28 Nisan 2009 Salı

Aslında Kalmak Zor

- Ercan abiiiii
- Neeeeee ?
- İçkimi tazeler misin ?
- İnekten taze sağayım da geleyim ! Tazelemek ne oğlum ?
- Yenisi işte

İşi uzatmadan kadehi dolduruyor.
Gürültü ve içkiden beynim 10 numara olmuş
Etrafa bakınıyorum. İnsan kalabalığı üstüme üstüme geliyor.
Paketten sigara çekip yakarken Ercan abi gözlüğünün üzerinden bakıyor

- Alpeeeeeer
- Efendim abi
- Sen eskiden neşeli falan bir adamdın
- Yoruldum
- Ulan mizahın yorgunluğu olur mu ? Yap bakiim bir espri !
- Kombili ev tutacağıma zombili ev tutmuşum. Her gece korkudan geberiyorum
- Ahahahahah ! Ne adamsın !
Çakma espriyle Ercan abiden yırtıyorum ama sol yanımdan bindirme var
- Alpeeeer
- Efendim A...... (bayan ismi)
- Beni eve bıraksana !
- Niye ?
- Cebimde para yok. Eve gitmem lazım
Burnuma kadar içki doluyum. Bir yerde mantık işlemiyor. Sallana sallana kalkıp kapıya yürüyorum. Beraber geldiğim kız arkadaşım barın içinde bir yerlerde ama ...
- Gelmiyor musun ?
- Geldim geldim
Şimdi kız arkadaşı bulup dert anlatmak uzun sürer. Zaten anlatılabilecek bir şey de değil.
Düz yürümeye çalışıp geçiyorum direksiyonun başına. O da çuval gibi atıyor kendini yan koltuğa
- Ev nerde ?
- GOP un yukarısı
- Tarif et o zaman. Yol bulacak halde değilim
Araba bir şekilde buluyor yolları
Yanımdan bir inlemeyle dikkatimi çekiyor
- Ne oldu ?
- Adet sancım. Canım yanıyor
Haydaaaaaaa !
- Adettendir,aldırmamaya çalış
- Öfffff. Espri yapma. Biliyor musun Amerika’da yapılan araştırmada kadınların en çok adet dönemlerinde cinayet işledikleri ortaya çıkmış
- İsviçreli bilim adamları yapmıştır allah bilir
- Efendim ?
- Yok bir şey !
Ulan milletin işi gücü yok bunu mu araştırmış ?
Hadi onlar araştırmış,şimdi durduk yere bu muhabbetin manası ne ?

Ayılmak için radyoyu açıyorum
Odtüden slow bir şeylerle doluyor arabanın içi
Ağrıdan kıvranan kız dikiliyor
- Bir de kadınlar adet dönemlerinde şey olurmuş biliyor musun ?
- Ne ?
- Şey işte ! Libidoları tavan yaparmış !
- Bunu da mı araştırmışlar !

Sağ sol derken bir apartmanın önünde durduruyor
Kafayı kaldırıp bakıyorum
Şaka gibi
Rahmetli arkadaşımın apartmanı

- Burda mı oturuyorsun sen ?
- Evet
- Tesadüflere inanır mısın ?
- Efendim ?
- Yok bir şey

Hiç inesi yok arabadan
- Annemle beraber kalıyoruz biz
- Eeeeee ?
- Allah bilir o da konken için birilerine gitmiştir
- Allah bilir !

Suratıma bakıp iniyor arabadan

- Teşekkür ederim
- Rica

Koşar adım giriyor apartmana
Çalıştıramıyorum arabayı. Rahmetlinin gülen yüzü aklımdan gitmiyor
Bir sigara yakıp kış ortasında camı sonuna kadar açıyorum
Arka sokaklardan geri geliyorum bara
Bar bıraktığım gibi
Kız arkadaş bıraktığım gibi
Ercan abi de bıraktığım gibi

Lan bir sefer de döndüğümde bıraktığım gibi bulmayayım şu hayatı !
Şaşırt beni bir kez hayat !

Barın kenarına tüneyip sesleniyorum
- Ercan abiiii !

Gözlük camlarının üzerinden bakıyor

- Hah geldin mi ?
- Geldim
- Demin ki espriye ek buldum
- O ne be ?
- Kombili ev yerine zombili ev ya
- Eeeee
- Zombili ev yerine bombili ev bulmuşsun mesela
- Eeeee ?
- Anlamadın mı ? Akşama kadar bombili bili bili bom. Şarkı söylüyorsun
- Abi
- Efendim canım
- Sen bana içki verme
- Niye ? Fazla mı geldi ?
- Yoooo. Ben içiyorum,seni çarpıyor

Bozulup içkiyi uzatıyor önüme

Hayat gidiyor öyle gidenleri unutturmadan !
Asıl kalmak zor zanaat .....

23 Nisan 2009 Perşembe

23 Nisaaaaaaan kutlu olsuuuuun

Bugün 23 Nisan
Neşe doluyor insan, diyeceğim,diyemedim
İş yerinde nöbetçiyim
23 Nisan da ne yapılır
Başbakanın felan koltuğuna temsilen çocuk oturtulur ya
Sabahtan beri direktörün odasına girmeye çalışıyorum
Koltuğuna oturup sağa sola emirler yağdıracağım
Sekreter önceden tembihlenmiş,odayı kilitli tutuyor

Rahmetli dedem (papanın babası) Elazığdaki bir arsayı satmaya gitmiş zamanında
Bizimkiler heyecanla beklemişler
Arsa satılırsa bizim de payımıza üç beş kuruş düşer diye
Dedem geri gelmiş,elinde kocaman bir çuval
Papa direkt konuya girmiş
- Baba, paralar nerde ?
- Kız kardeşime para lazımmış ona verdim !
- Baba onlar zaten zengin ?
- Olsun. Sevaptır
- E bu çuval neyin nesi ?
Dede çuvaldan üç tane kaya parçası çıkarıp salonun ortasına koymuş
- Arsadan getirdim. Memleketimin taşı, toprağı,alın saklayın

Al sana kaya, nerene ... deyimi o gün aileye yerleşmiş !



Direktörün odasının kapısını açık buldum
İçeri sızarken hademeler yakaladı
Üstüme tütün kolonyası sıkarak beni püskürttüler
Ofisime dönüp üstümü havalandırdım
Sakinleşmeye çalışıyorum


Geçen sene saçlarımı bir numaraya vurdum
Ulan dedim,zaten kelim. Belki teen age modeli yakışıklı bir şey çıkar
Saçların altından yamru yumru bir kafa çıktı
Çok bozuldum
Anneme koşturdum
Hayatımdaki bir gizemi daha anlatmak zorunda kaldı
- Doğum sırasında vakum kullanmak zorunda kaldılar. Sen doğunca doktor eliyle kafanı düzeltti
!!!!!!
Bu ne ya şimdi ?
Şaka mı ciddi mi ?
Hayır böyle bir elle estetik müdahale yapılabiliyorsa,len her tarafa el atsana !


Sekretere çiçek götürüp kur yapmaya çalıştım
Konuşma arasında “High miss Moneypenny. M burda mı ?” diyip odaya kaçıyordum
Hademeler içeride bekliyormuş

Kolonya gözüme geldi,gözüm yandı !


İlkokulda 23 Nisan da ronta çıkmıştım
Öyle röntgenleme anlamında değil,bildiğimiz müzik eşliğinde dans
İlkokul aşkım Yeşim Sökmensüer’le (evet,soyad tanıdık) diğer dansçıların arasından çıkıp sahnede dikkatleri üzerimize topladık
Ve Yeşim’le tek dansım da ömrü billah bu oldu
Yıllar sonra Tunalı’da dolanırken rastlaşıp bir kahve içtik
Sevgilisinden şikayet etti
Hazin bir suratla dinledim
Bir anda ayağa kalkıp “ ilk dansımızı ne çabuk unuttun” diye bağırmak istedim
Yakışık almayacağını düşünerek sustum

Hesap bana girdi !



Şirket içinde mail yayınlamışlar
Resmim de var
Odaya yaklaşırsam vurulmamı istiyorlar
Yok artık !


Bir de Yeşim’den sonra ki ilkokul aşkım vardı
(Çok çapkındım )
Gözen Kutlu
Yeşim ne kadar sarışın,ne kadar uzun boylu,ne kadar yeşil gözlü ise, Gözen’de tam tersiydi
Teneffüslerde buluşup birbirimize simit-ayran ısmarlama gibi seviyeli bir ilişkimiz vardı
Sonra sünnet olduğum gün eve gelip beni sünnet kıyafetiyle görünce çığlık atıp kapıdan kaçtı
Üzerimdeki entarinin münasebetsiz yerime gelen kısmını elimle havaya kaldırıp peşinden “Gözen açıklayabilirim” diye koşmaya çalıştım

Pipim düşmedi



Sekreterin dikkatini “aaa kuş” diye dağıtıp odaya girerken direktörün işlere bakmak için geleceği tuttu
Ne yaptığımı sordu
Sekreter laf anlatırken ben tüydüm

Şu an arabada saklanıyorum


23 Nisaaaaaan kutlu olsuuuuuun

22 Nisan 2009 Çarşamba

Tanrı var mı yok mu ?

İş yüzünden beraber çalışmak zorunda olduğum manyak, trilyonluk banka hesapları üzerinden kasıla kasıla konuşuyor.
- Beeeeen,ben var ya beeeeeeeeen !
Len sen kimsin?
Babanın geçmişte hamal gibi çalışması sonucu para üzerine konmuş bir adamsın

Ulan diyorum,kesin tanrı yok. Böyle bir tipleme karşıma geçip manasız hava basmalar içinde konuşuyorsa, ilahi bir güç yok

Sonra sinirlenip aşağı memurların yanına iniyorum
- Ne var ne yok ?
- Allaha şükür iyiyiz abi !
- Neden allaha şükür ?
- E sağlığımız sıhhatimiz yerindeeeee !

Haaaaa
Onlara göre tanrı var !

Arabaya binip basıyorum ufaktan. Radyodan bir haber
- Felan yerde 5 kişinin tecavüzüne uğrayan genç kız ...
Ulan diyorum,kesin tanrı yok. Olsa böyle işin olmasına izin verir mi ?
Ha derseniz ki bu bir imtihan,bu kadar zor sorulur mu ?

Kafa karışıkken önüme fırlayan adamı ezmemek için sıkı bir fren yapıyorum
Adam titriyor
- Allah korudu beni abi !

Haaaaaa
Ona göre tanrı var !

Yeniden basıyorum gaza
Çekiyorum bir iş merkezinin
İçeri girince dünya güzeli bir kadınla karşılaşıyorum
Kılları gömleğinden fırlamış Anadolu harmanı bir adam kadının beline sarılıyor

Ulan diyorum,tanrı yok valla. Olsa böyle bir kadının yanında bu adamın işi ne ?

Ben bunu düşünürken kadın
- Ay sen beni sevindirdin,allah da seni sevindirsin , diyor

Haaaaaa
Kadına göre de tanrı var

Bir üst kata çıkarken bacakları sakat bir çocuğu babası kucağında taşıyor
Ulan diyorum
Tanrı kesin yok !

Adam çocuğu tekerlekli sandalyesine oturturken söyleniyor
- Allahtan sandalyeyi alabildik !

Haaaaa
Demek ki bu adama göre de tanrı var

İş yerine dönüp Hakkı’ya;
“Yahu” diyorum. “ Tanrı var mııı , yok muuuuu ?”

“Valla “ diyor,”şu an ilgilenemeyeceğim, maaşı borçlara denk getirmeye uğraşıyorum”

Haaaaaa

Bu sefer bir halt anlamadım !

19 Nisan 2009 Pazar

Sınırlı Demokrasi

Karşınıza bir grup insan çıktı
Ve üzerinize yürüdüler
Birebir olmayan kavgalarda bir kural vardır
Eğer kalabalığın başında en çok sesi çıkan, diğerlerini en çok etkisi altında tutan kişiyi beklenmedik anda devirirseniz, diğerleri siner ve hatta kaçar

Mahalle kavgalarının en önemli noktasıdır
Başı devir, gerisi kaçar


Çoooook değerli hükümetimiz bu nadide taktiği epeydir uygulamaya devam ediyor

Basında en çok kimin sesi çıkıyor ?
Beklenmedik bir anda alıver evinden
Basını sindir

Eğitimde kimden muhalif ses çıkıyor ?
Bir gece ansızın gelebilirim

Toplumun onlar için rahatsızlık yaratan her kesiminde vitrinde olan insanlar gayet beklenmedik anlarda içeri tıkılıveriyorlar

Geride kalan güruh bir panik içinde
“Onu bile devirdikten sonra biz kimiz ki” tereddütü, sessiz kalabalıklar yaratmaya devam ediyor

Kimseyi kınamakta değil derdim
Hakikaten tehlikeli
Karşınızda zerre kadar eleştirilmeye gelemeyen bir güç topluluğu var
Düşündükleri oluşum için tehlike arz eden kim varsa oyun dışına itmek için gözleri çok kara

Ya paşa paşa neyle suçlandığınızı dahi anlamadan kendinizi içeride bulacaksınız
Ya da olanların adına demokrasinin gereği diyip susacaksınız

Böyle miydi bize öğretilen demokrasi ?

Herkesin sesini ve fikrini duyurabildiği üretken yaşam,yönetim biçimi ?

Demokrasi siz başa gelene kadar mı demokrasi ?

Sonrasında eleştiri lüzumsuz bir şey mi ?

Not:

Aklıma takılan ufacık bir detayı yazmadan duramayacağım

40 senelik Ankara’lıyım
İlk defa bir paralı üniversite öğrencilerinin hükümete karşı eylem yaptıklarına tanık oldum
Başkent üniversitesi cümbür cemaat meydandaki yerini aldı
(Bilkent gene şaşırtmadı, ortalıklarda yoktu)

Önce hepinizin yürüyen ayaklarınıza, bağıran seslerinize sağlık

Yalnız dedim ya kafama takılan ufacık bir nokta diye
Arkadaş
Sesinizin çıkması için illa ki aranızdan birisine mi sıra gelmesi lazımdı ?
Sizin için kırılma noktası Haberal hoca mıydı ?
Yarın Sn. Haberal (inşallah) serbest bırakılsa konu kapanacak mı ?

14 Nisan 2009 Salı

Son Görüş

İlk sigaranızı ne zaman içtiniz ?

Benim dudaklarıma bu zımbırtı beş yaşlarımda değdi

Hem de kim tarafından ?

 

Ailemizin renkli siması babaannem tarafından

Koltuğuna oturmuş püfür püfür sigarasını tüttürürken yanına gayet talepkar gidince,bir tane yakıp elime tutuşturmuş

Amaç iki duman çekip sigaradan tiksinmem

Ben sigara elimde evin içinde burnumdan duman çıkartarak gezinmeye başlayınca apar topar almışlar elimden

 

Peki size poker öğreten oldu mu ?

Bana oldu

İyi tahmin

Babaannem

Papa ve amcaları masada üterken seyrettiğimde ilkokul çağlarımda yanına oturtup ıcığını cıcığını öğretmişti

 

Peki hiç ticareti öğreten oldu mu size ?

Evet,gene babaanne

Eskişehirden kalkıp Bursa ve İstanbuldan çeyizlik alır,evinde satış yapardı

Maliye ile başı derde girene kadar 3-4 tane ev aldı çocuklarına

Sonra her şeyi dağıttı

 

Derken 20 sene kadar önce beyin damarında pıhtı tespit edildi (tıpçasını bilemedim,kusura bakmayın)

Ameliyata giren profun cesaret edemediği müdahaleyi yanındaki asistanı papadan onay alarak başarmıştı

 

Maliyeydi,beyin ameliyatıydı derken üstüne dedemin vefatı da eklenince hayata küsüp kendini eve kapattı

 

Rahmetli dedemin ilk eşi evlendikten bir süre sonra vefat ettiği için, dedem hep “ kadının iyisi 6 ay yaşar” tezini savunurdu

Babaannemde bu tez işe yaramadı,

Kadının fendi erkeği gömdü

 

Papa ile valide evlilik müessesesini bitirdiği zaman en çok babaannem yıkılmıştı

Annemi kızı gibi severdi

Gene de oğul dürtüsü baskın çıkınca cici annemi kabullendi

Ama annemle telefonda görüşmeye hep devam etti

 

Buraya kadar bütün bu karışık bilgiler neden mi verildi ?

 

Kaç zamandır her telefon açışında “ölmeden sizi son bir kez görmek istiyorum” diye ağlaması hepimizi derinden yakıp duruyordu

Ben geçen sene otobüse atlayıp yanına gitmiştim

Annem boşandığından beri 7 senedir evine gidememişti

Kardeşiminse son görüşmesi çok evvellere dayanıyordu

 

Ve bu üç kişi radikal bir karar alarak (annem açısından) geçtiğimiz Pazar arabaya atlayıp Eskişehire gittik

Geçen sene gördüğüm için şu andaki zor yürüyen hali bana sürpriz olmadı

Ama hepimizin içi ister istemez burkuldu

 

Evin her tarafından anılar üstümüze üstümüze geldi

Gidişimizle birlikte kardeşim ve benim ellerimi tutup dakikalarca bırakmadı

Bir gün önceden yanındaki yardımcı kadına hazırlattırdığı yüyecekler masanın üzerine dizildi

Hatta bir ara coşup ikimize para bile vermeye kalktı

“Torun her yaşta çocuktur”

Ağlamasını engelleyip paraları oradan bir fakire vermesini istedik

 

İçimdeki en büyük tedirginliği valide kolay geçiştirdi

Papanın cici anneyle baş köşede duran düğün resmine “aaaaaaa,bu muymuş !” şeklinde getirdiği yorum günün unutulmazları arasında yerini aldı

 

Ve 82 yaşında kafası hala zehir gibi çalışan kadını gözyaşları içinde bırakarak Ankara’ya döndük

 

Evden çıkmasını doktor yasakladığı için buraya gelmesinin imkanı yok

Bizim iş güç curcunasında tekrar gitmemiz çok zor

 

Belki de son görüş olduğunun bilinci ivil ivil sızladı içimizde

 

Yıllar çok acımasız geçiyor

 

           aaaaa

9 Nisan 2009 Perşembe

Beğenildik mi ?

Dolphinin “araba kullanan erkekleri beğenirim” sözü dimağımda inanılmaz derinlikler açtı

Böyle başlayınca peşinden çok edebi şeyler gelecek diye bekleyebilirsiniz ama değil
Bildik şeyler

Bir kadının erkeği araba kullandığı için beğenmesi aklıma gelmeyen bir şeydi

Biz erkekler kadınların bizde beğendiği şeylerin ne olduğunu zannederiz diye düşündüm uzun süre ?

Eskiden (zannedersem All Bundy sendromuydu) kadınların erkeklerin kalçasına baktıkları düşünülürdü
Dar kalçalı erkek makbuldür lafından hareketle uzun süre erkekler poposu daracık kotlar giydi
Plajlarda slip mayoyla gerinen bir sürü erkek peydahlandı

Ve geleneksel üremenin önüne taş konularak erkeklerin habire karşılaştığı kısırlık sorunu bu dönemde ortaya çıktı

Mumya gibi hareket edemeden yürünen bu zamanlarda etkilemeye çalıştığı kızın önünde bir şeyi yere düşüren erkek, eğilip alırken, arkaya kızcayızın yüzüne boş yere baktı durdu “dikkat ediyor mu” diye

Derken bevliyeciler işe el attı da dar kot ve slip statü dışı bırakıldı

Sonra başka bir şehir efsanesi düştü ortama
Kadın erkeğin ellerine dikkat eder
Peki
Ele dikkat eder de, el nasıl olmalı acaba ?

Söylentiler beş noktada yoğunlaştı

1) Kadın güçlü elli erkekleri sever
2) Kadın kibar elli erkekleri sever
3) Kadın kıllı elli erkekleri sever
4) Kadın elli yaşındaki erkekleri sever
5) Kadın elli erkek birden sever

Doğruluğu kanıtlanamayan ilk iki teori yüzünden yollarda el geliştirici aletlerle (ismi aklıma gelmedi) dolaşan erkekler mi dersiniz, manikür yaptıran adamlar mı ararsınız,bir sürü erkek garip evrimler geçirdi.
Özellikle sağ eli (solaklar istisnai) garip şekilde gelişmiş, yüzü sivilceden geçilmeyen ergen erkekler ilk seçeneğin klasmanı dışında kalsalar da, gitar çalıp bir elin tırnaklarını mecburen uzatan delikanlılar “kibar el” kapsamını bir adım öteye götürerek hep kazandılar
Bu gitaristlerin sonradan saçları dökülünce Erkin Koray modeli tutturabilenler ayakta kaldı !

Üçüncü seçenek olan “kadın kıllı elli erkekleri sever” teorisi,tamamen yazın deniz kenarında mayonun üzerine tüylü kazak giymiş gibi duran erkekler tarafından uydurulduğu için başlamadan biten bir söylence oldu

Elli yaş grubunu seven kadınlar , seçeneklerdeki “elli” kelimesi ile uyum sağlasın diye yazar tarafından uydurulduğu için klasmana bile giremedi

“Kadın elli erkek sever” teoremi ise, gençlikte yaşanan bir aşk acısını,elindeki çocukluktan kalma çakıyla ağaç üzerine “Alper Betül’ü seviyor, Betül herkesi seviyor” dizeleriyle kazıyan salak yüzünden tarihe geçti
En azından İzmir-Gümüldür tarihine geçti


Sonra iş daha da romantikleşti

Kadın erkeğin sesine ve gözlerine bakar oldu
Hah
Bu iyi kötü herkese uydu

Eline bir şiir kitabı alan erkek,en kısa aşk şiirini ezberleyip grup ortamlarında dakikalarca sıra bekledi.
“Yaz” dendi, “Yaz geçer” okundu
“Mecburiyet” dendi, “Ben sana mecburum” dizeleri döküldü
“Maşallah,sanki Tosun” dendi, devamını getiren şansını hep Abaza cumhuriyetlerinde aradı

Ve göz renginin iyice ortaya çıkması için yemek masasına konulan mumlara yaklaşan erkekler,ömürleri boyunca göz kuruluğu çekti

Erkek kadının ne istediğini tam anlayamadan senelerce debelenip dururken,kadın ne yaptı ?

O çok keyifliydi

Her dönem beğenisi değişti
Her dönem istekleri değişti
Kadın değişti de değişti

Ama erkek yok dar kalçaydı,aman kibar ve güçlü eldi,vay efendim şiirdi,gözdü derken , kendini kadına beğendirebilmek için maymundan insana geçiş aşamasının aralarında bir yerlerde takıldı kaldı

Maşallah değiş(e)meden günümüze kadar da dipçik gibi geldi

7 Nisan 2009 Salı

Natif Welles

video

Şimdi diyeceksiniz ki bu ne !

Geçen gün ortalığı karıştıran yazının başlangıcının Orson Welles olduğunu yazmıştım
O sırada sonradan böyle bir şey yapabilir miyim diye sözlere senkronize sağlamaya çalışarak kayıt yapıyordum
Arkasından kendimi seyrettim seyrettim güldüm

Hele son sözü kaçırdığımda istemsiz yaptığım mimik beni kahretti

Çok bir şey beklemeyin

Sadece soytarılık anımı paylaşmak istedim !

5 Nisan 2009 Pazar

1-2-4 Damatlık Görevi

(açın bakalım müziği)


Aslında size söylemedim ama
Bir haftadır evde curcuna var

Geçen Pazar dışarıdan alışveriş yapıp saat 10 gibi eve geldim
Kapıyı açınca elektrikli süpürgeyle burun buruna geldim
İki türlü acaiplik var
Birincisi
Hanımın süpürgeyle evi süpürmesi
(En son 90 lı yıllarda falan görülmüştür)
İkincisi hanımın Pazar sabahı saat 10 da ayakta olması

Elimde torbalarla kapıda kalmışım
Süpürgeyi kapatıp yüzüme bakıyor
- Sana bir sürprizim var
- !!!!!!!!!!!!
Süpürge çalışıyor,hanım ayakta. Bunun altından çok sağlam bir şey çıkacak değil ama…
Dua okuyayım diyorum,bildiğim tek duaya benzer şey cikletlerden çıkan maniler !
O da buraya olmaz

Elimde torbalarla nefes alıp soruyorum
- Neymiş ?
- Bugün annem geliyor !

Torbalar elimde kapıdan geri dönüp kaçmaya çalışıyorum. Torbaların içi yiyecek dolu. Hiç olmazsa evden kaçış sürecimde bir süre beni idare eder
De
Elindeki süpürgeyi çalıştırıp vakum gücüyle kapının oralarda ensemden kedi yavrusu gibi yakalıyor beni
(Süpürgenin bir silah olarak kullanılması çok acaip)
- Kaçma !
- Kaçmıyorum. Sigara almayı unutmuşum. Onu da alayım,5-10 sene içinde dönerim. Senin istediğin bir şey var mı ?
- Alpeeeeer !
- Ya hanım. Bana bir şans ver. Bak bunca yıllık kocanım. Başka tarafa bakıyormuş gibi yap,ben sıvışırım !
- Alpeeeeeeer !
Evliliklerde kocanın ismi ikinci kez zikredilirse tehlike var demektir
Kaderime razı olup tıpış tıpış giriyorum içeri
Mutfağa oturup bir sigara yakıyorum
Hayatım geçiyor gözlerimin önünden
Çocukluğum mutlu geçmişti benim
Sonra lise aşklarım felan
Derken üniversite
- Tek gelmiyor !
- Nasıl ?
Ben idam mangası önü düşüncelere dalmışken süpürgeyle işini bitirip önümde dikilmiş
- Yalnız değil,teyzem de geliyor !
Amanın !
Beş dakika içinde üreme !
- Yahu yanlış anlama da,niye geliyorlar böyle aniden ? İnsan bir sene önceden haber verir,hazırlanırım. Hem daha yeni gitmişlerdi ?
- Teyzemin kızı İstanbula gidecekmiş arabayla. Geçerken seni de Ankara’ya bırakalım,dönüşte alırız demişler. O da peki demiş ! Teyzem ben de geleyim, oradan Samsuna öbür kızımın yanına geçerim demiş
- Samsun mu ? Refet,İsmet,Kazım felan da var mı ?
- Ney ?
- Oy le lelelelelee. Lülüllülülülü !
- Hah. Zıldık çekince oldu her şey di mi ?
Olmadı tabi !
Sersem sersem,kayınpedere telefon açıyorum. Kırılıyor telefonda gülmekten
- Kayınpeder yaktın beni !
- Ehi ehi. Oğlum,ben rahatım,sen düşün
Düşün düşün,nereye kadar ?
Elden gelen bir şey yok tabi

Ankara girişinde otobandan İstanbula dönmeden teyze kızının arabasını yakalıyorum.
Kayınvalide yanında kız kardeşiyle çıkıyor arabadan
Çaktırmadan teyzesinin kızının yanına gidiyorum
- Kızım ben daha yeni gönderdim kaynanamı, sen geri getirdin ?
- Abi , kedi mi bu ?
- Ben anlamam. Arabamın anahtarını veriyorum kaynanama, ben de sizinle İstanbula geliyorum. Dönüşte bırakırsınız beni Ankara’ya
- Damaaaaat !
Otoban dönüşünde ayaküstü çıkarttığım arbede kaynanamın bağırışı ile kesiliyor
Pısıp , tıpış tıpış dönüyorum arabaya

İleride güneş batıyor
Havayı içime çekiyorum dolu dolu
Bir kuş havalanıyor ağaçtan,geride türlü umutlar bıraka…
- Gidelim damat !
- Tabi efendim !

Hala kafama takılan bir şey var
Sabah haber verildiğinde bir kişi olan kaynana, on dakika sonra destek kuvvetiyle sayıyı ikiye çıkardı
Yani durduk yere bir çoğalma durumu var
Sabah işe gidince Hakkı’ya (bkz. Bozkır insanları,yol hikayeleri) açıyorum bu durduk yere çoğalma durumunu
Tedirgin karşılıyor durumu
- Biraz takip etmek lazım durumu. Ben de anlamadım bir anda çoğalmayı. Bak bakalım birkaç gün !

İki üç akşam gelip gidip bakıyorum eve
Şimdilik bir hareket yok
Hakkı çoğalmanın hemen olmayacağı durumunda. Bu tip deneylerde beklemek gerekirmiş

Bekleme fazla uzun sürmüyor
Çarşamba akşamı dolaylarında eve girdiğimde yeni iki çift ayakkabı ile daha karşılaşıyorum
Teyzesinin kızı ve kocası da İstanbul’daki işlerini bitirip bizde kalmaya gelmişler

Amanın !
Hemen telefona sarılıyorum
- Hakkıııııııı !
- Ne var ?
- Oğlum daha da çoğaldılar. 1 ken 2 oldular,şimdi 4 oldu sayı
- Buna dörte gelmek denir canım
- Efendim ?
- Dur bakiyim ! Aaa,buldum. 1-2-4 , Alper,geometrik büyüme var. Önlem almazsan iki üç gün sonra sekiz kişi olacaklar
Laaaaan !
Telefon elimden düşüyor
Herkes yüzüme bakıyor
Telefondan Hakkı’nın bağırtısını duyuyorum
- Alpeeeer ! Cevap ver kardeşim ! İyi misin ?
Bir şey çaktırmamam lazım.
Telefonu alıp arka odaya geçiyorum
- Hakkı çok korkuyorum
- Alper,sakin ol. Aklıma başka bir şey geldi
- Ne ?
- Su !
- Neeeeee ?
- Oğlum,küçükken Gremlinler filmini seyretmedin mi ?
- Seyrettim
- Orda o küçük tatlı şeyler, üzerlerine su değince çoğalmaya başlıyorlardı ya ! Kesin öyle bir şey var !
Olabilir mi ?
Kafamı uzatıp içeri bakıyorum. Kaynanamla teyzesinin saçları ıslak. Duş almışlar
- Olabilir Hakkı.
- Olabilir deme. Bilimde deney yapmak lazım
- Napcam ?
- Üzerlerine biraz su at. Bakalım çoğalacaklar mı ?
- Lan manyak ! 1-2-4 gidiyor. Dediğin doğruysa 8-16-32 ye kadar yolları var. Kontrol altına alamam !
- Deney Alper,deney. Teoride kalmaz bu işler
Her ne yapmam gerekiyorsa çaktırmadan yapmam lazım
Yaradana sığınıp içeride ellerimi bolca ıslatıyorum
Salonda oturanların yanına geçip ellerimi sallamaya başlıyorum

İki beklentim var
Ya daha da çoğalacaklar
Ya da su değen yerlerden duman çıkmaya başlayacak

Hiç birisi olmuyor
Ancak yediğim lafla kalıyorum
- Damat !
- Efendim
- Ne ıslatıp duruyorsun ortalığı ıslanmış manık gibi ?
Ouuvvv

Hanım çaktırmadan yanıma geliyor
- Alper,acaip acaip işler yapıp durma.
- Yahu annenle bir derdim yok ! Ama diğerlerinin gidişatı beni korkutuyor !
- Öffff Alper !

Lafı yiyip içeriye geçiyorum. Hemen telefon
- Hakkııııııı
- Ne var lan ?
- Su deneyi başarısızlıkla sonuçlandı oğlum. Bir şey olmuyor. Başka bir gizem var
- Alper,o zaman her damadın yapması gereken ulvi görevini yap,suratını salla otur !

Eh
Bu daha kolay
Kalabalığın arasında salonda biletimi gösteriyorum hanıma
- Ben biletli ev sahibiyim. Yerim neresi ?
- Öffffffff Alper !
Aaaaa !
Köşede bir koltuk boş gibi
Apar topar kendimi oraya atıp suratıma yaklaşık beş karış bir ifade yerleştiriyorum
Televizyonda yemekteyiz programı açık
Çaktırmadan milli maçı açıyorum, teyzesinin damadı soruyor
- Kimle oynuyoruz ?
Hey allaaam
Adam yarım saattir yemekteyiz programındaki her türlü yarışmacıyı tanıdı
- İspanya ile !
- Ne maçı ?
Yahu,baya baya erkeksi bir görüntüsü var ama ! Boylu poslu felan !
- Milli maç kardeşim !
- Aaaaaa ! Enteresan !

Boşa kürek çektiğimin farkındayım

Ve kendimi kaderin ellerine teslim ediyorum

Ya işte böyle sevgili blog okurları
Siz bu satırları okurken ben hayatta kalma mücadelemin sonuna geldim
Ve kazandım
Ev dün itibarı ile boşaldı

Şimdi çekmem gereken bir ceza daha var
Bir hafta salladığım suratın illa ki geri dönüşü olacak hanım tarafından
Bir soğuk rüzgar sonucu beklenmedik bir anda patlama yaşanacak
Arbede çıkacak

Halbuki benim bir suçum yok

Ben tamamen damatlık görevimi yaptım !

3 Nisan 2009 Cuma

Bir gün bir yazı yazdım ve ortalık karıştı

Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti
Orhan Pamuk’un en beğendiğim başlangıç cümlesi,nedense blogculuk hayatımda şuna dönüştü

“Bir gün bir yazı yazdım ve ortalık karıştı”

Arada bir olur =)

Arkadaştan aldığım cd yi sabah arabada dinlerken Orson Welles “I know What it is to be young” dedi durduk yere
Ah gençlik dedim kendi kendime
Sonra gençlik felan derken kafa başka yerlere gitti
Şirkete girmemle 10 dk. içerisinde “daima genç” yazısını yazmam bir oldu

Yayınlamam iki dakikamı aldı

Sonra ortalık toz duman oldu

Erkekler neden genç kadınlardan hoşlanır konusuna tamamen makara kukara yapayım derken,curcuna çıktı

İyi de oldu

Severim ben (kişilerin özeline dokunmadan) terse gelen yazıları

Hareket olur,bereket olur
Ortaya bir sürü fikir çıkar

Çıktı da

Kimimiz konuyu cinselliğe bağladık
Belki
Erkeğin illaki genç kadınla cinsellik yaşayacağım diye düşündüğünü zannetmiyorum
En azından şahsi fikrim bu ve tarzım farklı

Kimimiz konuyu aldatmaya odakladı
Halbuki yazının amacı aldatma değildi
Genç kadınlara ilgisi olan illa ki evli erkeklerdir diye bir kaide yok
Komşunun tavuğunun komşuya kaz görünme fikrine katılırım;
Nedense (evli erkekler için) evdeki hayat arkadaşımızı dışarı ile kıyaslama işine girenlerimiz vardır (alın size başlı başına bir yazı ve polemik konusu)
Ama o konuda da yaşın önemli olduğunu düşünmüyorum

Yazıyı yazarken kafamdaki sebep,erkeğin gençliğine özlem duyması idi
Hatta konuyu biraz daha genişletirsek,sadece genç kadınlara ilgi duyan değil,arkadaş anlamında da çevresindeki insanları gençlerden seçen bir sürü erkek var
Açık yüreklilikle “mesela ben”
Kendi yaşıtlarımla çoğu zaman tutturamadığım frekansı,bir kaç yaş küçüklerimle daha kolay yakalıyorum
Ama çocuk ruhluluğumdan deyin
Ama söyledikleri şeyler hakkında geçmişte (büyük ihtimal) deneyim sahibi olmamın hoşuma gitmesi deyin
Ama gençliğimi yeniden yaşadığımı söyleyin
Hepsinden biraz vardır

Ve genç kadınlarla birlikte olan erkeklerin kendilerini daha genç hissedeceklerini düşünmem,ucundan kıyısından bu yazıyı ortaya çıkardı

Evet
Yazıda yazılanlar hiç akla gelemeyen şeyler değildi. Herkesin günlük hayatta kullandığı konular ve sözlerdi

E zaten konu herkesin ucundan kıyısından tutabileceği bir konuydu
Herkes bir şeyler yazdı da...

Bir sonuca varabildik mi ?

Hayır

Varmasını da beklemiyordum,çünkü dediğim gibi herkesin bakış açısı farklı

Ve iş güç yoğunluğu olmasa bu yazının üzerine ortalığı daha da karıştırabilecek “genç kadınlar neden yaşça büyük erkeklerden hoşlanır” fikrini ortaya atacaktım ama...

Attım mı ne =)

1 Nisan 2009 Çarşamba

Daima Genç

Bir genç kadın merakımızdır gidiyor
Gerçi yeni çıkmış bir şey değil
Erkek cinsi nedense her şeyin yenisine meraklı

Evdeki tv iki senelik mi ?
Hemen değiştireyim,yeni modellerinden alayım

Buzdolabının kapısı açılırken ses mi çıktı ?
Ulan yepisyeni modeller var,açıl bosch açıl deyince zört diye açılan
Koş koş koş

Ve maalesef evdeki hanımda erkek gözünde bir nevi garanti süresi dolan bayan konumunda

- Alo kaynana
- Ne var damat
- Ben bu kızı alalı ne kadar oldu ?
- E beş sene oldu herhalde
- Garantisi doldu yani !
- Ne ?
- Kampanyanız var mı ?
- Ne kampanyası be ?
- Hani eskiyi getirsem,bir parça indirim sonrası yeniyi verseniz !
- Aaaaaa !

Aaaaaaa tabi de
Dedim ya, erkek milletinin doğasında var yeniyi istemek

Peder bile annemden boşandıktan sonra benim yaşımdaki bir kadınla evlendiğinde “papa,aranızda 25 yaşa yakın fark var,ileride ne olacak” demiştim de,meşhuuuuuur fıkranın son sözünü söylemişti.
“Yaşlanırsa yenisini alırım”

Ciddi ciddi söyledi

Buraya kadar her şey iyi güzel
Kendimizden yaşça küçük hanımla beraberiz

Sonra ?

- Alpeeeeer
- Ne ?
- Hadi diskoya gidelim
- Yahu ajans başladı !
- Mankenlik ajansı mı ? O ne ayol ?
- Haberler kızım işte. Hem ne işimiz var tiskoda miskoda. Ben şimdi romantik bir akşam yemeği hazırlarım. Evde saadet dolu dakikalar
- Aaaaaayyyyyy. İçime dert oldun be adam
- Ama körili,mantarlı tavık neyin yaparım ?

Kapıyı çekip “ben arkadaşlara gidiyorum” dese,erkek milleti olarak gene tınmayız

Çünkü yaşça o ve onun arkadaşlarından büyük olmamız bizim için bir terslik yaratmıyor
Aksine ortamlara girdiğimizde ağırlığımız var
Yaşımız büyük ya,her şeyi biliriz
- Alpeeeer
- Neee ?
- Bak bu arkadaşın ismi Berkecan. Kendisi benimle yaşıt. Dün gece barda tanıştık
- Berkecan ? Ah canııım. Pek tatlı. İyi de bu saatte annen dışarıda olmana izin veriyor mu yavrum ?

Lafı sokup anında kurumla geri döneceksiniz
Yüzünüzde o yılların getirdiği ister istemez oluşmuş derin çizgilere Bukowski havası vererek bar kenarına tünemek en iyisi
Hani şey mesajı var orada
“Sen bilirsin,etrafta çıtır çok”

Ha illa ki bir ortama girdiğinizde etrafınızdan fısır fısır “ aaaaaa,son istiklal gazisi” felan gibi laflar duyulacak ama onları da espriye boğabiliriz
- Sonra İsmet İnönü’ye bir sürü şey söyledim
- O ne dedi ?
- Duymadı ki ! Kafasını salladı durdu !

Hakikaten enteresan

Kadın yaşça küçük hemcinsinden ne kadar korkuyorsa,erkek büyüklüğünü bir o kadar avantaja çeviriyor

Hele bir de yaşını göstermeyenlerdensiniz,o çok daha keyifli

- 40 mı ? Ay taş çatlasın 28 gösteriyorsunuz
- Beni görünce taş çatladı zaten hanımefendi

Erkeğin yaşlısı kadına ne kadar güven duygusu aşılıyorsa,bayanın biraz yaşı büyüğü (bayanın yaşlısı olmaz) erkeğe bir şeyleri kaçırdım mı havası veriyor sanki

- Alpeeeeeer
- Neeeee
- Bugün benim doğumgünüm. 39 oldum
- Hayatım bitti be !

Oysa genç sevgili öyle mi ?
- Alpeeeeeeer
- Sana da neeeee ?
- 28 yaşına bastım
- Aaa ! Senin yaşındayken ben de 28 yaşındaydım !
- Üffffff !


Hayat çok acaip

Not 1:

Yazı daima genç kalan erkeklere adanmıştır

Not 2:

Yazının büyük çoğunluğu bayanlar arasında polemik yaratıp Gergin hocanın gözüne girmek için yazılmıştır. Adamcayıza özür borçluyum ya =)