19 Nisan 2009 Pazar

Sınırlı Demokrasi

Karşınıza bir grup insan çıktı
Ve üzerinize yürüdüler
Birebir olmayan kavgalarda bir kural vardır
Eğer kalabalığın başında en çok sesi çıkan, diğerlerini en çok etkisi altında tutan kişiyi beklenmedik anda devirirseniz, diğerleri siner ve hatta kaçar

Mahalle kavgalarının en önemli noktasıdır
Başı devir, gerisi kaçar


Çoooook değerli hükümetimiz bu nadide taktiği epeydir uygulamaya devam ediyor

Basında en çok kimin sesi çıkıyor ?
Beklenmedik bir anda alıver evinden
Basını sindir

Eğitimde kimden muhalif ses çıkıyor ?
Bir gece ansızın gelebilirim

Toplumun onlar için rahatsızlık yaratan her kesiminde vitrinde olan insanlar gayet beklenmedik anlarda içeri tıkılıveriyorlar

Geride kalan güruh bir panik içinde
“Onu bile devirdikten sonra biz kimiz ki” tereddütü, sessiz kalabalıklar yaratmaya devam ediyor

Kimseyi kınamakta değil derdim
Hakikaten tehlikeli
Karşınızda zerre kadar eleştirilmeye gelemeyen bir güç topluluğu var
Düşündükleri oluşum için tehlike arz eden kim varsa oyun dışına itmek için gözleri çok kara

Ya paşa paşa neyle suçlandığınızı dahi anlamadan kendinizi içeride bulacaksınız
Ya da olanların adına demokrasinin gereği diyip susacaksınız

Böyle miydi bize öğretilen demokrasi ?

Herkesin sesini ve fikrini duyurabildiği üretken yaşam,yönetim biçimi ?

Demokrasi siz başa gelene kadar mı demokrasi ?

Sonrasında eleştiri lüzumsuz bir şey mi ?

Not:

Aklıma takılan ufacık bir detayı yazmadan duramayacağım

40 senelik Ankara’lıyım
İlk defa bir paralı üniversite öğrencilerinin hükümete karşı eylem yaptıklarına tanık oldum
Başkent üniversitesi cümbür cemaat meydandaki yerini aldı
(Bilkent gene şaşırtmadı, ortalıklarda yoktu)

Önce hepinizin yürüyen ayaklarınıza, bağıran seslerinize sağlık

Yalnız dedim ya kafama takılan ufacık bir nokta diye
Arkadaş
Sesinizin çıkması için illa ki aranızdan birisine mi sıra gelmesi lazımdı ?
Sizin için kırılma noktası Haberal hoca mıydı ?
Yarın Sn. Haberal (inşallah) serbest bırakılsa konu kapanacak mı ?

8 yorum:

kumhavuzu dedi ki...

bu mitingte yoktum..ne yazıkki

Hakan-Korsan dedi ki...

Kapanmamalı Alper haklısın, bu gidişle birileri kendi ipini çeker mi diyede beklemekteyim. Çünkü Türkiye alışıktır bu durumlara. Ne iktidarlar görmüştür zamanında. Şimdi neredeler diye sormaktadır. Örnek olmalı der, izlemeye bırakırım. Azgınlığın sonu muhakkak felakattir bilirim...

oya dedi ki...

yanlışın var natifcan..
başkent üniversitesi,
haberallı da olsa,
haberalsız da,
en başından beri tavrını koydu,
yerini belirledi,
sağlam durdu..
eğitimin öğretimin laik yapısını bozmamak adına,
alınan kararların karşısına çıktı..
haberalın fanı olmasam da,
bu açıdan kendisini ve kadrosunu çok ama çok takdir ettim başından beri..

ha ama dediğin bir yerde doğru..
illa ucu bize değdiğinde mi yaygarayı basacağız?
illa canımız yandığında mı yaygarayı koparacağız?
hayır..
ama şöyle bir fark var sanırım..
yavaş yavaş azınlık psikolojisine girmeye başladık..
alışık değildik sesimizi yükseltmeye..
alışık değildik böyle rezilliklere..
gene de susmaktan iyidir be..
ya canımız acıdığında bile bağıramayacak hale gelseydik?

uffff..
bunaldım ben gene..

daralanbacı dedi ki...

seni de alırlarsa içeri, şaşırır mıyım acaba 8))
çok zavallı durumdayız be alper.
düşündükçe tıkanıyorum.

üçtemmuz dedi ki...

daralanbacımın hissettiklerini hissettim ben de ve bu gerçekten üzücü. Bir de yazının temel noktalarından biri "paralı üniversite"ydi gibi geldi. Bu tanımbile açıklıyor pek çok şeyi.

Adsız dedi ki...

her asistem kendi çöküşünü içerir..
umarım görmeye de yeter.. sabrımız ömrümüz..

özel üniversiteleri bırak da.. esas gençlik acaba yavaş yavaş görmekte mi bişeyleri...

atalet

beyaz gelincik dedi ki...

70'li yılları düşündüm de
20.yüzyıldı değil mi?
21.yüzyılda mı yaşıyoruz şimdi
sahiden...

busegul dedi ki...

keser gibi kendine yontan demokrasi.
gençler istedikleri kıvamda ,
bana ne duyarsızlığında pek coğu da, büyüklerde aynı güdüde ,
sanırım ondan....