayet macerada kayda değer bir şeyler çıktı ortaya. Ayıp mayıp, var bir şeyler
- Ayıp versiyonu duyunca bizim heriflerin akılları başlarından gitmiş tabi. Önce herkes aynı rüyayı gördüğünü anlatmış birbirine, sonra da bir meraktır sarmış köyün erkeklerini nasıl bir şeydir bu Karagöt diye
- Nasıl bir şeymiş
- Hehe
Ece hanım keyifleniyor
- İnsanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş zaten asker efendi. Bunlar heyecanla dolunayı bekler dururlarmış meğersem. Kahvede olayı öğrenip eve gelip düşündüm uzun süre ne biçim bir iştir bu diye ama çıkamadım içinden. Beklemeye karar verdim mecburen
Sigarasını yere atıp Oya’ya işaret ediyor. Oya çocuk tabutu kadar bir ayakla eziveriyor sigarayı. Oha lan ! Oya lan ! O ne biçim ayak ! Gerçi bu boya az bilem ama !
- Dinliyo musun asker efendi !
Ulan bunlar bana asker diyip karizmamı çizip duruyorlar ama
- Dinliyorum Ece hanım. Yalnız şu asker kısmı...
- Hööööööööyt. Lafımı kesmeden dinle. Neyse uzatmayayım. Zaman çabucak geçti ve geldi dolunay vaktiiiiiiiii.
- Ehi. Bir sürü kurt adamınız mı oldu yoksa ?
Ece hanımın yüzünde karanlık bulutlar dolaşıyor
- Geşke kurt adam neyin olsalardı. Hiç olmazsa bir hafta sonra hayatta olurlardı
- Bir hafta sonra ne oldu ki ?
Ece hanım ayağa kalkıp yüzüme bakıyor
- Karagöt Bacıvatı seyreden herkes bir hafta sonra gökyüzünde bir halka görüp öldüler
- Halka mı ? Ne halkası ya ?
- Bilmiyorum. Halkayı şu an ben uydurdum. Belki ileride film yaparlar
Ben ya hikayenin ucunu bir yerde kaçırdım ya da hakikaten şapşalım. Şu ana kadar hiçbir şey anlamadım
- Cidden Ece hanım,insanlar nasıl öldü ?
Ortalığa bir sessizlik çöküyor. Ece hanım gerginliğin verdiği yorgunlukla geri sandalyeye düşüyor
- Gölge perdesinden çıkan bir şey hepsini bir hafta sonra öldürdü
- Ohaaaaaaa !

14 yorum:

senay dedi ki...

karagötle bacıvat he! ahaahahahhaha! mıhtar ece karakterini çok sevdim alper :) içimi heyecanlar basmaya başladı... bide ben ece'yi biliyorum yaaa hayal ettim okurken... onun kadar hanımefendi birisinin o tarz bi muhtara dönüşmesi çok güldürdü beni :D

.. dedi ki...

8)))
şenayın aksine ben ecemi hiç hayal edemedim mıhtar rolünde. oyalı yemeninin altından kocaman gözleri çıkar, bi onu biliyorum 8)
ve,
görsellere bayıldım 8)

Ece dedi ki...

YaŞŞa sen Alper!!(iki Ş ile..)

Yıllardır içimde saklamak zorunda kaldığım kadını CART(tek R ile..)bir bölümde dışarı çıkarttın ya..

Helâl olsun sana! TEŞEKKÜRLER:))

MUH-TE-ŞEM-SİN

Çağlar dedi ki...

Ahahaa Crystal lake ha, süper. yine gönderme dolu bir bölüm olmuş bu da.

Ayrıca baş kahramanımızın çok mürekkep yalamış bir nefer olduğunu her fırsatta okuyucuya hissettiriyor olmanız da gözzzlerden kaçmadı sevgili hikayeci ;)

Adsız dedi ki...

hehe..
iki bölümdür çağlar sadece bir ayran içebildi ya..
ben ona koptum esas..
yazık ayol kuruyacak içi.
=D

atalet..

Sevgi Gibi dedi ki...

ya ama bu zırt diye bitiyo, anaa yarını mı beklicem şimdi ben diyorum. vicudumun yanısıra merakım da dipisdiri sanırsam benim :))

senay dedi ki...

sevginin yorumuna katıla katıla gülüyorum arkedeşler :P

Sevgi Gibi dedi ki...

şenayyy, espritüelliğime mi güldün yoksa blog dünyasında bir tek senin gördüğün "dipisdiri vicud"uma mı güldün :D

senay dedi ki...

ahaha her ikisinde :D

Sevgi Gibi dedi ki...

inanma Alperim, hiç bir şey göründüğü gibi değildir, senin hayal ettiğin gibidir :))

bitti dedi ki...

bu tırt hatta tırt ötesi sinir bozucu günün sonunda bunu okumak çok ama çok keyif verici=))
yatağımda uzanmış bi yandan okuyup bi yandan kıkır kıkır gülüorum=))
çok şeker:D

Ada dedi ki...

Valla diyecek kelime bulamıyorum :)) Süper gidiyor hikaye :)) Fantastik, gerilim, komedi, tarih, macera v.b hepsini birden barındıran kaç hikaye vardır ki...Merakla bekliyorum devamını Alper...

oya dedi ki...

menecerim son yaptığım yorumdan sonra bir süre kamuoyunun gözleri önünden uzak durmamı ve magazin basınına demeç vermememi istedi..

ama tabi bunda sevgili yönetmenimiz alper natif efendi'nin kamerayı hep alttan tutup da beni olduğumdan uzun ve ince göstermesinin nedeni olduğunu aslında hepimiz biliyoruz.. halk beni yolda görünce "smpfsss" diye kıs kıs gülüyor yahu!

***

süper gidiyor alper..
bir mıhtar ece ana karakteri bu kadar mı güzel olur yalabbiiimm :)

he bir de...
hikayenin gidişatı çok korkunç olmasa keşke yau ;)

Hakan-Korsan dedi ki...

Alper karagöt ve bacıvat serdi ulen beni :)))) Ben bunu evde okumayaa devam etmeli ahahahaha yok yok devam 4. bölüme :) he birde şu iş bölümü ne güzel olmuş yapılması zorunlu işler ya onlar :)