- Tevfik ?
- Buyrun efendim
- Len bu ne biçim kahraman ! Habire bayılıp duruyor ?
- Valla ben de bir şey anlamadım efendim. Pek narin,şahsına münhasır bir şey olsa gerek
İsmet İnönü sigarasından bir nefes çekip arkasına yaslandı. Kafasındaki planları bu kahramanlar üzerinden yapmaya kalkışsa sonu ne olurdu ki ?
- Efendim müsaadenizle biraz daha okusak ? Belki hikaye bizi şaşırtır,farklı mecralara akar !
- Oku bakalım Tevfik. Oku bakalım
*********
Çevremde gürültüler var ama gözümü açmaya korkuyorum. Bayıldıktan sonra allah bilir deli karılar beni nereye sürükledi !
- Kıpraşıp duruyor ! Ayılıyor gibi Ece ana !
- Höööööööyt ! Mıhtar diyeceeeeen gız zilli Oya !
- Heeee. Mıhtar Ece ana ! Kıpraştı kibin !
Hört diye gözümü açıyorum. Burnumun dibinde bir sürü hatun yüzüme bakıyor. Nooluyo lan ?
- Abooooov. Ayıldı Ece mıhtar ana !
- Hay senin mıhtarına da sana da . Töbe töbeeee.
Yaşı diğerlerinden biraz daha geçkince pamuk yüzlü bir hanım kolumdan tutup çekiveriyor
- Kalk sen de asker efendi. Ortalık eyice garılar hamamına döndü zati !
Kolumu ovuşturarak doğruluyorum. Ortam çok acaip
Etrafımda bir yığın köylü kadın yüzüme tuhaf bir yaratıkmışım gibi bakıyor,inceliyor. Kimisi dokunmaya çalışıyor. Hatta beni getirenlerden uzun boylu olan cimdik bile atıyor
- Ahan da bildiğimiz erkek işte !
- Cimdirme gız Oya ! Erkekse erkek. Hele bir soluk alsın. Ayran getirin yiğidime !
Bir hareketlenme oluyor. Maşrapanın içinde buz gibi bir ayran tutuşturuluyor elime. Bir de tahta sandalye sürüyorlar altıma. Lökkedenek oturuyorum.
Ayranı içerken bir yandan da çevreme göz gezdiriyorum. Bildiğimiz köy kahvesi. Tahta sandalyeleriyle,masalarıyla her şeyiyle köy kahvesi. Ama bir şey eksik. Hatta bir şeyler eksik. Şey yok. Şeeeeeey !
- Anaaa ! Hiç erkek yok ! Bayanlar !
- Aha güfür etti. Bayan mayan bir şeyler söylüyor. Furiiim mi Ece ana mıhtar ?
- Oyaaaaaaaa ! İyi bir şeyler söyledi. Avratın kibarcası
- Vışşşşşşşşşşş. Hem erkek hemi de kibar he mi ? Askerlikten gaç para alıyor ki acep !
Kendisine mıhtar dedirten kadın tam karşıma bir iskemle çekip oturuyor.
- Fark ettin dimek erkek olmadığını ! Köyde erkek yok,doğru didin. Bir tek küçük veletler var. Onların da uyku saati zaten. Her gece onları uyuttuktan sonra kahveye gelip iki el pişpirik domino felan oynarız.
Pişpirik ?
Domino ?
Nooluyo be ?
- Yahu hanımefendi
- Aha gene küfretti
- Oyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa !
- Özür dilerim ama bu saydıklarınız erkek işi hanımefendi ! Kahveye gelmek,pişpirik oynamak.
- Artık bizim işimiz asker efendi. Erkekler olmayınca mecburen iş bölümü yaptık. Ahan da şu grup pişpirik oynama işini üzerine aldı. Bunlar dominocu. Şunlar da hökümeti eleştiren nargileci grup. Zor oleyyo emmeee gader gatlanacan gari
- Siz ?
- Benim ki en zor iş. Göyün mıhtarlığı da benim üzerime galdı mecburen. Sabahtan akşama kadar tespih sallayıp köyde dolanıyorum
Biliyorum,sonu benim için hiç hayırlı olmayacak ama sormak zorundayım.
- Pekiiiiiiii köyün erkekleri nerde sorması ayıp ?
- İşte işin korkutucu kısmı o zaten
Muhtar Ece sandalyesinden doğrulup bağırıyor
- Çabuk korku hikayesi anlatma goltuğumu getirip kahvenin önüne goyun!
Korku hikayesi anlatma koltuğumu ? O ne be ?
Sevgi arkalardan bir yerden eşşek kadar kocaman bir sallanan koltuğu yüklenip geliyor. Diri vicudu koltuğun yükü altında ezilmiyor bile
Ne kadın beeeee !
Koltuğu kahvenin önüne çıkarıp açık havaya koyuyor
Ece hanım koltuğun üzerine besmeleyle yavaş yavaş oturuyor
- Çok dikkatli oturmam lazım. Hala alışamadım sallanmasına. Geçen gün üstünden bi attı,geri üzerine çıkmam bir saatimi aldı valla
Yavaşça oturup elleriyle koltuğun kollarından tutuyor
- Sallayın beni garılar
Sevgi’yle Oya koltuğun arkasına geçip yavaşça sallamaya başlıyorlar. Birisi koşturup kahvedeki gaz lambasının ışığını hafifçe kısıyor. Ortam bir anda esrarengizleşiyor
İçim ürpererek koltukta ağır ağır gidip gelen Ece hanıma bakıyorum
- Sen de şöyle karşıma geç bakem !
Sesimi çıkarmadan toprak yola çıkıp dikiliyorum karşısında
Durup dururken genzinin ta gerisinden yüksek sesle konuşuveriyor
- Hepiniz öleceksiniiiiiiiiiz
Saçlarım diken diken oluyor !
- Efendim ?
- Bu gristal gölü lanetli. Seneler önce buraya gamp yapmaya gelen gençler gölde cinayete gurban gitti.
Ne gölü lan ?
Çevreme bakınıyorum,bırak gölü su birikintisi bile yok !
- Öleceksiniiiiiiiz !
- Aboooooooooov
Koltuğu sallayan Oya korkudan köşesini bırakınca Sevgi tek taraftan ittiriveriyor.
- Aleheyooooooooov
Onun itmesiyle muhtar Ece dengesini kaybedip sallanan koltuktan aşağı alabora oluyor
- Lan manyak karılar. Sizin yüzünüzden her seferinde korku filmi hikayesi tribimi yere düşerek tamamlıyorum. Lan ağaaz dadıynan bir trip yaratamayacak mıyım ben ?
Sevgi’yle Oya’nın yüzünden düşen bin parça iki adım geri kaçıyor
Ece hanım yaşından beklenmeyen bir çeviklikle ayağa fırlayıp kahveden içeri geri giriyor
- Gel sende hele. Orada dikilip durma
- E gölde cinayet felan diyordunuz ?
- Ne gölü asker efendi ! Aha köşeden bir boklu dere akar,onun haricinde suyu zor bulursun buralarda
- Eeeee ?
- Eeeesi,kırk yılın başı havaya gireyim diyorum,bu iki şaşkın her seferinde karizmamı çiziyor !
Sinirle sandalyeyi çekip bir sigara yakıyor
- Otur hele de anlatayım sana köyde erkek olmaması hikayesini
Sandalyeye çöküp başlıyorum dinlemeye
**********
- Uzuuuuuuuun zaman önceydi
- Seneler evvel mi ?
- Yoh. Bir iki ay önce. Köyde zaman ağır işler biliyon mu !
Hey allaaam
- Köyün eli silah tutan delikanlıları zati savaşa goşturmuştu. Geriye kalan erkekler de ortalıkta dolanır durur,aha bizim üstlendiğimiz işleri yaparlardı
Nedense içimde bir huzursuzluk var. Hayrettir bu sefer başımda Natif teğmen ibişi de yok ama bela geliyor gibi.
- Günler birbirinin aynı geçiyor derken gariplikler olmaya başladı
- Çinli minliyse döverim ben,alışkınım
- O ne be ?
- Hayır gariplik dediniz de.
- Gariplik derken aslında çok büyük bir şey de değil gibiydi o aralar. Köyde ne kadar erkek varsa geceleri uykudan zönk diye uyanmaya başladılar
- Nasıl uyandılar ?
- Zönk diye
Kahvedeki karılardan bir kağıt kalem istiyorum. Detayları not almam gerek. Diri vicutlu Sevgi’nin getirdiği kağıda Ece hanımın söylediğini yazıyorum
- Zöööönk di-yeeee uyan-dııı-laaaaar.
- Zönk tek “ö” lü
- Tek “ö” lü zönkle uyandılar
Ece hanım sigarasından deriiiin bir nefes daha çekiyor
- Derin tek “i” li
- Tamam
- Neyse,başta tuhaf gelmese de baktık ki her gece erkekler ayakta dolanıp duruyorlar. Neyiniz var diyoruz,bir allahın kulu söylemiyor. Ama suratları bir acaip. Kendi aralarında gayfede fısıldaşıp duruyorlar. Bizlerden biri yanlarından geçecek olsa hemen konuyu değiştirip savaştan mavaştan bahsediyorlar
- İstklaaaal maaaa-vaaa-şı
- Savaşı
- Lavaş ?
- Garnın mı aç ?
Kağıdı kalemi bırakıp umutla yüzüne bakıyorum. Benim gibi adama sorulacak soru mu bu ? Pek bir hevesle yüzüne baktığımı görünce sırıtıp başparmağını muhtelif iki parmağının arasından geçirip tutuveriyor yüzüme
- Çok beklersin asker efendi
- Çaaaağlaaaaaar çoo-ooook bek-ler
- Üç gündü beş gündü derken bunların uykuları tümden gaçıverdi. Artık kimsenin eve geldiği gittiği de yoktu. Bütün erkekler sabahtan akşama kadar gayfede oturup fıs fıs konuşuyorlardı
Sevgi Ece’nin yanına diz çöküp bacağına sarılıyor. Korkma kadın diyesim geliyor ama du bakalım
- Baktım ki heriflerin bize bir şey söyleyecekleri yok,bi gün gafamın tası atıverdi.
- Taaaaaaaas at-tıııı
- Geçtim gayfede bunların karşısına,”beri bana bakın herifleeeeeer” dedim
- Baktılar mı ?
- Baktılar. Zaten yaşıma hürmet sayar severlerdi beni rahmetliler
- Rahmetliler mi ?
Elimdekileri atıp ayağa fırlıyorum. Ne demek rahmetliler ?
- Ne demek rahmetliler yaaa ! Nası yani ? Bütün köyün erkekleri mi ?
- Otur len yerine tabansız ! Anlatıyoz işte
Zaten dizlerimin bağı çözüldüğünden gerisin geri lök diye çöküyorum sandalyeye
- Ben öyle diklenince herkes dönüverdi bana. Fırsat bu fırsat Ece kızım dedim. Olabildiğince sert bir tavırla bağırdım “neyiniz var len” diye
- Söylediler mi ?
- Yalan yok. Önce kimseden ses seda çıkmadı. Ama ben de geri kaçmadım allaaa var. İki elim belimde durdum öyle karşılarında. Sora bi baktım mıhtar emmi hafiften bir doğrulur gibi oldu arkalardan.
- Rahmetli muhtar tabi
- Tabi ki. Mıhtar kalkacak emmeee,sağdan soldan tutanlar var. Bi kızdım. “Bırakın len aranızda bir tek o erkek çıktı” diye. Tutanlar korkudan bırakınca mıhtar zınk diye fırlayıverdi ayağa
- Zııııı-ııııınk diye
- Tek “ı” lı. Kalkınca oturamadı da şapşal. Öyle dikelendi. Fırsatı kaçırır mıyım ?
- Kaçırmazsın
- Kaçırmadım. “ Anlat hele mıhtar” diyince bu şörr diye çözüldü
- Şööö-öööö ... Lan bu ne biçim hikaye anlatmak ! Bu kadar efektli hikaye mi olur ? Not alamıyorum
- Yazma da dinle zaten. Meğer köyün bütün erkekleri kaç gecedir aynı rüyayı görürlermiş
- Hamamcı rüyası mı ?
Neyi kast ettiğimi anlayıp kızıyor
- Rezillik etme. Bunların hepsine ak sakallı bir nine
- Yuh ! Ak sakallı nine !
- Evet ! İstenmeyen tüyleri gayet istersen ak sakalı nine de olur,teyze de. Bunlara nine gelmiş. Ak sakallı bir nine bunların her gece rüyalarına girip demiş ki ;
Sigaradan bir nefes daha çekiyor
- Ay dolunaya dönüştüğünde köyün kahvesinde bir gölge perdesi kurulacak. Bütün erkekler o gölge perdesinde Karagöt-Bacıvat seyredecek
- Neeeeeeeey !
Bu ne lan şimdi ! Bir saattir yusuf yusuf hikaye dinliyorum,olayın bağlandığı yere bak. Ne canavar var,ne de çinli
- Karagöt’le Bacıvat mı ? O ne be öyle ? Karagöz Hacıvattır o
- Hah. Bizim hıyarağaları da aynen öyle demişler rüyalarında ama ak sakallı nine gözlerini kocaman açarak “Yoooooook” demiş. “Bu Karagötle Bacıvat” “Karagözle Hacıvatın ayıp versiyonu”
Aha
En nihayet macerada kayda değer bir şeyler çıktı ortaya. Ayıp mayıp, var bir şeyler
- Ayıp versiyonu duyunca bizim heriflerin akılları başlarından gitmiş tabi. Önce herkes aynı rüyayı gördüğünü anlatmış birbirine, sonra da bir meraktır sarmış köyün erkeklerini nasıl bir şeydir bu Karagöt diye
- Nasıl bir şeymiş
- Hehe
Ece hanım keyifleniyor
- İnsanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş zaten asker efendi. Bunlar heyecanla dolunayı bekler dururlarmış meğersem. Kahvede olayı öğrenip eve gelip düşündüm uzun süre ne biçim bir iştir bu diye ama çıkamadım içinden. Beklemeye karar verdim mecburen
Sigarasını yere atıp Oya’ya işaret ediyor. Oya çocuk tabutu kadar bir ayakla eziveriyor sigarayı. Oha lan ! Oya lan ! O ne biçim ayak ! Gerçi bu boya az bilem ama !
- Dinliyo musun asker efendi !
Ulan bunlar bana asker diyip karizmamı çizip duruyorlar ama
- Dinliyorum Ece hanım. Yalnız şu asker kısmı...
- Hööööööööyt. Lafımı kesmeden dinle. Neyse uzatmayayım. Zaman çabucak geçti ve geldi dolunay vaktiiiiiiiii.
- Ehi. Bir sürü kurt adamınız mı oldu yoksa ?
Ece hanımın yüzünde karanlık bulutlar dolaşıyor
- Geşke kurt adam neyin olsalardı. Hiç olmazsa bir hafta sonra hayatta olurlardı
- Bir hafta sonra ne oldu ki ?
Ece hanım ayağa kalkıp yüzüme bakıyor
- Karagöt Bacıvatı seyreden herkes bir hafta sonra gökyüzünde bir halka görüp öldüler
- Halka mı ? Ne halkası ya ?
- Bilmiyorum. Halkayı şu an ben uydurdum. Belki ileride film yaparlar
Ben ya hikayenin ucunu bir yerde kaçırdım ya da hakikaten şapşalım. Şu ana kadar hiçbir şey anlamadım
- Cidden Ece hanım,insanlar nasıl öldü ?
Ortalığa bir sessizlik çöküyor. Ece hanım gerginliğin verdiği yorgunlukla geri sandalyeye düşüyor
- Gölge perdesinden çıkan bir şey hepsini bir hafta sonra öldürdü
- Ohaaaaaaa !
Çağlar Bilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağlar Bilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2009 Pazartesi
7 Kasım 2009 Cumartesi
105. Blog Tabyası (Kayıp Tarihçeler) "Çağlar Bilir Günnükleri 2. bölüm"
Giriş notu
İnsanlar haklı olarak taaa Mart ayında yazılmış önceki hikayeyi hatırlayamadı
Okuyacağınız öykü geçmişteki öykü ile epey bir bağ içerdiğinden üşenmeyen buradan buyursun,okusun.
İstemeyip “ulan 7 ay öncesinin hikayesinden bana ne” diyenler devam etsin okumaya
Ne yapayım : )
- Efendim. Daha önce kısaca bilgisini verdiğim gibi ismini verdiğiniz bayan doktor Ataletle ilgili çok fazla bir şey yok
İsmet beyin yüzünde bir gülümseme dolaşıyor
- O konuyla ilgili başka bir düşüncem var Tevfik. Sen devam et
- Teğmen Natif denen şahsın ise İstiklal mahkemesi tarafından idam edildiğini biliyoruz. Ama biraz gizemli bir idam
- Nasıl gizemli ?
- İdam sonrasında ait hiç kayıt yok efendim
- İlginç !
Tevfik bey başbakanın ilgisini çekebilmekten memnun olmuştu
- Evet efendim
- Peki biz ne bulabildik Tevfik ? O defter ne ?
- Doğrusunu isterseniz bu bir defter değil efendim. Daha çok bir günnük
- Günlük !
Tevfik bey defterin ön tarafını kaldırarak İsmet beye tuttu.

- Günnük efendim. İsmini verdiğiniz üçüncü kişi olan Nefer Çağlar Bilir’in günnüğü
- Vaaaaaaaaay !
İsmet bey eskimiş defteri alarak hafifçe karıştırdı.
- Bu, çok kargacık burgacık yazılmış Tevfik ! Ne bu ilk sayfadaki şeyler !
- Efendim anladığıma göre Neferin okuması var ama yazması pek yok gibi
- O ne be ?
Derin bir nefes alan Tevfik bey defteri başbakandan alıp ilk sayfaları açtı.

- Bakın efendim. İlk sayfada kenar süsü çalışmaları var. Sonra şu ilk cümleler.
- Du bakim. Ne yazıyor orada ? Natif top at mı ?
- Eeeee . Evet efendim. Sanırım Nefer teğmeni pek sevmezmiş.
- Dur dur. Şuraya ne yazmış ? Öl Natif öl. Bu ne yahu ? Ahah. Şuraya bak Tevfik. Natif asmaca oynamış. Çöpten bir teğmeni asmış
- Ehi ehi. Ama çabuk da öğrenen bir yapıya sahip efendim. Bakın ilerleyen sayfalara. Cümleler gittikçe uzuyor. Mesela şuraya şey yazmış. “Sevgili günnük,bana kalbim kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşşekkür ederim.
- Teşşekkür mü ? Bu adamın bizimle “teşşek” geçmediğine emin misin ?
- Aman efendim. Onun teşşekliğine verelim bu konuyu.
- Peki doğru düzgün işimize yarayacak bir şeyler yazmış mı bu teşşek ?
- Valla işin doğrusunu isterseniz bu belgeyi dün gece yarısına yakın bir zamanda buldum efendim. Tamamını okumaya fırsatım olmadı. Sizinle birlikte inceleriz diye düşündüm
- Yani ?
Tevfik bey 10-15 sayfayı alelacele atlayıp daha önceden işaretlediği bir yerde durdu
- Yani efendim. Karşınızda nefer Çağlar Bilir’in günnüğü
- Oku Tevfik
- Başüstüne
xxxxxxxxxxxx
Yattan indiğimden beri 1 aydır yürüyorum
Adam da hiç insaf yok
Gül gibi yattan salladı bizi “aman başınıza bir şey gelmesin” diye,kendisi devam etti.
Hayır,yattan kayığın içine zaten zor girdik. Prenses Bitti desen hükümet gibi kadın. Kayığın içine oturmasıyla sallanmamız bir oldu. Bir ara baktım batıyoruz,belinden iki elimle tutup haydi kayığın önünde duralım titanic neyin gibi dedim...
Bir tokat çaktı,Saklanansan’la Gerging hoca zor çıkardı beni sudan
Bunlar hep Natif teğmenin yüzünden
Aman efendim Londra’da Atalet esir,yok efendim Çin prensesini kurtarmamız lazım...
Lan dünyayı kurtarmak bana mı kaldı?
Bu kadar karmaşayı yaratırken bana mı sordun Natif efendi !
Hani bu kadar maceradan sonra elimize bir halt kalsa diyeceğim ki kazandık
Ulen hiç bir şey kalmadığı gibi asker maaşımızdan da olduk
Yattan inerken çaktırmadan orduya tekrar döneyim diye asker elbisesini giydirip indirmişti beni. Neymiş efendim,zaten memleket harp içindeymiş,beni de bölüğünü kaybetmiş bir asker zannederlermiş,memleketimin bana Kurtuluş savaşında ihtiyacı varmış,araya karışıp savaşa devam edermişim. Miş miş de miş miş.
Başıma gelmeyen kalmamış,ben bir daha harbe neyin girer miyim lan ?
İnmişim Akdenizin köylerine
İçeri taraflarda savaş olmayan bir köyde kendi halimde yaşar giderim
Zaten bir aydır yürüye yürüye iyice karmaşadan uzaklaştım. Geçtiğim köylerde de kıyafetimin uğruna saygı gördüm
Bir daha ne Natif efendi,ne de savaş
Zaten kıyı köylerindeki askerlerden duyduğuma göre de istiklal mahkemesi idam etmiş ibişi.
İyi olmuş
Yanımda olsa ipini ben çekerdim serserinin. Yunus bacıyla da ringte yaşadıkları hala gözümün önünde. Ulan benim gözlerimin önünde sen Yunus bacıyı öp,peşinden prensesi kafala...
Bu ne lan
Dünyadaki bütün kadınlar bu adam için mi yaratıldı ?
Nefret ediyorum senden Natif
Hırsımı alamayıp gücüm yettiğince bağırıyorum
- Öl Natif öööööööl !
- Böğürme len !
Abooooooooooov
Karanlığın içinden upuzun boylu bir huri,elindeki tüfenki bana tutarak peydah oluyor
Vışşşşşşş
Üzerine giydiği şalvar ve göynekin altından bile ne kadder diri vicut sahabısı bir hatun olduğu anlaşılıyor
Nerdeyse bizim köydeki küheylan gadar boyu var.
At gibi hatun mu ne ?
Bacak boyu benim iki katım
Saçlar uzun beline kadar
Len bu ıssız yerde bu taş gibi hatunun işi ne ?
- Bacım
- Kes len ! Bilirim ben bacım diyenlerin başıma ne haltlar açtıklarını
Huuuuuvvvv . Konuşmalarından mürekkep yaladığı belli
- Parolayı söyle
- Neeeeey ?
- Parola ney değil
Hey allaaaaaam. Savaştan kaçarken delinin eline mi düştük ?
- Yahu köylük yerde ne parolası ?
- Parola “yahu köylük yerde ne parolası” da değil
Bir şey uydurmam lazım. Ulan bu köylü milletinin ağzı gevşektir. Ben şimdi bir şey uydururum,seneler sonra bunu bir yerlerde film yaparlar kesin
- Tamam,hatırladım. Parola BAŞAK
Yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşiyor. Bildim mi ne ?
- Bilemedin ŞAFAK
Daha ben ne olduğunu anlamadan tüfengin tetiğine basıyor
- Yandım anaaaaam !
Sağ kolumdan vurdu manyak !
- Ehi ehi.
- Ne ehisi ? Kolum gitti be ! Seks hayatım bitti !
- Seks hayatın bitti mi ? O ne be ?
- Anla işte !
Acıyla yere yıkılırken ormanın içinden bir başka güzel hatunun daha fırladığını görüyorum
Dipisdiri vicudu var bayanın. O da pek güzel,pek alımlı.
- Kız Oyaaaaaa. Boyun posun devrilsin. Köyde erkek kıtlığı varken sen burda herifleri mi öldürüyorsun ?
- Bağırma Sevgi ! Parola sordum bilemedi !
- Ne parolası deli hatun ! Şimdi bir fıkra anlatırım kitlenir kalırsın
Fıkrayla kitlenmek mi ?
Sevgi mi ?
Oya mı ?
Bana Sevgiyle Oyanın selamı mı var !
Acıdan bayılmışım
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Kafam
Aaaaaaaah !
Başımın acısıyla gözümü açıyorum
Açmamla kafamın yerdeki bir taşa daha çarpması bir oluyor
Yerdeki taş !
Nooluyo lan !
Başımı kaldırıp bakıyorum. İki hatun biri sol biri sağ bacağımdan tutmuş yerde sürükleyerek ormanın içine doğru götürüyorlar beni
- Heeeeeeey !
- Anaaaa , uyandı gariban !
Gariban mı !
- Hanım,hanım. Gariban dediğiniz adam Londradan Çine bir sürüüüü kahramanlığa imza atmış.... Laaaaaaan,ağaca tikkaaaaaaat. Anaaaaaaaaaaaaam !
İki şaşkın ortalarına gelen ağacın iki yanından geçmeye kalkınca,iki bacak aramın münasebetsiz bir yerinden ağaca tosluyorum
- Lan durun !
- Sevgi
- Neeeeeee !
- Gelmiyor
- Benim ki de gelmiyor Oya
- Daha çok asıl
- Bir iki hobaaaaaaaa
- Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhh !!!!!!
- Anaaaaa ! Sesi gittikçe daha ince çıkmaya başladı
- Takıldı kız ağaca. İyice yüklenirsek... Ya allah
- Allaaaaaaaaaaaaaaaaaaah
Lan bu deliler yüzünden koldan olduk, üstüne hadım olacağız.
Yaradana sığınıp bir tepik atıyorum Oya’ya. Canı yanınca bırakıveriyor
Onun bırakmasıyla Sevgi’nin çektiği taraftan ağacı geçiyorum çok şükür
- Sevgi gıııııı,bana tekme attı
- Sen ona iki katını vur. Çiftme at. Ehi ehi
Hey allaaaaaaam
Sevginin gülmesinden faydalanıp fırlıyorum ayağa. Oya hemen tüfengi doğrultuyor.
- Gıpraşma,fururum
Uyyyyyy. Gene tüfeng. Hani bayağı cesur adamım ama insan irkiliyor ister istemez
- Bacım dur hele bir gözünü seveyim. Nerdeyim,kimsiniz,nereye götürüyorsunuz beni,bu ilişki nereye varacak,benim kimseyle sevişme ihtimalim var mı ?
- Sevişmek mi ?
İkisi birden duralıyor
Yok anacım
Ben bu macerada da sevişemeyeceğim,anlaşıldı
- Ettiğin lafa dikkat et asker. Biz ....... köyünün iki gulüyüz
- Gülü
- Heeee,gulü. Daha elimize erkek eli,ayağımıza eşşek toynağı deymemiştir
Yaralı kolumu tutarak ayağa kalkıyorum
- Erkeklere böyle davranırsanız epeyce değmez daha.
- Ondan değil yahuuuuuu. Köydeki erkekler ölüverdi son zamanlarda
- E be kadın,ülke savaş halinde. Adamlar tabi ki ölecek !
Sevgi derin bir nefes alıp yüzüme bakıyor
- Ondan değil yiğidim. Köyümüzün üstüne bir lanet çöktü epeydir. Heriflerin köküne kıran girdi zaar
Lanet mi ? Bela mı ?
- Sizinle tanıştığımıza memnun olduuuuuum. Hadi hayırlı günleeeeeeer
Arkamı dönüp topuklamak üzereyken Oya havaya bir el ateş ediyor. Zınk diye duruyorum
- Dur len ! Korkak morkak ama erkeksin işte. Hem de askeriyeden. Köydeki esrarı çözersin gibime geldi bir an
- Bana hiç öyle gelmedi ama
- Bi de millet savaşırken sen niye cephede değilsin ?
Ne demeli ki ?
- Buraları kontrol etmeye geldim hanımlar. Er kıyafetini tedbiri aman tebellehü amaaaaaaan, işte şaşıtmaca için giydim yahu ! Yoksa rütbem çok yüksek benim
İkisi birden inanmaz gözlerle yüzüme bakıyor
Lan niye kimse benim yüksek bir şeyler olduğuma inanmıyor ?
Sevgi yavaştan yanıma geliyor
Diri vicudlu,bomba bakışlı bir afet bu. Lan ne kadın be !
- Neyse ne. Bunlar ayak üstü konuşulacak şeyler değil. Köyde konuşuruk. Haydi düş bakiim önümüze
Yürümem için elini kaldırıp hızla yaralı koluma vuruyor. Beynim dönüyor
- Koluuuuuuuuuum !
- Şuncacık sıyrıktan korkulur mu len !
Bayılıyorum
İnsanlar haklı olarak taaa Mart ayında yazılmış önceki hikayeyi hatırlayamadı
Okuyacağınız öykü geçmişteki öykü ile epey bir bağ içerdiğinden üşenmeyen buradan buyursun,okusun.
İstemeyip “ulan 7 ay öncesinin hikayesinden bana ne” diyenler devam etsin okumaya
Ne yapayım : )
- Efendim. Daha önce kısaca bilgisini verdiğim gibi ismini verdiğiniz bayan doktor Ataletle ilgili çok fazla bir şey yok
İsmet beyin yüzünde bir gülümseme dolaşıyor
- O konuyla ilgili başka bir düşüncem var Tevfik. Sen devam et
- Teğmen Natif denen şahsın ise İstiklal mahkemesi tarafından idam edildiğini biliyoruz. Ama biraz gizemli bir idam
- Nasıl gizemli ?
- İdam sonrasında ait hiç kayıt yok efendim
- İlginç !
Tevfik bey başbakanın ilgisini çekebilmekten memnun olmuştu
- Evet efendim
- Peki biz ne bulabildik Tevfik ? O defter ne ?
- Doğrusunu isterseniz bu bir defter değil efendim. Daha çok bir günnük
- Günlük !
Tevfik bey defterin ön tarafını kaldırarak İsmet beye tuttu.
- Günnük efendim. İsmini verdiğiniz üçüncü kişi olan Nefer Çağlar Bilir’in günnüğü
- Vaaaaaaaaay !
İsmet bey eskimiş defteri alarak hafifçe karıştırdı.
- Bu, çok kargacık burgacık yazılmış Tevfik ! Ne bu ilk sayfadaki şeyler !
- Efendim anladığıma göre Neferin okuması var ama yazması pek yok gibi
- O ne be ?
Derin bir nefes alan Tevfik bey defteri başbakandan alıp ilk sayfaları açtı.
- Bakın efendim. İlk sayfada kenar süsü çalışmaları var. Sonra şu ilk cümleler.
- Du bakim. Ne yazıyor orada ? Natif top at mı ?
- Eeeee . Evet efendim. Sanırım Nefer teğmeni pek sevmezmiş.
- Dur dur. Şuraya ne yazmış ? Öl Natif öl. Bu ne yahu ? Ahah. Şuraya bak Tevfik. Natif asmaca oynamış. Çöpten bir teğmeni asmış
- Ehi ehi. Ama çabuk da öğrenen bir yapıya sahip efendim. Bakın ilerleyen sayfalara. Cümleler gittikçe uzuyor. Mesela şuraya şey yazmış. “Sevgili günnük,bana kalbim kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşşekkür ederim.
- Teşşekkür mü ? Bu adamın bizimle “teşşek” geçmediğine emin misin ?
- Aman efendim. Onun teşşekliğine verelim bu konuyu.
- Peki doğru düzgün işimize yarayacak bir şeyler yazmış mı bu teşşek ?
- Valla işin doğrusunu isterseniz bu belgeyi dün gece yarısına yakın bir zamanda buldum efendim. Tamamını okumaya fırsatım olmadı. Sizinle birlikte inceleriz diye düşündüm
- Yani ?
Tevfik bey 10-15 sayfayı alelacele atlayıp daha önceden işaretlediği bir yerde durdu
- Yani efendim. Karşınızda nefer Çağlar Bilir’in günnüğü
- Oku Tevfik
- Başüstüne
xxxxxxxxxxxx
Yattan indiğimden beri 1 aydır yürüyorum
Adam da hiç insaf yok
Gül gibi yattan salladı bizi “aman başınıza bir şey gelmesin” diye,kendisi devam etti.
Hayır,yattan kayığın içine zaten zor girdik. Prenses Bitti desen hükümet gibi kadın. Kayığın içine oturmasıyla sallanmamız bir oldu. Bir ara baktım batıyoruz,belinden iki elimle tutup haydi kayığın önünde duralım titanic neyin gibi dedim...
Bir tokat çaktı,Saklanansan’la Gerging hoca zor çıkardı beni sudan
Bunlar hep Natif teğmenin yüzünden
Aman efendim Londra’da Atalet esir,yok efendim Çin prensesini kurtarmamız lazım...
Lan dünyayı kurtarmak bana mı kaldı?
Bu kadar karmaşayı yaratırken bana mı sordun Natif efendi !
Hani bu kadar maceradan sonra elimize bir halt kalsa diyeceğim ki kazandık
Ulen hiç bir şey kalmadığı gibi asker maaşımızdan da olduk
Yattan inerken çaktırmadan orduya tekrar döneyim diye asker elbisesini giydirip indirmişti beni. Neymiş efendim,zaten memleket harp içindeymiş,beni de bölüğünü kaybetmiş bir asker zannederlermiş,memleketimin bana Kurtuluş savaşında ihtiyacı varmış,araya karışıp savaşa devam edermişim. Miş miş de miş miş.
Başıma gelmeyen kalmamış,ben bir daha harbe neyin girer miyim lan ?
İnmişim Akdenizin köylerine
İçeri taraflarda savaş olmayan bir köyde kendi halimde yaşar giderim
Zaten bir aydır yürüye yürüye iyice karmaşadan uzaklaştım. Geçtiğim köylerde de kıyafetimin uğruna saygı gördüm
Bir daha ne Natif efendi,ne de savaş
Zaten kıyı köylerindeki askerlerden duyduğuma göre de istiklal mahkemesi idam etmiş ibişi.
İyi olmuş
Yanımda olsa ipini ben çekerdim serserinin. Yunus bacıyla da ringte yaşadıkları hala gözümün önünde. Ulan benim gözlerimin önünde sen Yunus bacıyı öp,peşinden prensesi kafala...
Bu ne lan
Dünyadaki bütün kadınlar bu adam için mi yaratıldı ?
Nefret ediyorum senden Natif
Hırsımı alamayıp gücüm yettiğince bağırıyorum
- Öl Natif öööööööl !
- Böğürme len !
Abooooooooooov
Karanlığın içinden upuzun boylu bir huri,elindeki tüfenki bana tutarak peydah oluyor
Vışşşşşşş
Üzerine giydiği şalvar ve göynekin altından bile ne kadder diri vicut sahabısı bir hatun olduğu anlaşılıyor
Nerdeyse bizim köydeki küheylan gadar boyu var.
At gibi hatun mu ne ?
Bacak boyu benim iki katım
Saçlar uzun beline kadar
Len bu ıssız yerde bu taş gibi hatunun işi ne ?
- Bacım
- Kes len ! Bilirim ben bacım diyenlerin başıma ne haltlar açtıklarını
Huuuuuvvvv . Konuşmalarından mürekkep yaladığı belli
- Parolayı söyle
- Neeeeey ?
- Parola ney değil
Hey allaaaaaam. Savaştan kaçarken delinin eline mi düştük ?
- Yahu köylük yerde ne parolası ?
- Parola “yahu köylük yerde ne parolası” da değil
Bir şey uydurmam lazım. Ulan bu köylü milletinin ağzı gevşektir. Ben şimdi bir şey uydururum,seneler sonra bunu bir yerlerde film yaparlar kesin
- Tamam,hatırladım. Parola BAŞAK
Yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşiyor. Bildim mi ne ?
- Bilemedin ŞAFAK
Daha ben ne olduğunu anlamadan tüfengin tetiğine basıyor
- Yandım anaaaaam !
Sağ kolumdan vurdu manyak !
- Ehi ehi.
- Ne ehisi ? Kolum gitti be ! Seks hayatım bitti !
- Seks hayatın bitti mi ? O ne be ?
- Anla işte !
Acıyla yere yıkılırken ormanın içinden bir başka güzel hatunun daha fırladığını görüyorum
Dipisdiri vicudu var bayanın. O da pek güzel,pek alımlı.
- Kız Oyaaaaaa. Boyun posun devrilsin. Köyde erkek kıtlığı varken sen burda herifleri mi öldürüyorsun ?
- Bağırma Sevgi ! Parola sordum bilemedi !
- Ne parolası deli hatun ! Şimdi bir fıkra anlatırım kitlenir kalırsın
Fıkrayla kitlenmek mi ?
Sevgi mi ?
Oya mı ?
Bana Sevgiyle Oyanın selamı mı var !
Acıdan bayılmışım
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Kafam
Aaaaaaaah !
Başımın acısıyla gözümü açıyorum
Açmamla kafamın yerdeki bir taşa daha çarpması bir oluyor
Yerdeki taş !
Nooluyo lan !
Başımı kaldırıp bakıyorum. İki hatun biri sol biri sağ bacağımdan tutmuş yerde sürükleyerek ormanın içine doğru götürüyorlar beni
- Heeeeeeey !
- Anaaaa , uyandı gariban !
Gariban mı !
- Hanım,hanım. Gariban dediğiniz adam Londradan Çine bir sürüüüü kahramanlığa imza atmış.... Laaaaaaan,ağaca tikkaaaaaaat. Anaaaaaaaaaaaaam !
İki şaşkın ortalarına gelen ağacın iki yanından geçmeye kalkınca,iki bacak aramın münasebetsiz bir yerinden ağaca tosluyorum
- Lan durun !
- Sevgi
- Neeeeeee !
- Gelmiyor
- Benim ki de gelmiyor Oya
- Daha çok asıl
- Bir iki hobaaaaaaaa
- Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhh !!!!!!
- Anaaaaa ! Sesi gittikçe daha ince çıkmaya başladı
- Takıldı kız ağaca. İyice yüklenirsek... Ya allah
- Allaaaaaaaaaaaaaaaaaaah
Lan bu deliler yüzünden koldan olduk, üstüne hadım olacağız.
Yaradana sığınıp bir tepik atıyorum Oya’ya. Canı yanınca bırakıveriyor
Onun bırakmasıyla Sevgi’nin çektiği taraftan ağacı geçiyorum çok şükür
- Sevgi gıııııı,bana tekme attı
- Sen ona iki katını vur. Çiftme at. Ehi ehi
Hey allaaaaaaam
Sevginin gülmesinden faydalanıp fırlıyorum ayağa. Oya hemen tüfengi doğrultuyor.
- Gıpraşma,fururum
Uyyyyyy. Gene tüfeng. Hani bayağı cesur adamım ama insan irkiliyor ister istemez
- Bacım dur hele bir gözünü seveyim. Nerdeyim,kimsiniz,nereye götürüyorsunuz beni,bu ilişki nereye varacak,benim kimseyle sevişme ihtimalim var mı ?
- Sevişmek mi ?
İkisi birden duralıyor
Yok anacım
Ben bu macerada da sevişemeyeceğim,anlaşıldı
- Ettiğin lafa dikkat et asker. Biz ....... köyünün iki gulüyüz
- Gülü
- Heeee,gulü. Daha elimize erkek eli,ayağımıza eşşek toynağı deymemiştir
Yaralı kolumu tutarak ayağa kalkıyorum
- Erkeklere böyle davranırsanız epeyce değmez daha.
- Ondan değil yahuuuuuu. Köydeki erkekler ölüverdi son zamanlarda
- E be kadın,ülke savaş halinde. Adamlar tabi ki ölecek !
Sevgi derin bir nefes alıp yüzüme bakıyor
- Ondan değil yiğidim. Köyümüzün üstüne bir lanet çöktü epeydir. Heriflerin köküne kıran girdi zaar
Lanet mi ? Bela mı ?
- Sizinle tanıştığımıza memnun olduuuuuum. Hadi hayırlı günleeeeeeer
Arkamı dönüp topuklamak üzereyken Oya havaya bir el ateş ediyor. Zınk diye duruyorum
- Dur len ! Korkak morkak ama erkeksin işte. Hem de askeriyeden. Köydeki esrarı çözersin gibime geldi bir an
- Bana hiç öyle gelmedi ama
- Bi de millet savaşırken sen niye cephede değilsin ?
Ne demeli ki ?
- Buraları kontrol etmeye geldim hanımlar. Er kıyafetini tedbiri aman tebellehü amaaaaaaan, işte şaşıtmaca için giydim yahu ! Yoksa rütbem çok yüksek benim
İkisi birden inanmaz gözlerle yüzüme bakıyor
Lan niye kimse benim yüksek bir şeyler olduğuma inanmıyor ?
Sevgi yavaştan yanıma geliyor
Diri vicudlu,bomba bakışlı bir afet bu. Lan ne kadın be !
- Neyse ne. Bunlar ayak üstü konuşulacak şeyler değil. Köyde konuşuruk. Haydi düş bakiim önümüze
Yürümem için elini kaldırıp hızla yaralı koluma vuruyor. Beynim dönüyor
- Koluuuuuuuuuum !
- Şuncacık sıyrıktan korkulur mu len !
Bayılıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)