11 Kasım 2009 Çarşamba

105. Blog Tabyası (Kayıp Tarihçeler) Nefer Çağlar Bilir Günnükleri 5. Bölüm

Ara not:
Aksilik olmazsa (uçak düşebilir,yerim 55 kişiye satılmış olabilir,ayu çıkabilir,taş düşebilir) akşamüstü İzmir’e uçuyorum. Cuma gecesine kadar da oradayım
Hikayenin yayımını aksatmamaya çalışacağım. (Flash bellekler ne için var di mi efendim!)
Olur da arada bir yerde aksarsa cumartesi sabah devamında buluşmak üzere
Haydi iyi eğlenceler






- Hayııııııır. En iyi turşu limon suyuyla olur
- Hayır,sirkeyle olur
Laaaaaaaan
Baygınken turşumu mu kurmaya kalkışıyor bu deliler ?
Köyde erkek yok nasıl olsa. Benim gibi yiğidi de bulmuşken turşumu da kurar bunlar, konservemi de yapar
Ufaktan gözümü açıyorum. Küçük bir odanın ortasındaki yatakta yatıyorum
Maalesef tek başına
Lan benim gibi bahtsız bedevi de yoktur herhalde. Hiç erkek olmayan bir köyde macera yaşıyorum
Ve hala kimseyle sevişemedim
- Limon suyuuuuuuu
- Sirkeeeeeeeee
Sevgi’yle Oya kendilerini kaptırmış odanın orta yerinde ağız dalaşı yapıyorlar
- Bağırmayın kızlaaaaaaar. Benim için kavga etmeyin
İkisi birden dönüp sırıtarak bakıyorlar.
- Uyandınız mı beyzadem ?
Uyanmaya uyandım da hafiften bir serinlik geliyor. Sanki …
- Aaaaaaa. Çıplağım ben ?
Elbiselerimi çıkarıp yatırmışlar yatağa. Hızlıca belimin üstüne kadar gelen örtüyü meme uçlarımı kapatacak şekilde çekiyorum yukarı
Bu hareketim iyice güldürüyor ikisini
- Vaaaay. Tosun paşamız Oya Aydoğanlığa geçiş yaptı.
Namusumu korumak için saf saf duruyorum örtüyle. Ama gülmeleri kesilmiyor
- Yahu niye gülüyorsunuz ?
- E paşam. Üzerine çektiğin örtü yarım metrelik örtü. Yukarıyı kapatınca aşağısı biraz açık mı kaldı ne ?
Aboooooov
- Bakmayın ya !
- Ha ha. Neye bakmayalım ki ?
Sevgi’nin esprisi Oya’yı zıplatıyor bir anda
- Espri yapma Sevgi ! Kitleniyorum biliyorsun !
Örtüyü belime sarıp fırlıyorum yataktan
- Nerde benim urbalarım ?
- Yıkadık beyzadem. Akşama temiz ol diye. Aha kurudular da zaten. Al giyin
Asker kıyafetlerimi alelacele giyinip ortalık yerde dikilirken kapının çalmasıyla zıplıyorum
- Açın gızlaaaaaaar
- Ece mıhtar anaaaa. Dur açtım. Bekle hele
Açılan kapıdan tüm azametiyle Ece hanım giriyor içeri
- Uyandın mı paşa efendi ? Kaç saattir uyuyorsun ölü gibi. Bak,dolunay çıkmak üzere. Hadi. Alınacak intikamlar var daha.
- Yahu siz bensiz başlayın Ece hanım. Ben bir ara uğrar bakarım perdeye !
- Askeeeeeer ! Şurda efendi efendi öl,yoksa ben öldürürüm seni !
Ölür müsün ölür müsün !
- Ya boşverin şimdi perdeyi Karagötü şunu bunu. Ben size Çinde yaptığım kahramanlıkları anlatayım en iyisi !
Ece hanımın işaretiyle Oya elini kaldırıp üzerime doğru geliyor
Ne kadın beeeeee !
Güçlü
Kuvvetli
Espri yapınca kitleniyor
Tam evlenilecek kadın !
Ama dayağını yemeye hiç gelmiyor valla
- Vurma yaaa !
- Yanlış anladın asker efendi. Vurmaya gelmiyor. Senin iş biraz tanrılara kurban vermek gibi oldu. Bari sana bir kına gecesi yapalım dediydik
Oya arkasında sakladığı kırmızı tülbenti başımdan aşağı geçiriveriyor
- Nooluyo lan ?

************
- Nooluyo Tevfik ?
- Valla ben bu işten hiçbir şey anlamadım paşam. Macera diye okuyoruz ama iş çığrından çıkmış vaziyette
Kapıdan gelen sesler üzerine İsmet bey meraklandı. Kapıya doğru tok bir sesle bağırdı
- Kızıııııııım !
- Bu…buyurun efendim !
- Nooluyo be dışarıda ?
Sekreter olaylardan bezmiş kapıda ne yapacağını bilemez vaziyette dikiliyordu
- Efendim,Fransız elçimiz için şu ana kadar üç kişi intihar etti. İki kişi karısından boşandı. Alt kattaki dışişleri bakanının sekreteri de kocasını boşadı
- Oha !
- Paşam,ben de bir ufak su döküp gelsem
- Sen daha önce Fransa elçimizi görmemiştin di mi Tevfik
- Yok paşam
- Bir yere gitmek yok Tevfik. Bu odadan çıkmak yok. Ben bile bunca savaş gördüm,bu kadının karşısında ne yapacağımı bilmiyorum. Şimdi bi gidersen sittin sene geri gelmezsin. Otur yerine
Tevfik bey sessizce oturdu yerine. Aklı dışarıdaki bahsi geçen bayandayken kafasını bu tuhaf günlüğe veremiyordu bir türlü.
Nasıl bir kadın erkeklerin başını bu kadar döndürebilirdi ki ?
- Oku Tevfik. Devam et. Kına gecesi düzenliyorlardı galiba !
- Evet paşam. Artık çocuğun neresine yakacaklarsa !
***********
- Yüksek yükseeeeeek tepelereeeeee ev kurmasınlaaaaaaar

Tülbent başımda hatunların ortasında bir sandalyede oturuyorum. Çevremde acıklı türküler söyleyerek dönüp duruyorlar. Hayır bir şey değil,o kıvama geldim ki “aha bu adam senin kocan” deseler hoyda evlenivericem.
Allahtan köyde benden başka erkek yok
- Ece hanım. Ben artık kalksam…..
- Otur yerineee.
Omzumdan sertçe bastırmasıyla tekrar sandalyeye düşüyorum. Zorla ellerimi açtırıyorlar.
- Noooluyo be ?
- Kına yakılacak asker efendi. Biz oğlumuzu ecinnilere,lanetlere kınasız vermeyiz. Lililililiiiiiiiiiiiiiiiii !
Çektiği zılgıtla artık göz pınarlarımda iflas ediyor. Yaşlar tombalak yanaklarımdan aşağı dökülüveriyor
Ah ben ne kadersiz bir geliniiiiiim oyyyyyyyyyy
Kaderimde Karagötle Bacıvata gelin gitmekte varmış uyyyyyyyyy
Ellerimi yumruk yapıp konulan kınayı sıkarken kapı ardına kadar açılıp Sevgi sapsarı bir suratla içeri giriyor
Ne zaman dışarı çıktı bu yahu ?
- Ece anaaaaaaa !
- Mıhtaaaar deycen dili tutulasıca. Ne var ?
- Dediğin gibi gayfenin oraya doğru gittim de
- Eeeeee ?
Kelimeler Sevgi’nin gırtlağından dökülüyor
- Gölge perdesi içeri kurulmuş ana. Arkasında ışığı da yanık. Kurbanını bekliyor !
Laaaaaaaan !
- Yahu hanımlar. Tamam,gel dediniz geldik. Dövdünüz,ses çıkarmadan. Kimseyle sevişemedim de. Yahu tadı kaçtı artık, bırakın da gideyim !
Ece hanım koluma girerek ayağa kaldırıyor. Odaya sessizlik çökmüş durumda. Teskin edercesine kolumu okşayarak kapıdan dışarı çıkarıyor
- Bak asker efendi. Yeni gelin hem ağlarmııııııış,hemi de gidermiş. Korkma. Ses veriyorum, “korkmaaaaaaaa”
- Ama ?
- Hepimizin başından geçti bu ilk tecrübeler. Karşındaki adam yılların gölge oyunu sanatçısı. Biraz hanzo görünür,kabadır emmeeeeee,aslında içi iyidir. Yani içi derken ruhu anlamında, yanlış anlama
Nooluyo lan gerdeğe giden gelin gibi ?
- Sen şimdi kafandakileri unut. Sandalyene otur. Rahat rahat başına gelecekleri bekle. Eğer olur da ölüm kanlı gerçekleşirse heç merak etme,gayfenin masa örtülerinden birini kanına bulayıp annenlere gönderiririz.
- Niye ?
- Başları çevreye karşı dik olur,bakın bizim oğlanın vicuduna daha önce katil eli değmediydi diye
Allaaam ,ben sana ne ettim de başıma bu dertleri sardın yalebbim !
Ece hanım tavsiyeler vererek beni kahvenin kapısına kadar sürüklüyor. Kadın kalabalığı da iki adım gerimizden bizi takip ediyor. Tülbentin altından şöyle burnumu uzatıp içeri doğru bakıyorum
Hakikaten içeride bir gölge perdesi kurulmuş. Arkasından gelen ışık odayı uğursuz bir şekilde aydınlatıyor
- Eveeeeet. Yolun sonu asker efendi. Bundan sonra yalnızsın
- Ben … Ben !
- Heç korkma gızım. Kaderde ne yazılıysa o gelirmiş insanın başına
- Ne kızı ya !
- Ha kııııız ha oğlaaaaan. Hatta kızoğlankız. Alnımıza ne yazılıysa
- OY VELİ VELİ VELİİİİİİİİİİLİLİLİLİLİ
Diri vicutlu Sevginin sesi ortalıktaki sessizliği yırtıyor
- Dureydim burada beyle
Kollarını açmış kafası öne eğik,kendi kendine söyleniyor
- Açeydim beyle gollarımı. Getme asker deyeydiiiiiim
- Sus gız ! Adam korkudan ne yapacağını şaşırdı zaten
Korkmak mı ?
Ben ki Tibet’in dağlarına çıkmış,ben ki dünyanın en iyi dövüşçüleriyle kapışmış,ben ki Churchille dünyayı dar etm….
- Allaaaah
Ece hanımın apansız itmesiyle kahvenin kapısından içeri paldır küldür düşüyorum. Aceleyle arkamdan kapıyı üstüme kitliyorlar.
Bacaklarım titreyerek doğruluyorum kahve de
Karşımdaki perde de hiç kıpırtı yok
Sadece soluk bir ışık var
Tülbenti güzeeeelce kulaklarımın arkasına itip perdenin karşısına bir sandalye çekip oturuyorum.
Bekliyorum
Bekliyorum
Hafiften bir şıkırtı mı var ne ?
Çevreme bakınıyorum sesin kaynağını bulmak için ama aslında hiç gereği yok kendimi kandırmanın
Ses perdeden geliyor
Tef sesi

İnsanları öldüren her neyse başlıyor

************

İsmet beyinkapısı ardına kadar vurularak açıldı
Ne Tevfik bey,ne de İsmet bey böylesine bir şey beklemedikleri için boş bulunup zıplayıverdiler.
Ve Tevfik bey ömrü boyunca unutamayacağı bir anının sahibi oldu
Kapının açılmasıyla birlikte önce hoş bir koku Tevfik beyin burunlarından içeri dolup beynine hükmetti
Şu ana kadar hiç duymadığı güzellikte , bilmediği cezbedicilikte bir koku
Zavallı adam ayaklarının birbirine karıştığını hissetti ama başbakanın yanında aciz duruma düşmek istemediğinden direnmeye çalıştı
Koku kapıdan içeri yavaşça süzülen kibar bir topuklu ayakkabı ile bütünleşti. Ayakkabıyı takip eden biçimli bir bacak devrin modasına uygun son derece hoş bir eteğin altında kayboluyordu
Tevfik bey ayak ve devamına takılmışken sarışın ve son derece güzel bir kadın kapıdan içeri efsanelere konu olmuş bedenini sokuverdi
- Huuuuuu,İsmeeeet !
Yılların kurdu İsmet bey etkilendiğini göstermemek için çok çaba harcıyordu ama sesi ağzından fark edilir biçimde tedirgin çıktı
- Eeee… Evet Melek hanım ?
- Ayol,niye bekledim ben kapıda ?
- Rica ederim hanımefendi. Beklemek ne demek. Bir parça misafirlik desek ?
- Öyle mi desek ?

Elçinin her konuşması Tevfik beyde önü alınmaz duygulara yol açıyordu. Sakin giden hayatında ilk defa başına gelen bir şey. Tevfik beyin her an maceraya atılası gelmişti bir an. Eve koşturup kaç yıllık eşine “ben ayrılmak istiyorum” deyip gelmesi ne kadar sürerdi ki şunun şurasında !
- Tevfiiiik
- Efendim paşam
- Ağzın düden şelalesi gibi oldu. Çıkan sulardan boğulacağız, demedi deme
- Ha ha ! Şelale mi? Ay alem adamsın başbakan ! Mayo giyseydim keşke !

Bu kadarı fazlaydı Tevfik beye. Muhteşem bir kadın ! Mayo
Olduğu yere çöküverdi.
İsmet bey elinden geldiğince sakin kalmaya çalışarak bu muhteşem kadını koltuğa oturmak için reverans yaparken Tevfik bey konuşmuş olmak için konuştu
Daha doğrusu kekeledi
- Çok özür dilerim hanımefendi. Kokunuz…..
- Ha ha ! Fena değil değil mi ? Chanel ayol. Son mahsul. Beşincisi
Ağzını açtığına pişman oldu Tevfik bey. Bu kadının yanında olduktan sonra onu sadece seyretmekte yeterdi esasında?
- İsmet
- Evet Melek hanım ?
- Ben neden geldim başbakanlığa ?
İsmet bey kadının cazibesinden kafasındaki planları unutmuştu bile. Elini alnına hafifçe vurarak masasının başına geri döndü. Koltuğuna oturunca kendisine daha bir güven gelmişti
- Bir konuda yardımınızı rica edecektim Melek hanım
- Lafı bile olmaz. Ne oldu ki ?
- Aslında şu an bir şey söylemem için erken sayılır ama biz Tevfik’le burada 10 küsür sene önce yazılmış bir günnüğü okumaya çalışıyorduk
- Günlük
- Yok yok. Yazanın deyimiyle günnük. Müsaade buyurursanız sizin de bu okumaya katılmanızı rica edecektim
- Neden ?
- Sizin aldığınız eğitim ve zekanız sizi farklı bir konumda tutuyor Melek hanım. Bu günnükte çözmeyi istediğimiz bir şeyler var. O konuda belki yardımcı olursunuz diye düşünmüştüm
- Kiminmiş bu günnük ?
İsmet bey kadının tepkisini görebilmek için yavaşça arkasına yaslandı. Kelimeler ağzından yavaş yavaş çıktı
- Nefer çağlar Bilir
Bir an,ama çok kısa bir an Melek hanımın gözlerinde bir bulut dolaştı. Alık alık bakan Tevfik bey bir şeyi fark etmemişti ama kurt politikacı bu saliselik değişimi yakalamıştı
- Tanıyor musunuz ?
- Hiç duymadım
Üstelemedi İsmet bey
Bu kadına zorla hiçbir şey yaptıramayacağını seneler önce öğrenmişti zaten
- Peki Melek hanım. Eğer acil işiniz yoksa sizden günnüğü dinlemek için biraz kalmanızı isteyeceğim
- Ne demek efendim. Siz başbakanımsınız
Kelimelerdeki alaycı vurgu İsmet beyin ağır işiten kulaklarından dahi kaçmasa da üstelemedi. Tevfik beye dönerek eliyle okuması için küçük bir işaret yaptı
- Ha ? Ne ! A,özür dilerim efendim. Dalmışım
- Boğulma
- Pardon Melek hanım ?
- Haha şaka ayol. Oku bakiiim neymiş bu çok önemli günnük ?
Tevfik bey gözlerini zorlukla kadından alarak defterine dönmek zorunda kaldı
- Nerde kalmıştık efendim
- Perdeden ses geliyordu Tevfik
- Hah. Evet paşam. Perdeden bir şıkırtı geliyordu

6 yorum:

.. dedi ki...

gerçekten çok meraklandım 8)

Ece dedi ki...

Hani bir yerde, Ece Hanım tüm 'azamet'iyle kapıdan giriyor ya; işte ben o sahnede bir mutlu olayım,bir mutlu olayım..Defalarca okudum aynı yeri:))
Yazık Nefer'e..E tabi onca eziyetten sonra gözleri iyi göremez olmuştur yiğidin.
Evet..üzülürüm. 'Erkek' bile olsa, bu durumdaki kişi içimi burkar:))

alpernatif dedi ki...

Saklanbacım
Çok meraklanma yahu
Bildiğimiz Karagöz Hacıvat işte :)))


Ece hanım
Efendim sizi kelimelerle azıcık mutlu edebildiysem ne mutlu bana :)

Adsız dedi ki...

hainsin.. evet .. ve hatta kötüsün alperim..
biz istanbula gelirken haber ver dedik
sen bize izmir uçuşu ayrıntısı veriyorsun..
ben o uçağa bom
ba ihbarı yapmaz mıyım şimdi..
=D..

bi izmir öğrenmişin.. varsa yoksa o..

hmm

yazıya gelince..

=)ecenin uluece olmasında ben de koptum yalnız..
onun yorumuna da..

gelin çağlar da hoş..
e hele örtüyü kulak arkasında sıkıştırmadı mı..
ayrıntılar çok keyifli =)

atalet

Çağlar dedi ki...

İnsanın Alper'in hikayelerinde rol kapması da bi dert kapamaması da. Hele ki başrol, ne desem boş. Aha şu örnekte gördüğünüz ve muhtemelen daha ileriki bölümlerde göreceğiniz gibi sessiz ve derinden kıç role dönüşmeniz de hiç zor değil :D
Ama hastası mıyız, evet. O ayrı.

Hakan-Korsan dedi ki...

Bakalım ne oluyormuş perdeden adamlara. Arkalarını tutmaları hayır değil gibi :)))