10 Kasım 2009 Salı

105. Blog Tabyası (Kayıp Tarihçeler) Nefer Çağlar Bilir Günnükleri 4. bölüm

- O neymiş Tevfik öyle ?
İsmet paşa anlatılanlardan pek bir şey anlamadan Tevfik beyin yüzüne bakıyordu. Gölge perdesi,perdeden çıkan bir şey,köydeki lanet
- Cevap versene Tevfik !
- Valla ben de bir şey anlamadım paşam. Ecnebilerin korku filmi dedikleri hikayelere benziyor ama yer Türkiye. Hiçbir şey anlamadım desem yeridir.
- Allah allaaaah
Milli şef koltuğundan kalkarak odada sıkıntılı bir tur attı. Çokça düşünüp sonrasında da doğru kararlar vermesiyle ünlüydü. Ancak kafasındaki düşünceler bu günlükte anlatılanlar çerçevesinde bir türlü yerine oturmuyordu.
Kapının vurulmasıyla ikisi birden zıpladılar. Anlatılan hikayeye eni konu kendilerini kaptırdıkları için kapı gürültüsü ikisini birden zıplatmıştı
- Geeeel
Sıkılgan sekreter içeriyi rahatsız ettiğinin bilinciyle kapıyı hafifçe aralayıp başını uzattı
- Efendim…
- Kızım bizi rahatsız etmeyin demedim mi ?
- Özür dilerim ama beklediğiniz kişi geldi efendim
- Kim ?
- Fransa büyükelçimiz hanımefendileri
Milli şefin yüzünde inanılmaz bir değişim yaşandı. Öksürdü,duraksadı,ellerini nereye koyacağını bilemedi bir an
- Ne yapıyor şu an ?
- Valla efendim,şu an kapınızın önü ana baba günü. Dairede kim varsa hanımefendinin başına toplandı. Ağzından bir kelime çıksa diye bekliyorlar
- Beklerler,beklerler. Beklenmeyecek kadın değil Allah için. Kendilerine çok az daha işimin olduğunu bildir lütfen. En kısa zamanda içeri buyur edeceğim hanımefendiyi
Tevfik bey Fransız büyükelçisi lafını duyunca çoktan fırlamıştı ayağa
- Şimdi buyur etsek efendim ? Bunları sonra da okuruz nasıl olsa
- Otur yerine Tevfik
Pek isteksizce koltuğa oturdu Tevfik bey
- Evli misin Tevfik ?
- Evet efendim
- Çocuk ?
- Ellerinizden öper,bir tane oğlum var efendim
- Pekiiii,evini falan terk edip umutsuz bir aşka düşmek ister misin Tevfik ?
Tevfik beyin yüzünde kara bulutlar dolaştı bir an
- Ha.. hayır efendim
- O zaman otur ve okumaya devam et Tevfik
- Başüstüne
- Kızım
Sekreter kız dairedeki bayan varlığının içerideki kadın yüzünden bir anda sıfıra düşmesinden sıkkın,zor duyulur bir sesle cevapladı.
- Buyurun efendim
- Sen bize iki bol köpüklü kahve gönder bakiiim. Hanımefendiye de en iyi Fransız kanyağından ikram edin.
- Tabi efendim
Kız çıkınca İsmet bey koltuğuna geri oturup arkasına yaslandı.
- Devam et bakalım şu korku hikayesine Tevfik bey
- Başüstüne


xxxxxxxxxxxxxx

- Maalesef dolunay tam gününde tepeye yükseldi asker efendi
- Maalesef mi ?
- Maalesef tabi. Yüce rabbim dolunaya engel olsa belki de bunlar hiç yaşanmayacaktı ve herifler göyde sağ salim yaşayacaktı.
Elim tutmuyor
Ayaklarım da tutmuyor
Gece iyiden iyiye ağırlığını hissettirdi ama içimde yükselen korkuyu bu karanlık bile kapatamıyor.
- Neyse lafı fazla uzatmayayım,dolunayın olduğu gece göyün bütün erkekleri sankim düğüne gider gibi hazırlandılar. Gravyetler takıldı,kokular sürüldü,potinler parlatıldı ve herkes köy kahvesinde yerini aldı
- Eeeeeeee ?
- Eeee ne ?
- Cidden gölge perdesi var mıydı kahvede ?
- Vardı. Tuhaf ama kahvecide evinde giyinme telaşında olduğundan kimse perdeyi kimin kurduğunu görmemişti o akşam. Zaten kimsenin umurunda da değildi. Erkeklerin kafasında sadece seyredecekleri ayıp gölge oyunu vardı !
Çevremden bir hışırtıdır sürüp duruyor. Kafamı çeviriyorum. Kadınların hepsi ellerindeki çekirdekleri çitletip duruyor. Ama o kalabalığın arasında bir yerlerden katur kutur sesler yükseliyor. Ne olduğunu anlamak için dikilirken Ece hanımın kızgın sesi duyuluyor
- Oyaaaaaaa
- Püheeeee. Buyur mıhtar ana Ece
- Gene çekirdek yerine ceviz mi çatlıyorsun gız ?
- Heeeee !
- Yuh !
Oya süklüm püklüm dudaklarındaki eşek kadar ceviz kabuklarını tükürüyor yere
- Çekirdek beni kesmiyor Ece ana. Güççükken ceviz kazanına düştüydüm ya hani !
- Çakma hopdediks seni. Gendi konuşmamı duyamıyorum,yavaş ol biraz
- Peki ana
Ortalık sessizleşince yeniden hikayeye dönüyor
- Neyse efendim,bunlar bir telaş gayfede sandalyelere oturup perdeye bakmaya başladılar. Ha diyeceksin ki sen nereden biliyorsun. Kimseye çaktırmadan kahvenin penceresinden ben de içeriyi gözetliyordum
- Auuuuuvvvvvvvv
Diri vicutlu Sevgiden bir kikirdeme geliyor ama Ece hanımın bir bakışıyla susuyor
- Herkes yerini alınca gayfenin ışıkları bir anda sönüverdi. Ortalık çoook sessizken perdenin arkasında gaz lambaları yanıverdi
- Kim yaktı lambaları ?
- Bilmiyorum asker efendi. Bir karartı vardı perde arkasında ama ne ben ne de herifler göremedik kim olduğunu. Işıklarla birlikte ufaktan bir de tef sesi duyuldu,aynı Karagöz Hacıvat oyunları başlaması gibi
- Eeeeeeee ?
Ece hanımın sesi bir anda kısılıverdi
- İşte ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Bir tuhaf görüntüler çıkmaya başladı perdede
- Nasıl yani ?
Saçlarım diken diken dinliyorum öyküyü
- Tuhaf işte. Bir ev göründü önce. Sonra güççük bir kız çocuğu. Güççük dediysem yaşı güçük ama kendisi maşallah deve gibi. Sonra Karagöz Hacıvat filan çıkıp kıza bir şeyler söylediler komik komik. Kız gülmedi ama. Sonra Arap bacı çıktı ortaya kız onu görünce bir kaçtı felan. Sonra ortalık iyice karışıp bütün karakterler daldılar perdeye ama kimse güldüremedi küçük kızı. Sanki kitlenmiş gibi durdu öyle
- Erkekler ne yapıyordu o arada ?
- Valla herkes büyülenmiş gibi bakıyordu perdeye
- Siz ?
- Valla ne diyeyim genç adam. Sıkıcı gelmişti bana perdede olanlar. Manasız şeyler dönüp duruyordu perdede. Sıkıntıdan uyuyakalmışım pencerenin dibinde. Ne kadar vakit geçtiğini bilmiyorum ama…
- Ama ?
- Birilerinin bağırtısıyla zıplayıverdim yerimden. Kafayı kaldırıp bir baktım,erkeklerin hepsini gözleri yerinden uğramış kahveden dışarı fırlayıverdiler !
Haydaaaaaa
- Ne görmüşler ki ?
- Ne gördüklerinden çok ne duydukları önemli
- Nasıl yani ?
- Kalabalığın arasından muhtarı yakalayıp sarsaladım. Adam deli gibi bağıra çağıra koşuyordu. Kolundan yakaladım,bir şamar akşettim suratına lönk diye durdu tabansız.
- Ne olmuş ?
- “Muhtaaaar” dedim yüzüne. Ne oldu ? Böyle bir manasız baktı suratıma. Sonra korka korka dedi ki, “Ece ana,hepimiz bir hafta sonra ölecekmişiz” Kim dedi bunu muhtar dedim. “Karagöt perdeye yüzünü yaklaştırıp bağırıverdi,hepimiz lanetlendik” diyip elimden kurtulduğu gibi kaçıverdi
Ece hanım yüzünü yüzüme iyice sokuyor bu sefer
- Dediği gibi de oldu asker efendi. Bir hafta sonra bi dene erkek kalmadı bu köyde


*********************

- Bir hafta kimse gayveye gitmedi. Arada bir kapıdan içeri ben göz attım perde öyle kendi başına durup durdu orada. Taaa ki bir hafta sonraya kadar
- Sürenin sonuna kadar yani !
- Aynen öyle. Bir haftanın sonunda bir baktık ki perdenin arkasından bir ışık gelmekte. Biz kadınlar korkudan içeri giremedik ama gece erkeklerin hepsi zombü gibi gayveye doğru yola çıktılar
- Zombü ?
- Ayaklanmış zombik. Neyse ne. Bunlar böyle uyurgezer gibi gayveye gittiler toplucana. Gayvenin kapısı da kapandı arkalarından. Beş dakika hiç ses gelmedi içeriden. Çıt çıkmadı koca köyden. Ama beş dakika sonra bir feryat bir figan sorma gitsin . Bütün karılar korkudan evlerimize girip kapattık kapıyı üzerlerimize. Akşam üstüne doğru feryatlar kesilene kadar da çıkmadık evden. Sonra önce ben peşimden bütün garılar goşturduk gayvenin önüne. Kapıyı kırarak açtık
Oya’ya bakıp kim kırdı diye sormaya gerek duymuyorum haliyle
- Kırıkların arasından içeri girdik kiiiiii,anam anam.
Saygıyla ayağa kalkıyorum. Bu yaştaki hanımefendinin annesi geliyorsa değil ayağa amuda bile kalksam az gelir herhalde
- Ne oluyo be ?
- Anneniz !
- Len otur. İyice ortaoyununa döndürdün hikayeyi. Ne diyordum ? Hah. İçeri bir girdik ki köyün cümle erkekleri,yüzleri kasılmış, iki elleriyle popolarını tutmuş yere serilmiş vaziyette.
- Popolarını tutmuşlar ?
- Evet. Sanki bir şeyden korkmuş gibi hepsi kendini sağlama almaya çalışmış ama pek faydası olmamış anlaşıldığı üzere
Parmaklarını havaya kaldırınca Sevgi hızır gibi ince ve kibar parmakların arasına bir sigara yerleştiriveriyor. Oya köşedeki ağaçtan kopardığı dalla ilkel yöntemlerle ateş yakmaya çalışırken cebimden çakmağımı çıkarıp kibarca yakıyorum Ece hanımın sigarasını
- Efferim asker
- Hey allaaam
- Söylenmeeeeee. Evet,ne yaptıysak ayıramadık erkeklerin ellerini popolarından. Öylece kaldırdık koyduk biz de karşı ki depoya
Depo mu ?
- Gömmediniz mi ?
- Kim uğraşacak o kadar herifle ! Ayıp şey seyredicem diye getmeyeydi onlar da !
Oturmaktan uyuşan bacaklarımı oğuşturarak doğruluyorum. Duyacağımı duydum. Hatta duymayacağımı da duydum. Başıma bir iş gelmeden tüymem lazım bu köyden

Zaten kimseyle sevişemedim de…

- Eh,bana müsaade hanımlar. Yolcu yolunda gerek
- Nereye asker efendi ?
- Yahu asker deyip durmayın bana. Şu iki diri vicudlu bacıya da dedim hem,büyük maceralar yaşamış bir adamım ben diye ama sizin macera küçük sayılır. Small boy. Bana daha büyük,uluslar arası olaylar lazım. Hani elinizde Almanya’da Fransa’da olacak bir olay varsa hemen çözeyim ama böyle Karagöt maragöt uğraştırmayın beni lütfen!
Ece hanımın gözlerinde karanlık pırıltılar dolaşıyor
- Sevgi,Oyaaaa. Getirin korku goltuğumu
Korku koltuğumu ?
Laaaaaan !
- Yahu şimdi durup dururken…
Konuşmama fırsat vermeden kollarımdan tutup dışarıya çıkarıyorlar. Ece hanımı da sallanan koltuğa oturtup kapının önüne eski pozisyonunda oturtuyorlar
Gözlerinden alevler çıkıyor
- Allaha çok dua ettik heriflerin öcünü alalım diye ama kimsenin gözü kesmedi.
Sevgiyle Oyanın elleri yeniden koltuğun kenarlarında sinir bozucu şekilde sallıyorlar kadıncayızı
- Hoş gözümüz kesse de erkekler gidince perdeyi de gören olmadı bir daha
- Eeeeeeee ?
- Şimdi köyümüze bir erkek geldiğine göre
- Eeeeeee
- Yarın da dolunay olduğuna göre
- Eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ?
Sallanan koltuk bir anda sabit hale geliyor.
Ece hanım eğilip gözlerini gözlerime dikiveriyor
- Eeeeeeeeeesi,seni kullanıp olayı yeniden canlandırarak belki herifleri öldüren şeyi biz de öldürebiliriz
- MEEEEEEEEE
Eee diyecekken meliyorum korkudan. Tüymeye çalışsam karılar yapışıyor her tarafıma
- Bırakın lan beni. Ordunun malıyım ben. Hepinizi divanı harbe veririm valla
- Haha. Pabucumun askeri. Millet zaten savaş halinde. Bir asker eksilmiş kimse farkına varmaz valla
Laaaaaaaaan
- Bunu siz istediniz hanımlar. Daha önce de söyledim tedbürülü kıyafet geziyorum diye
- O ne be ?
- Ben asker değilim aslında
- Nesin ?
Neyim lan ben ?
Yaradana sığınıp sağlamından patlatıyorum
- Paşayım lan ben !
- Aaaaaaaa ! Paşaymış !
Sevginin ağzından şaşkınlıkla çıkan kelimeler herkesi durduruyor
Ece hanım şüpheyle bakıyor yüzüme
- Paşa mı ? Hangi paşa ?
Gücüm yettiğince dikleşip bağırıyorum
- TOSUN PAŞA
Ortalıkta çıt çıkmıyor. Yaaaaaa,alma mazlumun ahını,çıkar paşa paşa
Yarattığım etkiden istifade tüyecekken Ece hanım enseme bir tane yapıştırıveriyor
- Hadi len !
- Ya ama…
- Pabucumun paşası.
- Fekat !
- Sıkışınca hemen bağladın Tosun paşaya
Oya arkadan yaklaşıp kürek kadar elini kaldırıyor
- Ben de furiiim mi Ece mıhtar ana ?
- Aman da canın mı çektim kızıııııım
- Heeeeee
- Vur vur. İçinde kalmasın kuzuuuuum
Lan dur ! Ece hanımla senin elin bir mi…..
Demeye kalmadan enseme iniveriyor eli,gözüm kararıyor
- Madem adın Tosun,bütün köy sana …
- Oha !
Manasızca zırvalamaya başlıyorum
- Şimdi Tellioğullarına haber salacağım.
- Bak hala…
- Seferoğullarına ölüüüm
- Canı çeken vursun kızlar. Epeydir köyde erkek yoktu
Bismillah diyen indiriyor şaplağı
Ağzımı açamadan bayılıyorum

7 yorum:

Gergin dedi ki...

Sabah sabah gözüm
gönlüm açılsın diye Google'a
"Diri vücutlu hatunlar" yazıp
arattım,burası çıktı.
Da..
Nerde bu diri vücutlu hatunlar?
Kardeşim yazılarınızı doğru
dürüst etiketlendirin.
Sizin yüzünüzden sabah sabah
hevesim kursağımda kaldı.

Gerçi diri vücutlu olduğunu
iddia eden bakımsız avatarlı
biri var ama sanırım vücudu da
aynen adı gibidir:
Adı "Sevgi gibi" olduğuna göre
vücudu da olsa olsa
"diri gibi"dir.

.. dedi ki...

alpeeerrr...
ya nolur filmini de çek bunun.
elde ne imkan varsa kullanalım, köy dekoru, kamera, figüran..
okumak kesmeyecek beni 8))))

Sevgi Gibi dedi ki...

Gergin beeeyyyyyyyyyyyy.

senay dedi ki...

ben gergine katılıyoruum. tamam hikaye çok güzel ama işin içinde azıcıkta olsa görsellik lazım geliyor bence... buradan hikaye kahramanlarına önemle duyurulur :P

PS: bide ataleti o kadar coşkulu anlatışını bi kıskanıyorum bi kıskanıyoruuuuum benimde öle bi afet olasım geliyor hemeeeen :D

Sevgi Gibi dedi ki...

Alpercim,Stephen Kingcim, Gergin beye höyküreceğim diye sana yorum yazmayı unutmuşum. Yarınki bölümü sabırsızlıkla bekliyorum ben. Görsel mörsel benim için önemli değildir mesela zira okuduğumuz çoğu kitapta resim yoktur ve ben zaten kişileri zihnimde canlandırmayı,şekillendirmeyi seviyorum. yazarın zihninde şekillendirdiği karakterle yakından uzaktan ilgisi bile yoktur benimkinin belki ama benim karakterimdir işte o, bana özeldir, benim gördüğüm gibidir. sanırım bu yüzden kitap okumayı çok seviyorum.
ve evet, sana yazar dedim :)

Şarküteri dedi ki...

Yanlız birşey dikkatimi çekti bu nefer çağlar günlüğüne yazarken "karı" diye bahsediyor. Ama konuşmaya gelince "bayanlar, hanımefendiler falan" diyor. Vay seni çağlar nefer.

Hakan-Korsan dedi ki...

Alper erkeğe vurulmaz, yok kadına mıydı o. Vurmadan vurmaya fark var be çocuğum :)))) Bütün köy kosun kısmı güze. Devam 5. bölüme...