18 Kasım 2009 Çarşamba

ÇAĞLAR BİLİR GÜNNÜKLERİ (SON BÖLÜM)

- Ay çok acıklııııııı !!!!
Günnüğü okuyan sekreter gözyaşlarına boğulup mendile sarılmıştı bile.
Dairede çalışan diğer memurlar erkek olmanın getirdiği en büyük mecburiyetle rahatsız rahatsız kıpırdanıyorlardı
- Ne kıpırdanıyorsunuz ayol kımıl kımıl ?
- Eee ! Şeyi merak ettik. Devamını ! Yani öptükten sonra ne olmuş da ne yapmışlar falan ?
- Hey allaaam ! İşin içine azıcık erotizm girince beyniniz başka yerde çalışıyor di mi ?
Sinirle defterin sayfalarına geri döndü sekreter. Son okuduğu yazılardan sonraki sayfalar boş görünüyordu. Merakla bir iki sayfa daha ileriye gitti.
Bir anda farklı renkte bir kalemle yazılmış yazılar karşısına çıkıverdi
- Aaaaaaaaa ! Buldum devamını
- Oh be ! Ne yazıyor ?
- Şey yazmış. Du bakiiim ! “Beş sene sonra” diyor
- Oha ! Beş sene ! Yok artık !
- E öyle yazıyor !
Erkekler bu bir anda inen darbeyle kravatlarını gevşettiler
- Yahu sekreter hanım. Hani iki saat sürer,hadi yarım gün sürer. Lan bilemedin bir gün sürer. Ulan beş sene süren sevişme mi olur?
- Ne sevişmesi be kızışmış köpekler ? Du bakiim ! Beş sene sonra Natif’le İstanbulda yürümelerini anlatmış !
- Haaaaaaa ! Oh be !
- Üf
- Aman aman
Erkekler birbirlerine kolonya ikram edip hava girsin diye odanın camlarını açarken sekreter yazıların kalan kısmını yüksek sesle okumaya başlamıştı bile

xxxxxxx

BEŞ SENE SONRA

Sevgili günnük,
Farkındayım seni elime almayalı beş sene oldu. Aslınde elime neleri almayalı kaç sene oldu ama olsun. Onlar burada sayılmaz
O beş sene önce geçirdiğim üzüntüyü yazıya döktüğümde bir yere kadar yazabilmeye dayanmıştım. Natif ibişinin Oya’yı öptüğünü yazarken de her şeyden tiskinip atmıştım kalemi kağıdı bir yerlere
Olaylar çözülünce başta Ece hanım olmak üzere köyün kadınları Oya’yı affettiler. “E zaten köydeki kocaları da değiştirme vakti geldiydi dediler” Bu da vesile olmuşmuş onlar için
Bir aya yakın kaldık Natif’le köyde
Bunlar her gün buluşup durdular köyün muhtelif yerlerinde
Aman efendim Natif’le boklu derenin kenarına gidip yufka arası kokoreç yemeler mi ! Onu yerken Natif’in “ben bunun arasına biraz da balzamik sosu katıyorum” demesine gülüşmelerimi !
Natif’in elleriyle yaptığı havuçlu-tarçınlı bazlama tarifini Oya’nın isterim allah isterim diye tutturması mı !
Köyün kahvesinde Sevgi’nin sazıyla çaldığı “you didn’t understand” isimli şarkıda duygusallaşmalar mı !
Neler neler
Allahtan bir gün Natif’in annesi oğlunun oralarda olduğunu duydu da kalktı köye geldi
Sen bu diri vicutlu Oya, anneye bir izzet bir ikram. Kadını kafalamak için türlü kuntinlikler,bin türlü maskaralıklar,anlatılmaz yani
Kadın pek bir memnun gitti köyden. Ama bizimkinde şafak attı tabi
Baktı ki iş evliliğe gidiyor. Yok aman benim gitmem lazım, devlet zaten beni idamdan gizli gizli kurtardı felan deyip bir gece beni de yanına aldı,tüyüverdik
Köyden epey bir uzaklaştığımız sırada teeeee ötelerden defalarca tüfek sesi ve naralar duyuldu. Boynunu kıstı kaçtı Natif efendi
Belliydi böyle olacağı
Ah be kızım,varsaydın bana,böyle mi olurdu şimdi hayatımız ?
Dizinin dibinden ayrılmazdım,sen bana habire fesleğen soslu makarna pişirirdin,ben de yer yer zehirlenirdim,gül gibi geçinirdik işte !

- Gene düşüncelere daldın Nefer ?
Ben böyle geçmişi hatırlarken zört diye konuşuverdi yanımda. Yüzüne baktım. Ve aniden sadece söylediklerini değil,kafasından geçenleri de duyabildiğimi fark ettim o an
Bana sanki ilgiliymiş gibi sorarken aklından “ Ulan kesin başıma bir şeyler açmayı düşünüyor hergele” diye düşünüyordu !
Bozmadım
Efendiliğime sığmaz dedim
Elim cebimde sesim çıkmadan yürümeye devam ettim
Bir pasaja doğru yöneldi,e haydi ben de gireyim peşinden dedim
Hay girmez olaydım

Oya’yla bu pasajın girişinde küt diye toslaşıverdiler arkadaş
Aval aval baktılar birbirlerine.
Kolay mı ? Aradan beş koca sene geçmiş.
Oya’ya baktım, hala diri vicutlu. Böyle dizinin üzerinde bir etek giymiş,boynuna da inci kolyeler takmış felan. Tam havalı bir kadın olmuş yani !
Bizim ki hala serkeş pozisyonunda,kirli sakalla falan takılıyor
- Aaaaa merhaba Oya , deyiverdi bizimki
Kız da garibim mecbur kaldı selam vermeye. “Merhaba Natif” diye
Bizimki kibar kibar merhaba dedi ama aklından geçenleri de duyabildiğimin farkında değil Şaban. “Hala taş gibi lan ! Yoksa bir şeyleri kötü mü kaçırdım ne ?” diye hayıflandı içinden
- Nasılsın Oya ?
- İyiyim Natif ! Sen nasılsın ?
- Valla noolsun ! Çok iyiyim ! Gene maceradan maceraya koşturuyorum

Natif’in iç sesi
“Yalan söyledim. Hiç iyi değilim Oya. Senden ayrıldıktan sonra elim kadın eli, gözüm kadın gözü,gö.üm kadın gö.ü görmedi. Yıllarca aha şu yanımdaki neferle oradan oraya koşup dünyaları kurtardık. Tommiks Teksas gibi çizgiroman kahramanlarına döndüm. Kadınsız kahraman. Hiç olmazsa Tommiksin bir Suzisi vardı, arada komutandan gizli fingirdeşiyorlardı felan. Bende o da yok. Yalnızlığımı geçtiğimiz köylerdeki eşşeklere sorsan da anlatsalar !"

- Öööle koşturuyorum Oya. Sen neler yaptın ?
- Dedim ya çok iyiyim diye ! Evlendim, Amerika’ya yerleştim !
- Hadi ya ? Amerika mı?
- Evet. Eşim büyük bir şirketin CIO su oldu. Ben de devlet başkanının sekreteri oldum
- Vaaaaaay !

Oya’nın iç sesi
“ Yalan söyledim. Hiç iyi değilim Natif. Doğru,evlenip Amerika’ya yerleştim. Ama korktuğum başıma geldi. Her taraf zenci dolu. Evet sizin sayenizde espri anlamaya başladım ama zenci korkusunu daha yenemedim. Kocam desen CIO felan değil. Bu yaştan sonra okul okuyacağım diye tutturdu. Sabahları önlüğünü takıp beslenme çantasıyla suluğunu yanına alıyor. Boynuna da –öpme beni- yazılı kokulu silgisini takıyor,hoppala okula. Bir öğlenci bir sabahçı. Dersleri de kötü şaşkının. Geçen gün veli toplantısında öğretmeni ağzına geleni saydı. Ne diyeceğimi bilemedim ! Ben de devlet başkanıyla falan uğraşmıyorum. Evde kocayı da sayarsan iki çocuğu birden büyütüyorum “
- Amerikadayken bir de kızım oldu .
- Aaa ! Hıyarlı olsun. İsmi ne ?
- Mehmet
- Hööönnnn ? Mehmet isminde kız çocuğu mu ?
- Otantik değil mi ?

Oya’nın iç sesi
“ Kocamın rahmetli dedesinin ismi Mehmet’miş. İlla da doğacak çocuğun ismi onun adı olacak diye tutturdu. Çok acaip bir şey oldu. Ne dediysem laf anlatamadım. Örtmenine söylerim dedim,öyle de korkmadı. Ay arsızlaştı valla”

- Sonradan hiç annemi gördün mü Oya ?
- Yooooo. Sen gittikten sonra fırsatım olmadı valla

Oya’nın iç sesi
“Yalan söyledim. Sen köyden gittikten sonra kalkıp annenin yanına gittim. Doğduğun evi gezdim.. Annen sen gittikten sonra odayı olduğu gibi bırakmış. Yattığın yatağa oturdum. Oturmamla kalkma bir oldu. Çarşaflar yapış yapıştı. Lan bir insan evladının hiç mi kız arkadaşı olmaz ? Hala yatağın altında bıraktığın playboylar duruyor valla. Allah belanı versin Natif ! Yok, dur,bu Sevgi’nin sözüydü”
- Ama anneni bir kere daha görmeyi isterdim. Teyzeyi çok sevmiştim.

Oya’nın iç sesi
Annen bile nasıl bıktıysa senden hakikaten hiç dokunmamış odaya. Köşede taş plaklar vardı. İçlerinden bir masal plağı seçtim. –Çocukken mi dinlerdi bunu ? – diye sordum,annen – yooo,dedi. 20 li yaşlarını geçtikten sonra da o plağı dinlemeye devam etti- Zaten masal plağının ismi de bir tuhaf gelmişti. Pamuk prenses ve yedi becerenler ! Lan ne biçim bir adammışsın sen ? Halbuki ben diyecektim ki,sen dizime yattın ve ben sana bir masal anlattım. Ama kesin kafan dizimdeyken de rahat durmazdın sen Natif !”

- Annem de seni çok sevmişti. Oya
- Ya bana şeyin tarifini verecektin sen. Havuçlu-tarçınlı bazlama yapıyordun ya !
- Haaaa ! Aman çok basit o ya. Şey bilmecesini bilir misin ? Tavşan havuç yuvaya girdi. Bu kelimelerden anlamlı bir cümle yap derler ya
- Aaa ! Şey mi ? Tavşan yuvaya girdi ! E ama havuç ?
- Hah işte ! Bu sefer ki bilmecede de havuç bana girdi !
- Efendim ?
- Ya çok basit. Bazlamayı tarçınlı yap,içine de havucu ittiriver. Olsun bitsin Oya
- Kolaymış

Natif’in iç sesi
Kolay mı ? Sen bir de bana sor Oya. Hani kum havuçları neyse de o büyük havuçlar hiç toprakta durduğu gibi durmuyor valla !”


Natif’le Oya’nın iç sesleri kafamda çınladı durdu
Baktım Oya bir kıpırdandı. Gidecek gibi. E artık gitse de bizim Natif salağı ortada kalıverse. Bana yar olmayan kadın kimselerin olmasın uleeeen !

- Ben artık kaçayım Natif. Malum kızım Mehmet bekler.
- Ahahah. Kızın Mehmet. Eh neyse. Biz de gidelim. Daha kurtaracak dünyalar var zaten.
- Hoçakal NATİF ...
- Hoşça kal OYA ...

Hah
Oh be
Zorla da olsa el sıkışıp ayrıldılar. Bu ne lan ortalık duygusala bağladı. Hayır ikisinin de kafasından geçenleri duymak artık kasmaya başlamıştı beni
Oya’nın arkasını dönüp gittiğini görünce Natif’i de kolundan tutup çektim. Mal mal döndü arkasını
Ama …..
Ama ………
İşte o müzik çalmayacaktı arkadaş
Pasajdaki taş plakçılardan birinin gramofonundan aniden o müzik çalmaya başlayınca ikisi birden geri dönüp ortada birbirlerine sarıldılar
Natif hayvanı ahtapot gibi yapıştı kollarıyla. Gitti taş gibi hatun.
Bir de kulağına doğru eğilip demesin mi !
Bazen gidenden bir sevgiliye kalan satırlarının altı çizilmiş bir romandır. Kalan, altı çizilmiş satırları yüksek sesle okumak ister ama onu duyacak kimse yoktur artık. Sevgi; artık susup satırları tek başına tekrar tekrar okumayı gerektirir. Sen her şeyin en iyisine layıksın, arkana bakma, hayatta hep gül, hep mutlu ol

Hemen şair ayaklarına yatması gerekiyordu
Kızda yiyecekti bu lafları !
Hıh !
Ne salak herif be!

Bu arada,
Köşedeki mağazanın tezgahtar kızı bana mı bakıyor ne ?
Aaaaaa ! Valla yere mendil attı haspam

Dur Natif ibişi kızı fark edip şiire miİre başlamadan şununla tanışayım bari
Haydi hayırlısı



18.11.2009
Çağlar başta olmak üzere herkesin kelimelere sığmayan büyük hoşgörüleriyle : )
Alpernatif

10 yorum:

Adsız dedi ki...

aaa sahiden bitti yahu! Tamam çok güzeldi de..Peki Melek hanım, Tevfik bey, İsmet Paşa'ya ne oldu ?
Hitler'i kim durdurdu ? Yok bitmedi bence :)
Pasajdaki karşılaşma bölümüne çok güldüm bu arada :)))

Ada

bitti dedi ki...

hımmm
bu sanki planlanan son değilmiştre sonradan hikaye kısadan kesilip bu son yazılmış gibi geldi
ben 3-5 bölüm birlikte okudum
yorum da yazamadım
çünkü bu aralar it gibi çalışorum natifim=(((

ama prensesi göremedim buralarda ve yunus bacıyı ve daha nicelerini
herkes olsun herkes hep gülelim sayende

sevgiler...

oya dedi ki...

o kadar çok detay var ki,
hangisinden başlayacağımı bilemedim?!?

"sen bana habire fesleğen soslu makarna pişirirdin,ben de yer yer zehirlenirdim,gül gibi geçinirdik işte!" - heh şunu şöyle bileydin.. benim yemeklerimle Çağlarım Bilirimi tatmin etme imkanım yok! deneyimle sabittir :))

"Kocam desen CIO felan değil. Bu yaştan sonra okul okuyacağım diye tutturdu. Sabahları önlüğünü takıp beslenme çantasıyla suluğunu yanına alıyor. Boynuna da –öpme beni- yazılı kokulu silgisini takıyor,hoppala okula." - :))) eheheheh.. yanlışın var natif efendi.. bi kere silginin üzerinde öpme beni değil, kis mi centli yazıyor.. o kadar da hırbo değil benim bey.. hıh!

"Kocamın rahmetli dedesinin ismi Mehmet’miş. İlla da doğacak çocuğun ismi onun adı olacak diye tutturdu" - :))))))))) biz kısaca meme diyoruz bu arada..

"Lan ne biçim bir adammışsın sen? Halbuki ben diyecektim ki,sen dizime yattın ve ben sana bir masal anlattım. Ama kesin kafan dizimdeyken de rahat durmazdın sen Natif !" - çok yerinmde bir tespit.. bravo!

"Bazen gidenden bir sevgiliye kalan satırlarının altı çizilmiş bir romandır. Kalan, altı çizilmiş satırları yüksek sesle okumak ister ama onu duyacak kimse yoktur artık. Sevgi; artık susup satırları tek başına tekrar tekrar okumayı gerektirir. Sen her şeyin en iyisine layıksın, arkana bakma, hayatta hep gül, hep mutlu ol" - du bakiim.. yazılan her satır hangi şehir demiştin sen?

***

:))))))) başrolü paylaştığım bu ilk hikayende yer almak onurdur sevgili natifim.. çok keyifliydi.. yüreğine sağlık..

ve tabii bu yapımda emeği geçen herkeşlere de çook teşekkürler.. başta senin tüm hainliklerine göğüs geren Çağlarım Bilirim ve de yavruşum Sevgicim olmak üzere..

alpernatif dedi ki...

Adaaaaaa
E canım hikayede azıcık açık kapı bırakalım ilerideki maceralara
Tevfik beyle İsmet paşa gene çıkar karşımıza,merak etme :))

Bittiiii
Yok yok
Bu planlanan son
Eğer öyle geldiyse demek ki kurguda yanlışlık yapmışım :(
Bir de benim hikayeler Gergin hocanın dediği gibi ucuz bütçeli filmler
o kadar starı bir hikayede oynatmak kaç para biliyor musun :))

Oyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Yemek konusunu Çağlar'a sormak lazım,bilemeyeceğim :)
Senin bey dediğim silgiyi okulda acıkınca yemişti yanlış hatırlamıyorsam. O senin dediğin yeni aldığınız silgidir
meme?
huuuuuv beybi
Evet,kafamı bir yere koymaya göreyim,ne maceralar yaşıyor ve yaşatıyorum :)
"Aslında yazılan her satır İzmir" dedim
dedim ama niye dedim,bir sor bakalım :)))
Ama bunu tartışmanın yeri burası değil,kısmetse daha sonraki bir yazı konusu...
Sen başrollerin kadınısın. Ben seni bugüne kadar neden keşfetmemişim :))))

.. dedi ki...

bu hikayeler bitince hep bi üzülüyorum ben. bastırıp yeniden mi okusam 8))
ama sırada söyleşiler var dimi.. oley!

alpernatif dedi ki...

Saklanan bacım
Esasında aklımda ne var biliyor musun !
Şu ana kadar yazdığım hikayeleri toparlayıp,karakter olarak gösterdiğim kişilerle ilgili düşüncelerimi de ekleyip,kitap gibi bir şey haline getirip,bu kişilere hediye etmek
Çok ütopik bir şey ama denerim belki
Röportajlar için çok bir şey bekleme
öncelikle videonun boyutu 30 mb.
Blog bunu kaldırabilecek mi bilmiyorum
10 dakikalık bir şeyin 7 dakikası zaten benim zırvalamam
Ama eğlenceli oldu bana göre
(olmak zorunda,izinliyken yarım günümü harcadım bilgisayar başında)
:))))

Ece dedi ki...

Uzun uzun susuyorsun bazen..Ama sonra bir dönüyorsun, tam olyor ha!!

İçin hep matraklık yaratsın.Hep eğlen,eğlenelim.Birlikte hep gülelim Alper..Çok yaşa sen e mi..

Şarküteri dedi ki...

Ellerinize sağlık sayın Natif. Şey Alpernatif. Issız adamla dalga geçen çok oldu ama böylesi de yapılmamıştı. Yapımda ve yönetimde emeği geçen herkese teşekkür ediyor. İzmir' den selamlar yolluyorum.

Adsız dedi ki...

bu yazı " tüm kızsız adamlara sevgiyle.. " cümlesiyle de bitebilirdi bence..:))

uzun zamandır buralarda olmayınca,
hepsini birden okudum,
mutlu oldum..

hayat gibi

Hakan-Korsan dedi ki...

Orta oyunundan günümüz sinemasına uzanacağını hiç tahmin etmezdim. Güzel... En okumak hoştu... Aferin evladım, aferin Alper'im...