6 Kasım 2009 Cuma

Epey Uzun Giriş

NEFER ÇAĞLAR BİLİR GÜNNÜKLERİ
105. Blog Tabyası (Kayıp Tarihçeler)



Tevfik bey kafasını kaldırarak gökyüzüne baktı. Gökyüzündeki kara bulutlar sonbaharın karakteristik özelliğinden çok yaklaşmakta olan siyasi karışıklığın habercisi gibiydi.
Sıkıntıyla içini çekti Tevfik bey
Almanya’da 1933 ten beri iktidarda olan Hitler gitgide dünyayı daha fazla tedirgin etmeye başlamaktaydı
Bir dünya savaşı daha
Tevfik bey buna ihtimal vermemekle birlikte hükümet ve özellikle de İsmet İnönü geleceği gören kurt bir politikacı olarak yaklaşan tehlikeye karşı herkesi uyarıyor, diken üzerinde durmalarını sağlıyordu

Başbakanlık arşivine küçük bir memur olarak girmişti Tevfik bey
Büyük hırslara yer yoktu hayatında. Ancak konu işi olunca dünyayı bir kenara bırakıp verilen görevleri en iyi şekliyle yapmaya çalışırdı

Ağzından bir tek kötü söz çıkmadan ne kadar iş verilirse yapar,yanında çalışanların da hata yapmamaları için çalıştıkları her şeyi didik didik ederdi.

Arşiv memurluğundan müdürlüğe yükselme süreci de bu güzel çalışması karşılığında olmuştu. Saat sorunu olmadan dosyaların arasına dalıp sürekli envanter çıkarması yüzünden artık listelere dahi bakmasına gerek kalmadan ne nerede ezbere bilir hale gelmişti.

Ve bugün belki de hayatının en önemli işlerinden birisi için kolunun altında bir dosya ile dönemin başbakanı İsmet beyin ofisine yürüyordu

İki hafta önce İsmet paşa arşive bizzat kendisi gelerek odasına dalmış,istiklal harbi yıllarında yaşamış üç kişi ile ilgili ne kadar döküman varsa bulmasını istemişti.

Üç kişi
Adını sanını dahi duymadığı üç kişi
Tevfik bey özellikle hiç girilmemiş depolara girmiş ortalığı allak bullak etmişti ama eline de çok fazla bir şey geçmemişti

İsmet beyin istediği Atalet ismindeki bayan doktorun, son görev yaptığı ege kıyılarından sonra pek bir kaydı yoktu. Bir ara Londra’da görüldüğüne dair eski Karakol örgütünün pek az kalan dosyalarında küçük bir nota rastlamıştı. Bir diğer notta, gene aynı döneme yakın Çin hükümetinin çektiği ve insana masal anlatılıyormuş gibi gelen Çindeki depremle ilgili bir notaydı. Ataletin Çinde büyük bir deprem yarattığı ve bu yüzden kendilerine teslim edilmesi gerektiği ile ilgili deli saçması bir ufak yazıydı.

Mülazım-ı evvel Natif istiklal mahkemesi kayıtlarına göre gene Çinle ilgili bir sorundan sonra idam edilmiş görünüyordu. Ancak idam sonrası doldurulması gereken mezarlık kayıtları arşivin hiç bir yerinde mevcut değildi. Sanki idam edilen teğmenin cesedi sihirli bir değnekle yok edilmiş gibi görünüyordu

Bulabildiği tek belge üçüncü kişiye ait olmuştu
Hoş buna da ne kadar belge denilebilirse

Kafasında bin türlü sorunla başbakanlığa girdi Tevfik bey. Daire gene işi olmayan memurların yaptığı dedikodularla çalkalanıyordu. Gazi ile İsmet bey arasında başlayan anlaşmazlıklar sağır sultana kadar gitmişti. Herkes geleceğin başbakanı olarak Celal Bayar’ı görüyor,ancak İsmet bey’de kolay pabuç bırakmayacağını belli ediyordu. 1935 yılı dünyada olduğu kadar gencecik Türkiye cumhuriyetinde de deli rüzgarlar estiriyordu

Tevfik bey dedikodularla hiç ilgilenmeden direk olarak başbakanın ofisine yöneldi. Kapıdaki sekreter her gün olduğundan daha asık bir suratla karşıladı Tevfik beyi
Tevfik bey gene de ufak bir espri yaparak ortamı neşelendirmek istedi
- Günaydın Miss Moneypenny
- Hömmmmmmmm !
Her kendi halindeki insan gibi Tevfik beyde oldukça alıngandı. Detaycılığı sadece işinde kalmaz, çevresinde olan olaylarda da kendini gösterirdi
- Espri ile kalbinizi mi kırdım hanımefendi ?
Senelerdir tek başına başbakanlığı çekip çeviren sekreter hanım dalgın dalgın baktı Tevfik beye. Sonra aklına başka bir şey gelmiş gibi zıpladı bir anda
- Aman yok efendim. Sizinle alakalı değil.
- Hayırdır o zaman diyelim. Canınızı sıkan şey konusunda benim bir şey yapma şansım var mı ?
Derin bir iç geçirdi sekreter
- Yok efendim,kimse bir şey yapamaz. Kimsenin suçu da yok zaten. İsmet bey birisini davet etti bugün başbakanlığa da ona canım sıkkın biraz
Kadıncağızın iç geçirmesinde kıskanç bir duygu da sezinledi Tevfik bey.
- Kimdir efendim ?Sevmediğiniz bir şahıs mı? Size bir kötülüğü mü dokundu ?
- Kötülük ?
Dalgın dalgın saç kıvrımlarıyla oynadı sekreter
- Evet,kötülük. Çağrılan kişi Fransa büyükelçisi. Bir bayan. Ve fazla şey
- Ney ?
- Şey işte. Biraz fazla güzel
Kafasında İsmet bey olmasına rağmen gülümsedi Tevfik bey. Kadın her devir ve konumda kadındı. Kendilerinden daha güzel bir hemcinsleri onların hayatlarını altüst etmeye yetiyordu
- Takmayın kafanıza. Herkesin güzelliği kendisine. Di mi efendim !
Sekreter bayan tam bir şey söyleyecekti ki kapının açılması ile ikisi birden yerinden zıpladı
Başbakan İsmet bey kapının önünde elinde kağıtlarla dikiliyordu.
- Geldiniz mi Tevfik bey ? Neden dikiliyorsunuz orada ?
- Yok efendim. Şey yapıyorduk hanımefendiyle
- Ney ?
- Ben … İstediğiniz belgelerle ilgili …..
İsmet beyin gözü Tevfik beyin elindeki kağıtlara ilişti
- Hah. Demek buldunuz bir şeyler !
- Valla buna bir şey denir mi bilmiyorum ama…
- Gelin gelin. Beraber inceleyelim
Tevfik bey sekretere bir baş işareti vererek İsmet beyin yanında odaya girdi. İsmet bey peşinden hemen kapıyı kapattı
- Çok işimiz var Tevfik bey. Çok. Zaman harcanmayacak kadar kıymetli
- Tabi efendim
İsmet bey koltuğuna oturmaktansa masasının önündeki misafir koltuklarından birine çöküverdi. Karşısındaki koltuğu da Tevfik beye işaret etti
- Otur Tevfik. Otur oğlum. Neler buldun ?
- Valla efendim
Tevfik bey elindeki dosyanın içinden ince bir defter çıkardı.
- Bulabildiğim tek şey aslında bu !
Başbakan Tevfik beyin çıkardığı deftere şaşırdığını belli etmekten kaçınmamıştı
- O ne oğlum ? Resmi evrak falan yok mu arşivde ?
- Öhhh. Valla istediğiniz kişilerle ilgili arşivlerde pek bir şey bulamadım efendim. Belli bir dönemden sonra sorduğunuz üç kişi sanki yaşamamış gibi. Resmi kayıtlarda pek bir şey yok. Hoş o dönemin olağan üstülüğünü siz benden daha iyi bilirsiniz. Kayıtlara çok itina gösterilmediği aşikar.
İsmet bey bir sigara yakarak ayağa kalktı. Tevfik bey şu an başbakanın kafasından neler geçtiğini öğrenmek için canını verirdi.
- Almanya hakkında ne düşünüyorsun Tevfik ?
Konuyla tamamen alakasız bu muhabbet Tevfik beyin şaşırmasına yol açmıştı. Bir an kendisini sınava sokulan öğrenci gibi hissetti
- Almanya mı ? Şey efendim Eski dostumuz,müttefikimiz. Ama şu aralar biraz karışık gibi
- Evet. Doğru kelime bu Tevfik. Karışık. Çok karışık. Üstelik daha da karışacak
Tevfik bey iki haftasını verdiği araştırmanın bir anda ikinci plana atılmasına bozulmuştu aslında.
- Peki bu karışıklık bizi etkiler mi efendim ?
- Etkiler Tevfik. Maalesef etkiler. Biz birinci cihan harbine neden girdik dersin ?
Tevfik bey tarih bilgisini zorlayarak cevap verdi
- Almanlar yüzünden
- Pekiiiii,neden yenildik ?
- Almanlar yenilmiş sayıldı,biz de öyle sayıldık
- İşte bizi ilgilendiren asıl nokta bu Tevfik. Almanya savaşa girdi,biz de girmiş sayıldık. Almanya yenildi biz de yenilmiş sayıldık. Sanki göbek bağımız bir kesilmiş gibi herifler ne yapsa ucu bize girdi
- Alman hesabı olmadı yani ehi ehi
Tevfik bey normalde espri yapan birisi değildi. Ve İsmet beyin bakışını gördükten sonra bir daha da yapmamaya yemin etti
- Dalga geçilecek bir konu değil bu Tevfik. Almanya yeniden savaşa hazırlanıyor. Hitler dünyayı karışıklığa sürükleyecek,hissediyorum
Küllükte yanıp biten sigarayı fark edince bir tane daha yaktı İsmet bey.
- Ve en büyük korkum Almanya savaşa girerse bizim de girmiş sayılmamız
- Aman efendim ! Olur mu öyle şey !
- Olur Tevfik oğlum. Olur. Böyle manyakça bir durum var ortada
Tevfik bey içini kurt gibi kemiren soruyu soruverdi sonunda
- Peki bu yaptığımız araştırmanın bütün bu işlerle ilgisi ne efendim ?
İsmet bey sigarasından derin bir nefes çekip kocaman bir halkayı havaya savurdu
- Sana söylediğim isimler bu ülkenin adı sanı bilinmeyen kahramanları Tevfik. Çevremden duyduğum hikayelere göre inanılmaz işler yapmışlar. Akla hayale gelmeyecek maceralara atılıp başarılar elde etmişler
Tevfik bey lafın nereye geleceğini kestiremeden beklemeye devam etti
- Hepsi gözüpek ve vatan sevgisi ile dolu. Anlatılanlara göre tarzları bilinen kahramanlardan çok farklı. Londradan Çine kadar gezmedik yer bırakmamışlar. Zaman zaman yanlarına bambaşka kişileri de alarak akla hayale gelmez işlere girişmişler
- Yani efendim ?
İsmet bey gözlerini kısarak Tevfik beye yüzünü yaklaştırdı
- Yani Tevfik , eğer Almanya’nın bu kötü gidişini durdurmak istiyorsak, bize “105. Blog Tabyası” denen bu gruptan başka kimse yardım edemez
- Ama .. Ama bu olayların üstünden neredeyse 10-15 yıl geçmiş efendim ?
- İşte bende onun için arşivleri alt üst ettiriyorum Tevfik. Bu insanların nerede olduklarını bulmamız lazım
Başbakan doğrularak kimbilir kaçıncı sigarasını yakıp doğrudan Tevfik beyin gözlerine baktı
- Şimdi Tevfik. Göster bakalım neler buldun

Tevfik bey ne buldu ki ?

7 yorum:

senay dedi ki...

- Kimdir efendim ?Sevmediğiniz bir şahıs mı? Size bir kötülüğü mü dokundu ?
- Kötülük ?
Dalgın dalgın saç kıvrımlarıyla oynadı sekreter
- Evet,kötülük. Çağrılan kişi Fransa büyükelçisi. Bir bayan. Ve fazla şey
- Ney ?
- Şey işte. Biraz fazla güzel


işte benim koptuğum ve derin bir kahkaha attığım yer burası :D bir an içinde olsa harbiden Atalet'i o dönemde ismet paşanın karşısında senin uydurduğun fransız aksanıyla konuşurken mutlaka boynunda yada üzerindeki kıyafetin herhangi bir yerinde bulunan mor karışımı elbisesiyle otururken ve şuh şuh bakarken hayal ettim :))) bana bunu hayal ettirtebildiğine göre doğru yoldasın demektir alperim :))

heyecanla bekliyorussss :)

.. dedi ki...

okumadım izledim gibi bişey oldu 8)

oya dedi ki...

bir kere daha kendini aşacaksın gibi görünüyor natifcan..
valla antre müthiş..
devamını da en kısa zamanda bekliyoruz..
aman haa :)

Sevgi Gibi dedi ki...

105.blog tabyası? tanımıyorum, bilmiyorum ama yeni maceralarını merakla bekliyorum. özellikle de benim rolümü. napim bencilim işte :D

Çağlar dedi ki...

Ahahaah bomba bomba, belli.
Olay örgüsüne şapka çıkaracağımız bir seri olacak bu yine, eminim.
Heyecan ile bekliyoruz.

beyaz gelincik dedi ki...

bu ekip daha önce çindeydi galiba,hoşgeldin alper...

Hakan-Korsan dedi ki...

Güzel giriş... Bakalım neler bulmuş Tevfik Bey.