30 Ekim 2008 Perşembe

HOBAAAA

Mantıksal bir çıkarsamayla, ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle, sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikililiğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz: Yaradılışın, bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyetliliğine bağlı olması gibi

Hadi bakalım :D

29 Ekim 2008 Çarşamba

Benim Cumhuriyetim

14 yaşında bir kızcağız
Karşısında 70 küsür yaşında bir adam

Cinsel istismardan yargılanan Hüseyin Üzmez paldır küldür serbest bırakılıyor

Normal şartlarda 6 ay içerisinde verilmesi gereken adli tıp raporu 40 gün içerisinde hazır ediliyor

40 gün

14 yaşındaki bir genç kızın,hatta genç kız da demeyelim,14 yaşındaki bir çocuğun zarar görüp görmediği 40 günde anlaşılabiliyor

Ne yaptınız ?

Anneye mi sordunuz ?
“ Kızınızın bir şeyi yok di mi ? Yoktur yoktur. İyi iyi maşallah “

Ya da Hüseyin Üzmez’in kendisine mi danıştınız ?
- İstismar ettiğiniz kızın bir sorunu var mı ?
- Aman diyeyim. Benim istismarımın hikmetinden sual olunmaz
- Ha iyi tamam.


!!!!!!!!!!!!!

Ben mi abartıyorum !


Almanyadan deniz feneri raporu 50 gündür gelmedi
Uçağa verseniz iki saatte,arabayla 2 günde,yürüyerek 40 günde gelecek rapor 50 gündür bir yerlerde
Kendi kendine bıraksan 1 ayda yanlışlıkla Türkiye’ye gelecek rapor beklenirken,
Kurbanın tam anlamı ile incelenmesi için 6 ayda hazırlanması gerektiği söylenen rapor 40 günde tamamlanıyor ha !


Vatan gazetesinde ,haberin detayına göre Hüseyin Üzmez ile kızını pazarladığı öne sürülen anne Livaze’nin telefon konuşmalarından ortaya çıkıyor iş .
Dava sürecinde Hüseyin Üzmez’in ilerleyen yaşından dolayı ilişkiye giremediği,anne ve kızın cinsel organlarını okşayıp öptüğü de anlaşılıyor

Ama bahane hazır

Şeytana ve nefsime kırgınım

????????

Hadi ya !

İşi yaparken,öldükten sonra bu rezilliğin cezasını çekeceği yer olan şeytanın cehennemi akıllarda yok
Korku yok
Ama yakalanınca bahane şeytan
- Valla şeytana çok kırgınım. Ah başıma ne işler açtı !

Len şeytanın bile aklına gelmeyecek işler bunlar
Daha doğrusu gelir de onun bile vicdanının kaldırmayacağı konular

Ben 76 yaşındaki yazarın çocuklara sapıklık edip salıverildiği
Ben reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikayet yaşının 14 e indirildiği
Ben kasklı tenorun çocuklara tecavüz ettiği ve daha önceden de aynı suçlardan tutuklanıp delil yetersizliğinden salıverildiği bir ülkede yaşıyorum

Ben bu hale gelmiş bir ülkede , bunlara rağmen ,cumhuriyetimin 85. yılını kutluyorum
Bu cumhuriyet benim ve benim gibi düşünenlerin cumhuriyeti
85 değil 185 yıl da geçse bu cumhuriyet ben ve benim gibi düşünenlerin cumhuriyeti

Cumhuriyet özgürlüğünden kendince yararlananların değil

28 Ekim 2008 Salı

Bir yazı dün,bir yazı bugün. İkisi de değişik yollarda. Dünü de okuyun anacığım :D)



Pencerenin arkasından bahçenin karanlığına bakıyorum

Şehrin dışındaki evlerin en kötü yanı bu

Çevrede köpek ulumasından başka ses,karanlıkta görmeyi istemediğimden öte bir şey yok

Ne bir sokaktan geçen insan,ne de komşunun sevimli yüzü


Yeni yapılanan her bölge gibi bizim aldığımız evinde etrafı hala inşaat halinde

Bahçe bile tam yapılamadı

Sağa sola serseri günlerimizde ektiğimiz çiçekler dışında hiçbir şey yok

Hiçbir şey !


Yalan söylüyorum

Çünkü bekliyorum


Bahçe hala karanlık

Ama o karanlığın içindeler

Fısıltılarını duymaya başladım bile


Perdeyi kapatıp kapatmama arasında gidip geliyorum

Neye yarar ki ?


Bahçeye açılan büyük cam kapının arkasına minderimi koyup oturuyorum

Elimde imama yazdırdığım muska var

Ufacık şey durduk yere bana güven veriyor



Daha sıkı sarılıyorum üçgen deri parçasına

Bu hallere nasıl geldim ben ?

Benim gibi okumuş,üniversite mezunu ve tanrı tanımaz geçinen bir adam


Tanrının kendini kabul ettirme yolları çok farklı

Kimine üzüntüyle

Kimine sevinçle

Kimine hastalıkla

Kimine mucizeyle



Bana ise korkuyla...


Fısıltılar yeniden başlıyor

Kapı kapalı olmasına rağmen camın arkasındalar,biliyorum

Camın arkasına geçmeme sebepleri ne bilmiyorum

Zaten artık çok geç

İş işten geçti

Her şey çığrından çıktı


Oysa ne ümitler vardı


Bu bahçede çocuğumuz koşacaktı

Bu bahçede köpeğimiz koşan çocuğun peşinden yuvarlanıp soytarılık yapacaktı

Bu bahçede köpeğimiz....


Köpeğin ölüsü bahçenin tam ortasında yatıyor

Dili hala dışarıda

İki gün önce kafasına kürekle vurduğum anda yığılıverdi

Ölürken gözlerinde o kaybettiği neşeyi gördüm

Sanki öldürdüğüm için minnet duygusu varmış gibi geldi


Benim kuruntularım...

Bahçedeki karanlıkta evden vuran azıcık ışıkta, dil pembe pembe parlıyor

Gözleri ısrarla kapanmadı.

O kadar indirmeye çalışmama rağmen sanki evin içini oradan gözetliyorlarmış gibi bir görüntüsü var



Yarın gidip yüzüne bir örtü atmam gerek


Yarını yakalayabilirsem


Bahçedeki çiçeklerin hafifçe yana eğildiğini hissediyorum

Halbuki ufacık bir rüzgar bile yok havada

Hiç görülmedik bir yaz sıcağı yaşıyor Ankara. Ne rüzgar,ne bir bulut

Ama işte çiçekler sağa doğru yatıyor karanlıkta. Sonra kalkıp tekrar aynı yöne yatıyor

Sanki secde eder gibiler


Görmekten çok hissediyorum


Muska avucumda ter içinde

Ellerim terli ama vücudum zangır zangır titriyor

Beni burada tutan tek şey ise merakım

Evet,

Merakım korkuma ağır basmış durumda


Fısıltılar beynimin içine doluşmuş vaziyette

Ne dediklerini anlamıyorum

Anlamıyorum ama ateşten bahsediyorlar,biliyorum

Kelimeleri anlamak şart değil,niyetlerini biliyorum

Alnımdan aşağı bir ter damlası süzülüp burnumun ucunda duruyor

Normalde gıdıklanıp silmem lazım ama kolumu kaldıracak gücüm yok


Titreme ile irkiliyorum.

Ensemden bir ürperti geçiyor

Bir temas var sanki

Ama olamaz,tek başımayken hiç evin içine girmediler

Fikir mi değiştirdiler ?

İnsanüstü bir güçle elimi kaldırıp enseme sürüyorum.

Hiçbir şey yok

Delirmek işten değil


Bekliyorum

Gözlerim hala karanlığın içinde

Kaç saattir böyle durduğumun farkında değilim

Bacaklarım uyuşmaya başladı,vücudum bu pozisyona isyan ediyor

Hafifçe dizlerimi sallıyorum uyuşukluğu gidermek için ...

Nafile



Vücudumu yana doğru döndürüp bedenimi esnetmeye çalışıyorum

Başım pencereden odanın içerisine doğru kayıyor.

Belimin çatırdamasını duyunca tekrar pencereye doğru dönüyorum


Camın diğer tarafından bana bakanla karşılaşıyorum



İlk tepkim kalkmaya çalışmak ama bacaklarımda derman yok

Kollarım kurşun gibi

Nefes alıp vermeyi bile unuttum nerdeyse


Meraklı bir göz camın diğer tarafında yüzüme bakıyor

Aramızda yarım metre ya var ya yok



Çığlık atmak istiyorum,ensemdeki ürperti harekete geçiyor

Boğazım sıkılıyor sanki



Göz üzerimde dolaşıyor

Ateş gibi yanıyor her tarafım

Ağzımı açıyorum

Dilim kurumuş,yapışmış

Konuşacak halim yok

Gene de hırıltı gibi ezberlediğim duayı söylemeye çalışıyorum



Ey cin ve insan topluluğu, size içinizden ayetlerimizi, hak ve doğru olanı anlatan ve şu korkunç Mahşer gününüzün geleceğini haber verip sizi korkutan Peygamberler gelmedi mi ?

(En'am suresi Ayet: 130 Sayfa: 145)


Dilim dolanıyor

Arapçasını söylememe imkan yok

Fısıltıyla söylemeye çalıştığım sözler etkisini gösterir gibi oluyor

Göz camdan yavaşça uzaklaşıyor

Ama bana bakmayı kesmiyor. Her dudak hareketimin farkında. En ufak yanlışımda başıma çöreklenecek


Gözle birlikte sarı bir ışık huzmesi bahçenin ortasında doğru gidiyor

Tam köpeğin üzerinde şimdi

Köpeğin ölü gözlerinden ışığın yansımasını görebiliyorum


Fısıltılar hala kulaklarımda

Çok şiddetlendi


Köpeğin kuyruğumu oynadı ne ?


Değil

Ölüler hareket etmez,yanılıyorum

Göz yanılması

Mühendis adamsın sen,inanma böyle şeylere


Sarı ışıklı göz , köpeğin tüylerinin arasına giriyor. Bir an için bahçe eski karanlığına kavuşuyor


Bir an


Tüyler içten ışıldamaya başlıyor

Sarı ışık tekrar hayvanın bedeninden çıkıyor

Sanki bu sefer daha parlak,daha güçlü

Ölüden güçleniyor gibi


Bu sefer kuyruğun oynadığını kesinlikle görüyorum,yanılmadım


Sarı ışık eskisinden daha parlak,daha kuvvetli bir anda önümdeki cama vuruyor

Havanın yoğunlaşıp cama vurması gibi bir şey

Anlatamam



Ama bedenim anlıyor

İdrar torbam bu kadar korkuyu kaldırabilecek kadar kuvvetli değil

Ortalığı keskin bir koku kaplıyor

Ama utanacak durumda değilim

Hala dua ediyorum

Bu sefer bağıra bağıra



“ Eğer cin ve şeytanlardan bir korku ve dürtü sizi rahatsız ederse hemen Allah’a sığının. Çünkü O hakkıyla işitendir, her şeyi tam manasıyla bilendir.”

(Araf suresi Ayet : 200 Sayfa : 177)


Gözlerimi kapatmamın faydası yok

Gözümü kaparsam ses kuvvetlenecek,kulaklarım patlayacak

Hem belki kapamazsam...


Okuduğum dua bu sefer etkili değil

Göz camın önünden ayrılmıyor

Hiddet var içinde farkındayım

Kendisinden kaçmak için yaptıklarımı anlamıyor,anlam veremiyor

Ona göre teslim olmam lazım

Kendimi bırakmam lazım

Köpek gibi


Çağla gibi....


Çağlanın kokusunu duyuyorum burnumda

Banyodan yeni çıktığında bir koku olurdu üzerinde

Yüzlerce çiçeği karıştırsam gene de elde edemeyeceğim bir koku

İnsanı çıldırtan

Erkeği çıldırtan


Yavaşça sarılırdım beline arkasından

Islak saçlarının arasına sokardım yüzümü

Çiğ damlaları gibi yüzümü sarardı sular

Sadece benimle sevişmesini istediğim günler gelirdi aklıma


Eski erkek arkadaşıyla olduğu günler


Yüzüme neşeli bir ifade vererek oturduğumuz yerden onları uğurladığım günler


Bilirdim,o biçimsiz herif eve gittiklerinde fazla beklemeden yatağa atacak onu

Vücudunun her yanını öpecek,dokunarak kirletecek

Benim olması gereken kadınlığı o biçimsiz ağırlığın altında ezilecek

Belki zevk belki alışkanlıktan inleyecek altında

Nefret ederdim


Bu saçların arasında benim yüzüm olmalıydı


Oldu da


Ne zaman o adamın lafını açmaya kalkışsam yüzünü sallayıp oturdu salonda

Artık senin olmam yetmiyor mu diye usulca fısıldadı kulağıma


Cam bir kez daha sarsılıyor usuldan

Tek başına bu camı kıracak gücü yok

Biliyorum


Ama yalnız da değil

Onun da farkındayım


Topraktan sarı ışıklar fışkırıyor yukarı doğru


Onlar topraktan yaratılmış

Öğrendim


Üniversitede kahkahalarla birbirimize anlattığımız şeyler gerçek oluyor !



Tanrı gerçekten var ve bu kadar acımasız mı ?


Gözlerim ışıklardan kaçamıyor

Hepsi bir arada

Havada gezip duruyorlar

Bahçe ile aramda sadece bir cam parçası var

Her şeyin üzerinde yaratıklar için bir cam parçası !


Muska elimi acıtıyor

Güvenecek hiçbir şeyim yok


Sadece bekliyorum


Işıklar köpeğin etrafından dolaşıp camın önüne kadar geliyorlar

Hepsi çok kızgın

Fısıltılar kafamın içinde dönüp duruyor


Fısıltılar ve anılar



Kaç gündür bakışları donuk Çağla’nın

Yatakta arkasından sarılıp bedenimi bedenine yaslıyorum

Vücuduma tepki vermiyor

Okşamaya çalışıyorum,kaçmıyor ama ...

Keşke kaçsa

Kollarımın arasında bir cesetle yatıyorum sanki

Üstelik vücudundan ateş çıkan bir cesetle


Kıpırdadığı tek zaman banyoya koşturduğu zamanlar

Kusma sesi evin içinde yankılanıyor

Sanki içinden bir şey atmaya çalışıyor

Bir şeyleri atmaya çalışıyor


Ama o her neyse direniyor,yapışıyor vücuduna


Kaç gündür kusmaktan vücudu da tükendi

Lavabonun başında incecik bedenini sarsarak içini boşaltıyor

Sırtını sıvazlamaktan başka bir şey gelmiyor elimden ama elimi sürdüğüm zaman kızdırdığımı fark ediyorum. Ağzının kenarı kusmuk dolu kafasını çevirip bakıyor

Benim Çağlam değil bu. Bu başka bir şey. Gözleri donuk


Evden çıkamaz oldum

Her an kendisine bir şey yapacak korkusuyla işyerini dahi aksattım. Sonuçta kuru bir telefon geldi işyerinden. İlişiğim kesilmiş.

Umurumda değil


Evin içinde fısıltılar ve Çağlanın kusmasından başka bir şey duymuyorum artık


Ve bir sabah sesler teke düşüyor

Sadece fısıltılar var

Yataktan fırlayıp Çağlayı arıyorum. Evin içinde bağrışlarımla birlikte fısıltılarda çoğalıyor

Başım patlamak üzere


Yok

Evin içinde yok

Çılgın gibi salondan bahçeye açılan kapının önüne geliyorum.

Camın kilidi ile uğraşırken gözüm bahçedeki harekete takılıyor

Ellerim düşüyor

Çağla bahçede boylu boyunca uzanmış

Ve köpek !

Köpek Çağlanın boynundan ısırıklar koparıp duruyor

Ağzı burnu Çağlanın kanı ile dolmuş

Et parçalarının yırtılma sesini camın arkasından bile duyuyorum


Yapabildiğim tek şey ağır aksak hareketlerle camı açıp bahçe küreğini almak

Köpek geldiğimin farkında

Çağla’nın gözünü diliyle çıkarmaya çalışıyor

Göz yerinden tuhaf bir sesle çıkıp köpeğin dişlerinin arasında kayboluyor

Sıvı ağzından bir parça akıyor. Karnını doyurma derdinde

Bir yandan da gelmemi engellemeye çalışır gibi hırıltılar salıyor


Küreği başına vurmamla köpeğin cansız vücudu da Çağla’nın yanına yığılıveriyor

İki cansız beden ve elimde kürekle bahçede yapayalnızım

Bağırıyorum

Kafamdaki sesler gülüyor

Onlar için acının diğer duygulardan farkı yok



Hiçbir yere götüremem Çağlanın bedenini

Beraber ektiğimiz çiçeklerin dibine gömüyorum sevgilimi

Üstüm başım kan içinde

Köpek açıkta

Onu gömmeye mecalim yok

Yıkanıp kulaktan dolma bilgilerle abdest alıyorum

Ne işim var benim abdestle dinle !


Bekliyorum

Işıklar bahçenin içinde dans eder gibi dönüyorlar

Ve hiç beklemediğim bir anda hepsi birden cama çarpıyor

Camın diğer yanı yerden yukarı kadar gözle dolu. Her biri ateş gibi kaynıyor

Korkuyorum

Hepsi bana bakıyor

Yüzlerce binlerce göz


Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.(Zilzal suresi)




Okuduğum dua etkisini gösterir gibi oluyor. Gözler bir an geri çekiliyor. Camla aralarında bir boşluk yaratıyorlar.

Havada ağır bir koku var

Sanki gözler dalgalanıyor

Sanki bir şeye yol açmak için açılıyor

Sanki....


Çağlanın vücudu cama olanca ağırlığı ile çarpıyor

Çığlık çığlığa geriye kaçıyorum


Sevgilimin bedeni çektiği bütün eziyetle karşımda

Köpeğin yediği gözün içi toprakla dolmuş

Şakacı bir kurt yuva yaptığı yerin sallantısından rahatsız olarak yanağından aşağı kayıyor

Bağırtılarım evin içinde çınlıyor

Ne kalabiliyorum ne kaçabiliyorum


Çağla kanlı ellerini cama sürtüyor

Eskiden sevgiyle bedenimde gezinen eller şimdi çarpılmış biçimde


Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.

(Cin suresi !)


Işıklı gözler Çağla’nın çevresini sarmış durumda

Cehennemden çıkan bir kadın gibi kendi vücudunu ateşle ovuyor. Köpeğin parçaladığı ağız bir şeyler söylemek istiyor ama...


Başka çaremin kalmadığının bilincindeyim

Titreyerek camı açıyorum

Çağla ve ışıklar geriye doğru kaçıyor

Gecenin sessizliğinde bahçeye adımlarımı atıyorum

Kaçmak bir çözüm değil artık



Çağla sarsak adımlarla bedenime yaklaşıyor

Elleri beceriksiz

Kanlı ağzı boynumda dolaşıyor

Bu kadar korkuda bile erkekliğimin uyandığını hissediyorum

Ama bu ışıkların istediği bir şey değil

Fısıltıları kızgınlığa dönüşüyor

Hızla boynumda dolaşmaya başlıyorlar


Artık dua etmemin de bir faydası yok

Dualar hep öncesi içinmiş

Tanrının gazabının geri dönüşü yok.



Kader denen şeyden kaçamam






ilkokula başladığım yıllarda çocuklar arasında anlatılan bir hikaye vardı. Bizler okuldan çıktıktan sonra geceleri cinler okul bahçesinde dans eder ve içine girdikleri bir gelini oynatırlarmış

Çocuk kafasıyla senelerce yer etti korku kafamda

Geceleri tesadüf okulun önünden geçerken kaçamak bakışlar atardım bahçeye

Hiçbir şey göremezdim ama emindim nedense onların beni gördüğüne



Yıllar sonra çocukluk korkusun değişik bir yolla da olsa paylaşmak istedim


Sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ederim


Alpernatif

Zaman : Çocukluk

25 Ekim 2008 Cumartesi

Devletin Kapatması Oldum

Önce kendime has zannettim
Öyle ya,sayfamı bir açıyorum,karşımda bir yazı
Mahkeme kararı ile kapatılmıştır
Hani sevindim de , ulan devlet en nihayet yazdıklarımı ciddiye alıp beni kapattı diye

Sonra düşündüm kimin kapatması oldum diye ?
Hayır mizaç olarak da çok kapatılabilecek bir adam değilim !

Sonradan ayıktım ki hepimiz kapatılmışız

İş kötüye gitmekte ki eyvahlar olsun


Birisi hoşuna gitmeyen bir şey mi söyledi !

Al içeri

Hoşuna gitmeyen bir yazı mı yayınladı !

Kapat gitsin

Açık yayın mı yaptı

Haşaaa

Beni ben nasıl korurum devlet baba dururken

Hemen kanalı kapat gitsin


Diktatörlüğe bir adım kaldı,farkında mıyız ?

23 Ekim 2008 Perşembe

Bir Fotoğraf Çekimi

- Abii !
- Efendim Çağlar !
- Abicim,bir halt ettin,resimleri çektirelim dedin ama ben ürkmeye başladım
- Len ürkecek ne var oğlum ? Altı üstü soyunup yatağa girip hanımlar için resim çektireceğiz ! Hani benim soyunmamdan korkuyorsan ....
- Yok abicim. Ne korkçem ? Hem ben bamya sevmem,ehi ehi...
- Ne diyosun olm bamya mamya ? Len bir rivayettir...
- Günaydın arkadaşlar...
- Höy ! Bu kim abi ?
- E oğlum ikimiz birden yataktayken resimleri kim çekecek ? Resimsel konularda kimden yardım istenir
- Kim ?
- Sel !
- He neee ! Burdasaklanabildiğimsürecehiçbirşekildekafamıdışarıçıkarmamın kocası !
- O ne be ?

Yarım saat sonra bir evin içi

- Arkadaşlar,utanmayalım. Resimler sanat için biliyorsunuz. Çıkar Çağlar kardeşim üstünü. Çıkaaar ! O ne be ! Giy geri giy. Pirzola sergisi seni !
- Abi dedik ya,askerde çok kilo verdik deyu
- Iyyyyy ! Vejeteryen oldum valla ! Natif,şişş,sen de soyun bakiim. Hem sen daha büyüksün senin örnek ??? Bu ne kardeşim ?
- Südyeeen !
- Hadi ya ? Terazi küfesi zannettiydim. Lan manyak ! Ne işi var südyenin sende ?
- E hani erotik felan resim çektiricez diye
- Tübe tübe. Alttanda string felan çıkar allah bilir
- Allah bilir
- Efendim ?
- Ben Çağlar Bilir . Soyundum hazırım.
- Oğlum porno sanatçısı gibi atlama yatağın üzerine çakma Şahin K. !
- E ne yapıcaz kardeşim ? De ki şöyle,de ki böyle !
- Tamam tamam. Girin ikinizde yatağa. Çekin yorganı memelerinizin üzerine !
- Öhhh
- Sırıtın !
- Hömmm

Bi yarım saat daha sonra hala evin içi

- Yavaşça ellerin Natifin saçları arasında geziniyor
- Yok artık
- Lan sanat için ?
- Yok ya ! Len bir saattir birbirimizin ellemediğimiz yeri kalmadı arkadaş. Bir inat uğruna bu kadar ellenmişlik ?
- Ay südyenim kaydı
- Tübe tübe. Bakın koltuk altınızdan kıstırıyorsunuz örtüyü seksice. Dudaklarınızı da büzün şöööle !
- Hünüüünü
- Yuh ! Bu mu seksi. Natif göster bakiim seksiliği !
- Dudak yavaşça yalanarak fısıltı gibi nefes bırakılır. Tısss
- Ohhhh
- Dur lan ! Dur oğlum , geri çekil ! Bak sanat içindi. Yılan sokucak şimdi. Tıssss . Şişş aloooo!
- Tıslamaaaaaaa ! Daha seksi oluyorsun

13 dakika sonra evin içi

- Püfff
- Bari bir sigara da bana yak da ver
- Ne düşünüyorsun ?
- Ne gibi ?
- Güzelmiydi yani ?
- Ne diyosun len ?
- Hayır,olayların buralara gelmesi felan ?
- Oğlum,toplum hazır değil. Ben de hazır değildim. Hatta popom hiç hazır değilmiş.
- Ama sevgi aşk sanat ?
- Hey allam hala sanat diyor yahu. Neyse,Cuma akşamı görüşelim mi ?
- Bilmem ki boş muyum ? Bakarız
- Öyle mi ? Ha iş bitti,şimdi herkes kendi yoluna !
- Ya izah edebilirim
- Çekil,ağlamak istiyorum
- Omzuma yaslan bari
- Buraya mı ?
- Heee
- Fırk fırk
- Kızların haberi olmaz değil mi ?
- Kimseye söylenir mi?
- Hayır zaten adım çıktı bamyaya ! Bu da duyulursa tümden La bamba olurum valla


O an evin dışı

- Alooov ! Atalet hanım ? Ben Sel. Rahatsız ediyorum. istediğiniz resimleri çektim. Efendim ? Kargoya mı vereyim ? Ok. Anında gönderiyorum. Paramı mı ? Hesabı alayım,halleşiriz. Yalnız takvimden bir kopya da ben isterim. Tamaam,merak etmeyin !

21 Ekim 2008 Salı

BAMYA !

Efendim kuyuya bir taş attım ...
Normal olarak kırk kişinin çıkaramasa da çıkarmaya uğraşması gerek

Len hepiniz benden deli çıktınız
Kimisi pipi değil de dile yönel dedi
Gübrelememi isteyen oldu
Uzunluk ölçüleri veren çıktı

Hele hele bir de yeni lakabım oldu ki
Bamya !

Yok ya ?

Arkadaşlar hakkımda asılsız olarak çıkan dedikodulara Ankara’da söylenen bir atasözünü hatırlatarak son veriyorum



Alpernatif her zaman üç ayağı üzerine düşer :D

19 Ekim 2008 Pazar

Rahmetli Bekir Amca Pek Beğenirdi Pipimi

(Oya memeler üzerine yazı yazar da ben daha edepsizini yazmaz mıyım ?)

Önceleri her şey çok kolaydı
Ailenin tek evladısın
Üzerimde misyon var
Soyadı devam ettirilecek
Üç-dört yaşlarında eve gelen misafire evladın erkek olduğu ispat edilecek

- Hadi bakiim oğlum göster amcalara barbiyi !

Hoyt

Hemen pantolon iner,
Don da zaten pantolona takılarak ister istemez aşağıdadır
Eller belin iki yanına konarak misafirin karşısına geçilir
Sülalenin devamı için gerekli yegane organ misafire huşu içinde gösterilir

- Buyrun ahan da budur !

Eh,misafirlerde allahı var,gerekli ilgiyi eksik etmezlerdi
- Hey maşallah
- Amanın,çok can yakacak
- Maşallah çok yakışıklı bir barbisi var
- Nasıl ?
- Güzel yani !
- Valla elimizden geleni yaptık

Hatta o kadar pavlovun pipisi haline gelmişti ki iş,
Eve misafir geldiği anda artık papanın herhangi bir uyarıda bulunmasına gerek kalmadan direk olarak şov kıyafetlerimi giyer (pantolon ve donun kolay indirilir olması gerektiğini çabuk anlamıştım) kendi odamdan salona geçer,bir sihirbaz zarifliğinde konuşmanın ortasında kıyafetleri indirerek şovuma başlardım.

Hop kıyafetler aşağı
Hop,eller belin iki yanına
Derin bir sessizlik
Sonra gelen alkış ve mütevazice konuyu kabullenmem

Ama en çok rahmetli Bekir amcayı severdim
O gereken önemi fazlasıyla gösterirdi.

- Papası,ben böylesini ne gördüm ne duydum
- Evet Bekir amcası
- Beş kilo vardır herhalde
- Fazlası var eksiği yok
- Büyüyünce zamparalığa beni de götürsün,biz de ekmek yeriz
- Evet amcası
- Hani doğumda önce kafa görünür ya,bunun kesin barbisi görünmüştür önce
- Eh,doktorda öyle söyledi amcası. Hatta literatürde yeri var
- Bayağı büyük bir yerdir herhal !
- Teveccühünüz

Bu yıllar iyiydi
Bu yıllar özgüvenin tam olduğu yıllardı

Sonra zaman ilerledi
Konu topluluk içinde şov yapılamayacak duruma geldi

Artık kişisel sergilere katılma dönemi başladı

Kız arkadaşın karşısında gerekli ön çalışmalar yapıldıktan sonra icraat aynı
Hop pantolon aşağı
Hop don da aşağı
Eller belin iki yanına
Omuzlar dik
Sunuma hazır

??????????

Tepkiler maalesef aynı olmadı

- E hani ? Nerde ?
- Ne nerde ?
- Du bakiiim ! Haaaaa ! Aman da ablası pek sever onu
- Nası ya !
- Aman da bıcı bıcı,bidi bidi

Hakikaten nası ya ?
Yani tamam vücut büyüdü
E onla birlikte kafa da büyüdü,eller de büyüdü,her şey orantılı olarak büyüdü yani

Büyümedi mi ?

Denemeler kaçınılmaz oldu

Pantolon,don aşağı,eller iki yanda, hooop

- Ay,Alper iplik kaçmış,aşağı sarkmış !
- Ne ipliği yaaa !
- Du bakiim ! Ay,çok özür dilerim. Hi hi hi
- Ne hi si ?

Ne hi si ? Ne demek hi ?

- Ay Alper,sesim eko yapıyor
- Nasıl yani ?
- Ay odanın şey yani o donun içi boş olunca sesim yankı yapıyor !

Len manyaklar
O bizim sülalenin geleceği
Kurtarırı !

Seçilmiş pipisi !

Kıymetini bilin !

Yok !
Herkes sözleşmiş sanki

- Ay,Yeşimden çok methini duydum
- Eeee !
- Dur bir de ben göremeyeyim !
- Hey allam !

Hayır doktora gideyim diyeceğim ama ya hanımlar mübalağa sanatı yapmıyor da gerçekleri söylüyorsa !
- Doktor bey şundan şikayetim var !
- Neyden ?
- E şundan işte !
- Ben bir şey göremiyorum. Durun konuyu bir büyüteç altına yatıralım
- Hay ben senin diplomanın !


Yıllar çok çabuk geçiyor
İnsan hızla büyüyor
Ama demek ki her şey aynı hızla büyümüyor

Hani hep diyoruz ya,keşke yeniden çocuk olsak diye
Evet,keşke yeniden çocuk olsak da şov günlerimize geri dönsek

Geçen gün papayı ziyarette konuyu açmayı bile düşündüm

- Papa,ekibi yeniden toplasak. Siz,ben,Bekir amca. Gene başlasak şovlara !
- Bekir amcan sizlere ömür oğlum

Hadi yaaa !
Kadrimi kıymetimi bilen tek insan vefat mı etti ?
Benim hayatta çekeceğim acılar bitmedi mi ?
Ölme Bekir amca
Sen yeniden bana özgüven aşıla
Beni bu cadıların ellerine bırakma


Çok iyi insandı Bekir amca
Rahmetli pek beğenirdi pipimi !

17 Ekim 2008 Cuma

Yazılamayan Önsözün Olmazsa Olmaz Son Sözü

Fikir tamamen Feride filminin sonuna denk gelmemden çıktı.
Filmin tamamını da bilmem ama Emel Sayın’la sevgilisi hastanede yanlış anlaşmaları düzelttikten sonra çok mesut olup hemen ağaçlıklı bir yere gidiyorlar. İyice gerilip birbirlerine doğru koşmaya başlıyorlar
Sarılıp mutlu oluyorlar
??????
Ulen zaten hastanede anlamışsın konuyu,orda sarıl,orda mutlu ol
Ne gerek var teeee ormanlara gitmeye,gerilmeye

Diyemiyorsunuz tabi
Daha doğrusu seyrederken diyemiyorsunuz
Neden ?
Seyrederken mutlu oluyorsunuz
En baba oyuncularla oynanmış amerikan filminden çok daha insani duygularla doluyorsunuz

Gelsin de Brad Pitt le Angelina yalancı yarim filminde oynasınlar bakalım
Tarık Akan la Emel Sayının o inanılmaz kimyasını yakalayacaklar mı acaba
Mutluluğu karpuz tarlasında bulan yurdum insanını güldürebilecekler mi ?
Ya da koyun Jim Carrey i inek şaban rolüne
Kralı gelse güldüremez beni hababam sınıfına

Laf nasıl da karıştı değil mi ?

Dediğim gibi her şey Feride ile başladı
Epeydir hayali yazı dizisi yoktu.
Benimde işimin nispeten az olduğu anlar
Bir cesaret yürü ya kulum

Önce bana bir başrol oyuncusu lazım
Bana bir Emel Sayın lazım
Fizik olarak Emel Sayın değil ,kırılgan, naif , gülse bile her an ağlayabilen biri
Ve hepsinden öte her türlü espriyi kaldıracak bir tipleme

Tabi ki Dolphinim
Yaş genç
Güzel
Anlayışlı
Kıskanç bir sevgili yok :D
E güzel
Bir yazar daha ne ister

Emel Sayın bulunduktan sonra bir de Jön lazım
Bir Tarık Akan lazım
Fizik olarak Tarık Akan değil. Güleç,sevgilisini aldatabilen ama sonunda baba dayağı yiyince tıpış tıpış geri dönebilecek bir tipleme
Ve hepsinden öte her türlü espriyi kaldıracak bir tipleme

Tabi ki Çağlarım Bilirim
Daha önce ne roller üstlendi o
Bunun da altından kalkardı

Sonra bir de yıkıcı bir rol
Bir Aliye Rona
Bir Suzan Avcı
Sahneye girdiği an ortalığı kasıp kavuracağı belli biri

Böyle dedim demesine ama yarattığım karakter ne Aliye Rona gibi köy meydanında nefretini kusan ne de Suzan Avcı gibi kameranın biraz yanına bakıp dişlerinin arasından sigara dumanını salan bir tipleme oldu
Ben başka birini yarattım

Lale Belkıs

Çocukluğumun Türk filmlerindeki en can alıcı,en yürek yakan ve beni kendisine her seferinde aşık eden karakter
O avrupai
O çok kültürlü
O çok güzel
Sesi mükemmel
Girdiği ortamda erkeklerin başını döndürüyor
Ve işin en güzeli bunların hepsini kötülük için kullanıyor

Ve bu rolde Atalet hayatının performansını oynadı.
Zenginken her şeyi kaybeden ama kişiliğini ve dişiliğini bir türlü kaybetmeyen,kaybedemeyen kadın rolü tam benim doktoğ civanımın üstüne oturdu
Ve tüm esprilerime neşeyle dayandı
(Bu lafta neşeyle kayanın selamı var gibi oldu)

Şarküteri hikayenin Halit Akçatepesi olması gerekirdi
Konunun tıkandığı yerde gelip kekeleyecek,güldürecek,akışı değiştirip yazara ferahlık verecek bir tipleme
Ama kekeme rolünü yazmak oynamaktan daha zormuş
O yüzden kekeme Halit oldu Çemçük ağız Şarküteri
Ayrı bir parantez içinde; hikayedeki nerdeyse bütün küfürleri o etti ama tam ikilemde bıraktı. Mahkeme edilse davası düşer
Ve kendisini o kadar küfürlü konuşturmama rağmen kibarlığından hiçbir şey kaybetmedi

En garibime giden de SK yı yazmak oldu
Hakkında en ufak bir şey bilmediğim bir insan
Kafamda yazdığım bir karaktere bir de rol yazdım
Hayali karakterin daha hayali rolü
Samimiyetim olmadığı için hikayenin kurtarıcı adamı oldu. Değnekçiliği dışında falsosu olmadı. O kadarına da katlanmasını bildi
Bir gün kızmayacağını bilsem bu şaşkın ve tamamen insanlara vakit geçirtebilmek için yazdığım hikayeyi okumasını ve bana yorum yapmasını çok isterim
Bir gün :D

Jidom gelinim,hikayenin son ana kadar en güzel kızı
(Son anda tacı Dolphin aldı)
Israrla hafif ama çok hafif toplu dememe kızmadan (ki tamamen kızdırma amacıyla bilerek yapılmıştır) hikayenin sonuna kadar gelen sanat eseri..
Tanımayan için:
Değil
Valla toplu değil
Aksine inanılmaz güzel bir yüzü,sımsıcak bir gülüşü ve muhteşem bir kolu var
(bakınız ve bulunuz blogcu hikayeleri)
Bu harikulade bayan hikayenin sonuna kadar körlüğü dışında falsosu olmadan giden belki de tek kişiydi. Körlüğü de işe yaradı ve Natiften kurtuldu

Gergin hocam hikayeye kızıp kızmayacağını bilmediğimden sonradan dahil olan ve karakterini belki de kendi çizen tek kişi. Bir yorumunda yaptığı rakı kadehi ile yazılırsam cümlesi onu mafya patronluğuna kadar götürdü. İnşallah bu çocuk işi hikayenin içinde yer almaktan keyif almıştır

Bitti ilk defa göründüğü rolde heyecanlı ancak elinden geleni yapan bir tutum içinde idi. Başarılıydı. Steteskopu yutması hikayenin maliyetlerini yükseltti ama feda olsun.
(Steteskopun ücreti maaşından kesildi)

Geçkalmadımki , hikayenin son dakika akla gelen fikri idi. Ya mahkeme salonuna ani giriş yapıp “durun , katil benim “ diyecekti,ya da işin başından beri birine söyletmeye çalıştığım ama sonunu nasıl bağlayacağımı bilemediğim “durun siz kardeşsiniz” cümlesinin sahibi olacaktı. Resim tutkusu onu ikinci seçeneğe gönderdi. Bir insan neden çocuk çalar ? Resmini yapmak için tabi ki. Bundan mantıklı ne olabilir ki ?
Sağolsun varolsun

Veeee ben
Hikayenin başında Nuri Alço olacağım belli idi
Biiiir,başına ( hadi başına diyelim kibarca) o işleri açan bir rolde kimseyi oynatamazdım kendimden başka
İkiiii,kaç zamandır üstüme yapışıp kalan Pepsi lafını daha iyi kullanmak için başka fırsat geçmezdi
Üüüüç,sanadımı icra edebileceğim bir roldü :D
Ben çok sevdim
Ama en güzeli Şarküterinin yorumundaki esprisi oldu
“Adam yine yardırmış”
15 bölüm yazdım,bu kadar cuk oturan espri yapamadım
Eline sağlık
Ama dikkat et , çok kıskandım :D

En ama en güzeli insanların uğraşıp didinip resim çektirerek konuya katkıda bulunmaya çalışmasıydı
Ellerinize sağlık

Hikaye word sayfaları ile yaklaşık 70 sayfa sürdü
Hadi puntoları büyük tuttun de, en az 40 sayfa
Ve hayatımda hep yapmam dediğim işi bilerek yaptım,tamamını yazmadan yayımlamaya başladım.
Ya yazamayıp ettiğim saçmalıkların dibinde kalsaydım ?
Ne olurdu halım ?
Size soruyorum okuyucu :D

Arada bir sürü şey güme gitti
Natifin arabanın kapısını sert bir kasık hareketiyle kapatması
Üzerinde debelendiğim 12. bölümün tamamı
(ki Dolphinin tıslayarak “bi tisssiiiikim anlamadım” demesine kendim yazmış kendim gülmüştüm”
gecenin saat 1 in de , hikaye eksik kalmasın diye apar topar kayıt ettiğim şarkı
Ve aralara serpiştirdiğim bir sürü zımbırtı

Olsun
Hepsini okumanız bile gurur vericiydi
Herkesin her şeyi beğenmesini beklememeyi öğrendim
Ama insan sanki pişirdiği yemeğin detaylarını anlatmayı seviyor

Bu sefer yazmak dediğim kasıcıydı
Ataleti hem Fransızca (hepsi gerçekti) hem Ğ li konuştur
Jidoya Çerkez deyimleri söylet (hepsi gerçekti)
Şarküteriyi çemçük ağız yap
Dolphini köylü şivesiyle konuştur
Çağlara küçük bey konuşması yarat
Ona bak bunu atlama derken
Bir sürü yazım hatası oldu

Onlar da işin kamera arkasını ( ya da sevgili mizah üstadiyesi Oya nın deyimiyle dvd ekstrasını) oluşturdu
Eskiden Toy story de gördüğüm dünyanın en uyanık numarası olan hayali kahramanlara çekim hataları yaptırma fikri daha da öteye giderek hikayenin çekim hatalarına dönüştü
Evet bu bir yazılı hikaye idi ama sonuçta bir filmdi ve bir sürü hata yapıldı
(ama beni de iyice paranoyak yaptınız,doğruya doğru)

Oydu buydu derken her zaman 5 bölümde biten hikaye 15 bölümde zor bitti

Kuraldır,okuyucu uzun hikayeden sıkılır,dikkatini vermez
Kimi zaman aynı gün içinde üç bölüm birden yayımlamam bu yüzdendi
Kimseyi sıkmadan olabildiğince çabuk bitirmeye çalışsam da iki hafta katlandınız

Benim açımdan inanılmaz keyifli geçen hikayenin sizler içinde eğlendirici olduğunu umarım

Ve yazdığım şeylere alınganlık etmediğiniz için de teşekkür ederim


Aslında herkes bir hikayeyi anlattı
AMA O BİR HİKAYE HERKESİN KENDİ BİR HİKAYESİYDİ

Alpernatif
17.10.2008
Ankara

15 Ekim 2008 Çarşamba

Dağlar Kızı Dolfin SON

 

 

Salon bir anda karışır

Geçkalmadımki yarattığı etkiden hoşnut tabağında kalan karides sosunu ekmeğiyle sıvazlayarak ağzına tıkar ve yavaşça ortaya doğru yürür

- Siz isteseniz de evlenemezsiniz. Çünkü siz kardeşsiniz

- Ne diyoğsun ayol ! Üstüme başıma iyilik sağlık

Geçkalmadımki gülümser

- Merhaba Atalet hanım. Senelerdir sizi sosyete sayfalarından takip ediyorum. Çağların düğünü olduğu gün ben de nikaha , şey nişana geldim. Kalbim pıtır pıtırdı. Ama Dolphinin ortaya çıkmasıyla bir anda her şey değişti

- Nası ya !

SK şaşkındır. Hiçbir şey yapmadan ikinci bir evlat sahibi olmuştur. Ulan esasında fena iş de değildir. Gece çabalama,hamileyken kadın nazı,doğunca bebek zırıltısı çekme. Havadan çocuk sahibi

İlk tepkisinin ardından rahatça geriye yaslanarak etrafına bakar

- Eh olmuş madem,atmayalım

Atalet hırçınlaşmıştır

- Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyoğ mu kadın !

- Maalesef Atalet sultan.

Geçkalmadımki derin bir soluk alır

- Siz bilmezsiniz ama zamanımın büyük bir kısmında resim yapıyorum. GAAAAAARK . Pardon

Karides fazla gelmiştir

- Günlerden bir gün çocuk resmi yapmak istedim. Ama nasıl aş erdim anlatamam. Kalktım hastanenin doğum bölümüne geldim. Niyetim bir çocuk bulup resmini çekmekti. İşte o an sizin yeni doğmuş bebeğiniz Dolphini gördüm. İnanamadım. Fotoğrafla halledilecek bir durum değildi. Bebeğin her saniye değişen inanılmaz mimikleri vardı.

- Eeeeee !

- Baktım fotoyla olmayacak. Kaptım bebeği kaçtım hastaneden. Eve götürdüm. Sabahtan akşama kadar boy boy resimlerini yaptım. Sonra işim bitti. Ulan elde bir bebek. Baksan bakılmaz ama atsan gayet rahat atılır. Ben de götürdüm bebeği yurtiçi kargoya ödemeli olarak verdim. Bebek gitti teeeee Mersine.

SK Atalete döner

- Bu kadın neler söylüyor karıcığım ?

Ataletin artık sesi çıkmamaktadır

Geçkalmadımki devam eder

- Mersinde kargocular onu bir aileye evlatlık verdiler. Bende uzaktan hep takip ettim rahatı yerinde mi diye. Sonra bir gün gazetede oğlunun resmini gördüm. Jido diye bir bayanla nişan ya da nikah yapıyor diye

Jido ayağa kalkar

- Evet ben

- Evet,bu hafif ama çok hafif toplu kızcağız. Düğünleri de sevdiğimden,bari bu düğüne gideyim dedim. Sonra düğünde ne göreyim ? Dolphinim Mersinden gelmiş, Çağlara aşkını ilan ediyor. Resmen yıkıldım

Salondan hayret nidaları yükselir.

Dolphin sahnede aptallaşıp kalmıştır

Geçkalmadımki temposunu düşürmeden devam eder

- E,Dolphin benim çaldığım kızın,Çağlar oğlun diye görünüyor ! Ben hayatımda böyle rezillik görmedim. Ne biçim çocuklar yetiştiriyorsun Atalet ? Böyle birbirlerine sarkıyorlar felan ?

- Len şaşkın ! Hem oğtalığı kağıştığdın,hem de bana laf mı ediyoğsun !

- ATALEEEEEET ! NE BU REZALET !

SK gayet kafiyeli ve de haklı olarak gürlemiştir.

- Ulan ben kaç tane çocuk yaptığımı bilmez miyim ! Hadi madem sahnedeki genç kız benden, BU KİMDEN LAN ?

Salondaki misafirler Atalete döner

- Bu kimden Atalet ?

Atalet sultan inanılmaz bir suçlamayla karşı karşıya kalmıştır

Geçmiş, yıllar sonra karşısına bir duvar gibi dikilmiştir

Boynunu büker

- Zannettiğin gibi değil

- Ha açıklayabilirsin öyle mi ? Ne ulan zannettiğim gibi değil ? Aldatmışın beni işte

- Çağlağ şu Natif sapığının çocuğu

Çağların poposunu okşamakta olan Natif ayağa fırlar

- Çüüüüüüüüüüüüş !

SK da fırlar

- Duble çüüüüüüüş. Beni aldata aldata bu keltoşla mı aldattın lan !

- NE ALDATMASI BE !

Atalet oturduğu sandalyeden kalkarak yavaşça sahneye doğru yürür

- Evet. Bu bayanın söyledikleği doğğu ise Dolphin seninle benim kızımız

- Ekmek karides çarpsın

Geçkalmadımki bir yandan yanında durduğu masadaki karidesleri araklamakta,bir yandan da dolu ağızla gevelemektedir

- Valla senin kızın

Atalet boynu bükük olarak konuşmaya devam eder

- O gün doktoğlağ bana biğ kızım olduğunu söyledileğ. Dünyalağ benim oldu.

- Ben nerdeydim be ?

- BANA MI SOĞUYOĞSUN SK EFENDİ ?

SK pısar

- Kızımı göğmek için palas pandığas aşağı koştuğdum. Ama heyhat. Kızımın yeğinde yelleğ esiyoğdu. Yatağı boştu. Saatleğce ağladım. Sonğa hava almak için dışağı çıktığımda biğden aha bu sapığı göğdüm

Natif zorlukla doğrularak Atalete bakar

Kaç yıl önce olan olaylar gözlerinin önünden bir sis perdesi gibi geçer

- Hastane önündeki kadın ! Hatırlıyorum bebek !

- Bu manyak kucağında biğ bebekle öyle dikilip duğuyoğdu. Beni göğünce gevezelik etmek istedi. O gece hiç tanımadığım biğ sapığa sığf sapığa benziyoğ diye meğhaba dedim

Çağlar’da yattığı yerden doğrulur. Eyvah ki eyvah. Hayatı güme gitmektedir

- Bu sapık kucağındaki çocuğu bana uzatağak “ Al bacım. Ben bunu kimbiliğ kimden peydahladım” dedi. Biğ an duğaksadım. Bebeğimi kaybetmişim ve yüce ğabbim bana başka biğ bebek göndeğiyoğ. Kendi kendime yani myself “Atalet” dedim. “Bu biğ işağet” al bu bebeği kendi bebeğinmiş gibi SK ya yuttuğ

- Ohhhhhhhhhh

SK derin bir oh çekmiştir

- Boynuzlu değilim yani !

- Manyak mısın ayol ! Ben senden başka kimi sevdim. O gün bugündüğ bu çocuğu kendi oğlum gibi büyüttüm. Gak dedi şampanya veğdim,guk dedi kağides dayadım. Nazlı nazlı büyüttüm. Ama içimde de hep kaybolan kızım vağdı

- Anne,baba!

Dolphin dayanamamıştır

Sahneden paldır küldür inerek seneler sonra kavuştuğu ailesine sarılır

- Ben de senelerce sordum kendi kendime,benim bu köyde işim ne diye ! Meğer işin aslı başkaymış

SK , Dolphin ve Atalet gazinonun ortasında sarmaş dolaş olurlar. Gazino alkıştan ve gözyaşından yıkılmaktadır. Gergin bile silahını indirmiş gözyaşlarını keçinin tüylerine silmektedir

Karmaşayı Çağların sesi bozar

- E olsun. Sonuçta senelerdir bana baktınız. Nihayetinizde ben de oğlunuz sayılırım he mi ?

Birbirlerine sarılmış üçlü buz gibi bakışlarla Çağları süzer

- Hadi len !

- Ya ama bunca yılın hatırı ? Hani biz onu gerçek oğlumuz bildik felan ?

- Yürü,anca gidersin ezik !

Çağlar yıkılmıştır

Son bir ümide sarılır

- E kardeş olmadığımıza göre o zaman evlenmemiz için bir engel kalmamış ! Dolphinblue benimle evlenir ben de içgüveysi olarak yeniden zengin hayatıma dönerim

- Hadi leeeeeeeeeen !

Aile efradı tarafından verilen bu yanıt Çağları yıkar

Arkasında afallamış duran Natife döner

- Bari sen adilik etme kuzum ! Sana baba diyebilir miyim amca ?

- Çok beklersin bebek !

- Ama,bana sapıklığın ince yanlarını öğretirsin. Beraber bornoz giyeriz. Kadınların bardağına ilaç atarız uyuuuşşş diye !

Natif rayban lerini takar, ağzına bir puro yerleştirip yakar

O halka mal (a nın üzerinde inceltme var,lütfen) bir sapıktır

Bir efsanedir

Bir fenomendir

- Sapıklık iki kişilik bir müessese değildir yavrum. Hem benim kaç tane gayrı meşrutiyet çocuğum var biliyor musun ?

- Bilmiyorum !

- İşte ben de bilmiyorum. Hepsini yanıma alsam ne yaparım lan ? Çocuk esirgeme miyim ben ?

Çağlar yıkılmıştır. Şu son dönemde başına neler geldiğine inanamamaktadır. Boynu bükük etrafındaki insanlara bakar. Gözünden iki damla yaş dökülür

- Bir hikayenin daha sonuna geldik öyleyse.

Gazinoda kimseden çıt çıkmamaktadır

- Zaten hayat dediğin nedir ki ? Bir tiyatro. Ben bu oyunda iyi bir seyirci olmaktansa kötü bir oyuncu olmayı tercih etmiştim. Ama küçük bir rolü dahi bana çok gördünüz

Gözlüklerini çıkarıp gözyaşlarını silerek SK ve Atalete doğru yaklaşır

- Senelerdir oğlunuz olarak gördüğünüz şu garibanı anında sattınız. Ama sizlere kızmıyorum. Aslında kimseye kızmıyorum. Hayat birilerine kızacak kadar uzun değil.

Yavaşça SK ve Ataletin elini tutar

- Madem hayat bir oyundu. Ben de son tiradımı söyledim işte. Seyirciler sahneyi çoktan terk etti. Işıkçı ışıkları kapadı,sahne sessizleşti ve PERDE

Ellerini havaya kaldırarak seyircilerden alkış bekler

Sadece SK nın sesi duyulur

- Yürü len ! Anca gidersin

Çağların poposuna vurduğu tekme ile genç adamı ailesinden uzaklaştırır

- Amca bari yol parası için bir sakal atsaydın !

- La git ! Hala para diyor

Çağlar gazinoyu bilinmeze doğru terk eder

O çıkar çıkmaz Gergin silahını havaya kaldırarak beş bilemediniz altı el ateş eder

- Ahey ahey ahey. Gün bu gündür dostlar. Şu sevimli ailenin birbirlerine kavuşmasını kutlayalım. Haydin halayaaaaa. Tey tey tey...

- Benimle evlenir midin Jido ?

- Ayol,zaten boş vaktim var. Yapacak bir şeyim de yok. Amaaaaan , haydi şen ola düğün şen olaaaaaa.

- Gödümün nurudun Jido

Herkes sevinçle birbirine sarılır

Ekran yavaşça kararır

 

 

SOOOOOOOOOOOOOOONNNNNNNNNNNN

 

 

Hikayeden sonra

 

 

Geçkalmadımki

Canı çocuk resminden sonra yaşlı resmi yapmak istedi. Mecburen huzurevinden yaşlı çalmaya başladı. Ama çaldığı yaşlılar eve getirdikten sonra resmini yapamadan öldüler. Ölenleri atamadı,evinde sakladı. Ev koktu. Komşuların şikayeti üzerine polis geldi

Şimdi gardiyan resmi yapıyor

 

Jido

Şarküteri ile evlendi. Biri kız biri oğlan üç çocukları oldu. Hepsinin ismini çiçek isimlerinden seçtiler. Ama Şarküteri çemçük ağızlı olduğu için isimleri hep kısaltarak söylediler. Karanfile “kar” , menekşeye “meni” , siklemene şey dediler. Eee,şey işte

 

 

Şarküteri

sharkuteri

Dolphinin söylediği şarkısı çok tutunca eşek yüküyle para kazandı. Kazandığı paralarla Amerikaya yerleşti. Orda çok tutacağına inandığı “ I feel sick” isimli bir beste yaptı. Ancak kendisi söylemeye kalkışınca beste “ I feel dick” oldu. Katolik kilisesi tarafından aforoz edildi. Eşi Jidoyu da alarak Rusyaya kaçtı. Dilinden ameliyat oldu,çemçüklüğü düzeldi. Putinle tanıştı. Kanka oldu. Beraber içki muhabbetlerine gittiler. Putin Şarküteriye habire kendi rus karısını anlatıp rus kadınlarını övdü. Bir gün karısıyla tanıştıklarında Şarküteri votkanın tesiri ile Putine “bahsettiğin o rus bu kadın mı” diye sorunca Putin duraksadı.

Şarküteri şimdi Sibiryada ısınmaya çalışıyor

 

Bitti

Yuttuğu steteskop yüzünden en küçük fısıltıyı bile duyar oldu. Kendisini kahin zannettiler. Etrafında mürit grubu oluştu. Dernek kurdu. Paraya para demedi,başka bir isim taktı. Sonra bir gün yediği incirler yüzünden ishal oldu.

Bu da kahinliğinin sonu oldu

 

Gergin

Gazinoydu mafyaydı derken gerginliğe tövbe etti. Bir keçi üretme çiftliği kurdu. Stresten arındı. Şu an keçitasyon hocalığı yapıyor

 

Natif

Natif Alço

Kılları gidip üstünden de geçmeyen kalmayınca zaten tuhaf fiziği eciş bücüş bir şeye dönüştü. O tipiyle yüzüklerin efendisi 4 filminde Gollum olarak rol kaptı. Peter Jackson oyun gücüne hayran kaldı. Başka bir filminde daha rol verdi.

King Konga ilaç içirmeye çalışırken klasik yanlışlığı yapıp içkiyi kendi içti.

King Kongun gazabına uğradı

Şu an tam ortadan ikiye ayrılmış vaziyette

 

Çağlar bilir

Düğünden kovulunca “ulan bari askeriyeye geri döneyim,orda her şey beleşti” dedi. Parasızlıktan yüzerek Kıbrısa gitmek için Mersine geri döndü. Ancak köylüler keçi tecavüzünü unutmamıştı. Gergin razı edilip inatçı sakal köye geri getirildi veeeeee...

keçi

Üç gün üç gece düğünden sonra Çağların inatçı sakaldan üç tane keçisi oldu

Sütlerini satıp geçiniyor

 

SK

SK

Ataletle barıştı. Dolphini de yanına alıp mutlu bir hayat sürmeye çalıştı. Hep Ataletin kendisini tekrar öldürmeye çalışacağından korktuysa da endişesini belli etmeyerek seneler geçirdi. Ama bu arada bir yangın,bir tarantula zehirlenmesi,şaibeli bir Karasu gezisi kazası ve bir çok açıklanamayan tesadüften sağ olarak kurtuldu.

İsteği üzerine Atalet üstüne kurşun döktü

SK yaralı olarak kurtuldu

 

Atalet

atalet

Kocasının hayat sigortasının primlerini habire arttırdı. Yanında kibrit taşıdı. Örümcekgillere merak saldı. Karasuyun yol fizibiletisini çıkardı ve uğraştı da uğraştı. Yaptığı çalışmalar neticesinde nobel ödülüne aday gösterildi. “ hahaaaaay, NO BELL , THANKS” diyerek ödülü geri çeviren ilk Türk kadını oldu. Ama bir şeyin ilk kadını olmaya çok kızdığı için suçu SK ya attı.

SK suçu tuttu

 

Ve DOLPHİN

Dolphinblue

Gazinoda bir gazla Çağları red etti ama sonradan pişman oldu. Bir tek erkeğe saplantılı olarak aşık olmanın ne kadar kötü bir duygu olduğunu çevresindekilere defalarca anlattı ama onlar aynı şeyi kendisine söyleyince dinlemezlikten geldi. Hayata küstü. Tüm dış ve iç güzelliğine rağmen çevresindeki kendisine yakışacak bir sürü insandan maalesef kaçındı. Kimseyi de sevmedi. Daha doğrusu sevemedi

Kutsal rahibe olarak senelerce yaşadı. Tanrının sevgili kulu olarak 107 yaşında vefat etti. “Aşk dikenlidir” şarkısı gazinoda bir seyircinin yaptığı telefon kaydından senelerce dinlendi ve ismi anıldı

 

VE HEPSİ BİR HİKAYEYİ YAŞADI VE YAŞATTI.........

 

Asıl SOOOOOOOOOON

 

Bu hikayede hiçbir hayvana zarar verilmemiştir

Keçi ile Çağlar arasında olan olaylar tamamen hayal ürünüdür

 

 

Çekim hataları

 

Gergin telefonu ikinci açışında kaldırır

???

- Gergin hocam,açışta kaldırmak ne ya ?

- Ne biliyim lan ? Yazara sorsanıza ?

 

 

Nikah başlar. Davetliler nişana çok şık gelmişlerdir. Ama bu bir nikah mıdır,nişan mıdır ? Yazar zırvalamaya başlamıştır. Sonra da toparlayamadığından habire konu üzerine espri yapar. Bkz. nişan nikah paradoksu !

 

 

- Şimdi,Çağlar bey yavaşça keçiye yanaşıyoruz arkadan. Evet kalçaları tutalım. Dolphin sizi o pozisyonda yakalayacak.

- Beeeee (küt)

- Ah kasıklarım

- Lan ! Keçi huylanıp tepti. İşe Çağlar,çabuk işe !!!!

 

 

- Kaçma SEEEEKAAAAAA. Gel efendice ölüveğ

Atalet Honda marka arabayla demir kapıyı kırıp cehennemden gelir gibi nişana dalar

DRAAAANK

- Ama hanımefendi,gene kapıyı tutturamayıp duvara tosladınız yahu.

- Aaaa ! Delinin zoğuna bak. Kolaysa gel sen tuttuğ ayol beş metğelik kapıyı !

- Hayır bu boşa giden üçüncü Honda !

- Mavi boncuk kimdeyse benim gönlüm Hondadır...

 

 

Çıkarılmış sahneler

 

- Dıdarıda göd gödü görmüyor doktor. Nadıl çıkarıd ?

SK hastane önünde körlerin yarattığı karmaşayı unutmuştur. Ani bir karar vermek zorundadır. İç cebinde sakladığı pompalı tüfeği çıkararak gruba seslenir

- Tam arkamdan gelin.

Hastanenin kapıları iki yana açılınca körler ellerinin öne uzatarak SK nın önderliğindeki gruba saldırır. SK en öndeki körün kafasını havaya uçurur. Ancak çevreleri sarılmıştır. Beklenmeyen şey olur. Natif poposuna yerleştirdiği oksijen tüpünü patlatır

Herkes gök gürlemesi zanneder

Şarküteri panikle bağırır

- Göd gürledi !

Kafası karışan körlerin arasında grup hızlıca sıvışır.

Sessizliği SK bozar.

- Oh my god. They killed Natif !

 

Natif Çağlara yanaşır. Bornozu omuzlarından hafifçe düşmüştür. İç buğulayıcı bir sesle sorar

- Nasıl,bu hoşuna gider mi bebek ?

Çağlar konuşup konuşmamakta kararsızdır

- Önce Hollandaya mı gitseydik ?

Keçi Natife verir ayarı

Verir ayarı

??????

Laaaan ?

Bu sahneyi çıkarmamışsınız ?

Alpernatif son

(directors cut)

 

Jido gözleri açılınca Natifi görüp Şarküteri zanneder,hemen evlenir,sonra da boşanamaz

 

Atalet Dolphinin üzerine hayat sigortası yapar

 

Gergin çok sakindir

 

Geçkalmadımki geç kalır

Geç kalınca da kendini bir şey söylemek zorunda hisseder

SK ve Atalete “durun siz kardeşsiniz” der

Kimse işin içinden çıkamaz

 

Bitti emar cihazını yutar

Her şeyi duyan değil,her şeyi gören kadın olur

 

Grubun iki sapı Şarküteri ve Çağlar Las Vegas ta evlenirler.

Anlaşmalı olarak boşanırlar

 

 

 

Bu sefer harbi bitti

 

Sonra yazılacak “yazılamayan önsözün olmazsa olmaz sonsözü” hariç

natif


video

13 Ekim 2008 Pazartesi

Dağlar Kızı Dolfin 13-14

Dağlar Kızı Dolfin 13

Şarküteri Jidoyu köşkünden apar topar getirtmiştir. Önce hay huy eden babası korumaların kibarlığını görünce hemen kızını yollamıştır. Ama bu durum Jidonun pek hoşuna gitmemiştir. Gerginin odasına girer girmez bağrınmaya başlar

- Allah belanızı versin. Babamın kolunu kopardı senin bu dingiller !

- Hadi ya ? Ahmet,Hasan ! Doğru mu lan ?

- Doğru abi. Beyefendiyi ikna etmeye çalışırken oldu. Ama kolu yanımızda getirdik.

- Ulan burada demonte adam mı yapıcaz ? Yarın bacak getirin,sonra bir döt. Burda voltranı oluşturalım haybeden ?

- Ama patron. Yani yarın gider yenisini alırız bey amcaya !

- Keeeeees ! Sinirlendim ben gene . Keçimi getirin bana !

Şarküteri ortalıkta Ataleti göremeyince Gergine eğilerek sorar

- Atalet ne oldu abi ?

- Karnı acıkmış. Kelle paçacıya gitti. Akşama sahneye yetişecekmiş ama. En önden yer ayırttı

- Kelle paça mı ? Pihuuu ! Neyde. Abi bahdettiğim bayan ahan da bu. Makyaj ve daç konudunda mükemmel

- Kör oğlum bu ?

- Evet,gödü görmüyor ama idinde mükemmel

Gergin Jidoyu baştan aşağı süzer

Bu çok güzel çıtı pıtı ... şey , çötü pötü kızcağızın saçları ve makyajı çok güzeldir. Şu çemçük ağızlı orgcu herhalde doğru söylemektedir

- Peki kızım. Bir deniyelim bakalım. Ahanda süsleyeceğin köylü kızı arka odada. Bütün malzemeler de orada. Akşam sahneye çıkacak. Ona göre bizi mahçup etme göreyim seni

Şarküteri Jidoyu elinden tutarak arka odaya götürür. Allahım. Şarküteri çok mesuttur. Genç kızın elleri ne güzeldir. Daha fazla el ele kalmak için Jidoyu odanın içinde döndürür durur

- Oda çok udakta Jido hanım. Nerdeyde geldik dayılır

- Ay kaç saattir yürüyoruz Şarküteri bey

- Geldik geldik

- Sok lan odaya kızı

Gerginin iki tane patlatmasıyla Şarküteri genç kızı odanın kapısından içeri sokar

- Deni donduda kadar bekleyeceğim devgilim.

- Bekle beni Şarküteri

- Gödüm yollarda hayatım

Jido bu genç adamın mertliğinden ve sevecenliğinden etkilenmiştir. Üstelik Çağlar sümsüğü gibi bir köşede pısıp kalmıyor, habire olayların içine giriyordur.

Heyhat,kader nelere muktedir. Saatler önce Çağları sev,şimdi Şarküteriden hoşlan. Allahım bu Ankaralılarda ne vardır ?

- Huuuu,kimse yok mu ?

Odanın içinde el yordamıyla ilerlemeye çalışan genç kızı Dolphin gördüğü anda tanımış ve dehşete düşmüştür. Saatler önce kendisi ile alay eden güzel ve çok ama çok hafif toplu genç kızdır bu. Vay anasını. Makyaj yapacak başkasını bulamamışlar mıdır ?

Panik içinde odadan dışarı fırlayıp Şarküteriye sarılır. Genç adam durumu kavramış olmanın bilinci içindedir

- Merak etme Yunud bacı. O artık beni deviyor. Denin küçük beyle ilgidi yok

Ohhh

Dolphin rahatlamıştır

Ataletin öğrettiği gibi salına salına odaya geri döner

Jido onu beklemektedir

- Merhaba

Dolphin konuşmamakta ısrarlıdır. Jidonun önünde durup elini sıkar. Jido eline değen sargı bezlerinden şaşkındır

- Ay bunlar ne ? Aaaa,seni sarıp sarmalamışlar. Ama böyle makyaj ve saç yapılmaz. Dur şunları bir çıkaralım bakalım

Jido genç kızın bandajlarını yavaşça çıkarır. Hiçbir şey görmediği için karşısındakini elleyerek tanımaya çalşmaktadır

- Dur bakiim ! Vooov,saçların çok güzel. Enfes fön çekilir. Ya yüzün ! Off,inanılmaz güzel hatları var yüzünün. Sanki bir heykeltraşın elinden çıkmış gibi. Tenin de inanılmaz yumuşak. Allahım işim bittiğinde çok güzel olacaksın

Jido hevesle çalışmaya koyulur

Kızlar içeride uğraşırken Gergin kafasını stres keçisine dayamış sesli sesli düşünmektedir

- Şimdiiii,bir masa SK ya ayırmak gerek. Ne de olsa eski dost. E bir masa Atalet hanım için lazım. Atalet the magnificent elinden geleni yaptı.

- Beeeeee

Tossss

- Ahh,kafam. Ulan SK ya söyliyeyim de bana bir çift boynuz yaptırsın,rahat toslaşmak için. Ama boynuzlu gazino patronu da olmaz ki ! Adım çıkar boynuzlu diye

- Beeeeee

- Neyse. Bir masada şu kör kıza ayırırım,sevaptır. Bizim eski dost sapık Natif nerelerde acaba

- Beeeeeeeeeeeeeeüüüüüüüüüüeeeeeeeeeeeeeeee

- Natifin ismini duyunca ne coştun len ? Sen benim masamda yanımda duracaksın. Stres keçim benim. Hayda bre keçi

- Beeeeeee

Hazırlıklar tamamdır

Genç kız Ataletin kelle paçacıya gitmeden beğenip aldığı elbisenin içeri gönderilmesiyle giyim işini de halletmiştir. Heyecanla odada Jidonun yanında oturmaktadır. Heyecandan elleri titremektedir

Hey gidinin köy güzeli Dolphini. Sen gel şehirlerde şey diye tanın. Şey diye ... hakikaten ismi nedir ?

Aynı konuda Gergin de kafa patlatmaktadır. Bir sahne ismi,janjanlı bir isim

Böyle hem açık denizleri özgürlüğü çağrıştırsın,hem de hüzün olsun

Ne olaki

Düşünen ikili aynı anda iki ayrı odada kendi kendilerine fısıldarlar

- Dolphinblue !

Gazino dolmaya başlamıştır.

Çağlar hayatının en kötü gecesini yaşamaktadır. O kadar zengnlikten sonra insanlar getirip paltolarını önüne atmakta ve hizmet beklemektedirler

- Al şu kürk mantoyu. Dikkat et ömründe kazanamazsın bunun parasını !

- Bilakis ben zengindim

- Şu astraganı da al bakiim

- Ziyadesiyle param vardı

- Konuşma fakir

- Hayııııııııır

Genç adam yüzünü ellerinin arasına alarak ağlamaya başlar. Tam o anda SK gazinonun kapısından içeri girer. Çenesini kapatmak için yanında Bitti hemşireyi de getirmiştir. Bitti paltosunu ağlayan Çağların kafasına atarak bir şey görmesini engeller. Genç kadın alışık olmadığı halde yaptığı bu zengin hareketinin coşkusuna kapılmıştır

- Ay doktor bey. Gördünüz mü fakirin kafasına nasıl attım paltoyu !

- Kızım akıllı uslu dur. Bunalttın beni. İntihar etsem daha iyi

- Niye ? İntihar et,kırmızı etten daha mı az kollestrollü ? Ebeh gübeğ

- Bak steteskopu ağzına sokunca ne güzel oldun. Yürü len şimdi

Ağzında steteskop sallanan Bitti ve SK içeriye geçerlerken arkalarından Atalet sultan gazinoya girer

Heyhat, kocasını burun farkıyla kaçırmıştır

- Şehrin ne gadder guzel oldurunu unutmuşum yahu. Aaaaa , bu benim göççük orlum deril mi ? Şiiiiş , alooooo. Al bakiim şu ceketimi !

Atalet omuzundaki ceketi tek hamlede Çağların kafasına atarak muhteşem kıyafetiyle salona arzı endem eyler. Davetlilerin başı ister istemez bu etkileyici kadına dönmüştür.

İstemsiz bir alkış başlar. SK oturduğu yerden ne olduğunu anlamaya çalışır ama ayakta alkışlayan kalabalık yüzünden Ataleti göremez. Sadece sesini duyar

- Gesin lan dingil dingil alkışlamayı. Tezek gafalılar sizi. Çimin oturun yerinize

Amanııın diye düşünür SK. Kimbilir kimin karısı. Allah sabır versin

Atalet kalabalığın arasından sıyrılıp sırtı dönük olarak SK nın yanına oturur. Kader bir zamanlar birbirlerini delice seven bu karı kocayı gene bir araya getirmiştir.

İnsanlar hala ayaktayken Jido Şarküteri ile gazinonun kapısında konuşmaktadır

- Ben zannedersem seni seviyorum Şarküteri

- Ben de deni deviyorum devgilim. Ama bid ayrı dünyaların indanlarıyız. Den dengindin ben fucker

- Efendim ?

- Ah bu kıdılderili lehçesi. Fakir demek idtemidtim. Baban deni bana verir mi ki?

- Önünde tepinirim ağlarım,gerekirse evlatlıktan çıkarım,mirası red ederim

- Olur mu lan ? O kadar para !

- Beni param için mi seviyorsun Şarküteri ?

Genç adam yaptığı hatanın farkına varır

- Hayır. Ben deni deviyorum. Paran olda da olur olmada da.

- Çok mesudum

- Ama birad olda fena olmad hani !

Neşe içindeki iki genç elele gazinoya girerler. Hala kafasındaki paltoların altında ağlayan Çağların tepesine Jido da şalını fırlatır.

- Ahhh. Kör müsünüz kuzum

Jido paltoların altından gelen bu sese aldırış etmeden salona girer. Şarküteri genç kızı sırtı SK ve Atalete dönük olarak oturtur. Nasıl olsa sahneye döndürmesi gerekmemektedir. Kendisi de sahneye çıkarak orguyla giriş müziği niteliğinde bir şeyler çalmaya başlar.

Gazinonun kapısında biri sürünmektedir

Kıçını havaya dikmiş olarak sürünen bu hafif kel ama saçsızlığın kendisine haliyle yakıştığı röptaşambırlı genç adam,korumalara fark ettirmeden yavaşça yılan gibi süzülerek içeri girer. Vestiyerdeki bir ton paltonun altında hala ağlamakta olan Çağların kafasına röptaşambırını atarak geçer. Kılsız vücudu yerleri seksi biçimde yalamaktadır. Köşede bir masa bularak fark ettirmeden doğrulur. G.tünü sandalyeye değdirmeden yan dönerek oturur. Pis pis sırıtmaktadır.

- Herkes bir gün benim olacak. Nıha nıha ahhhh

Natif hala akıllanmamıştır

Gergin çok gergindir. Gazino hıncahınç doludur. Hiç görmediği,sesini hiç duymadığı bir genç kızı sahneye çıkararak hayatının kumarını oynamaktadır. Ya batacak ya çıkacaktır. Keçiyi okşayarak teselli bulmaya çalışır.

Ve bir odanın içinde yalnız bekleyen genç bir kız biraz sonra hayatının sınavını verecektir.

Dolphin ayağa kalkarak aynanın karşısına geçer

Kendisine hayretle bakar

SK,Atalet ve Jido Dolphini bambaşka bir insan yapmışlardır

Derin bir nefes alarak odadan kulise çıkan yolda yürümeye başlar.

Işıklar onun için karartılmıştır.

Yavaşça sahnedeki orgun sesine doğru yürümeye başlar

SK,Atalet,Jido,Çağlar,Şarküteri,Gergin,Bitti,Natif ve tabi ki Dolphin

Hepsi bir yerde toplanan grup gösterinin başlamasını beklemektedir

Aniden gazinonun kapısında bir taksi durur

İçinden bir kadın düşercesine iner

Telaşı her hareketinden bellidir

Gazinonun kapısı boştur. Korumalarda bu yeni şarkıcının neler yapacağını merak ettiklerinden içeri girmişlerdir.

Kadın panik içinde gazinonun içine girer,paltosunu boğulmak üzere olan Çağların kafasına sallar

Aklında bir tek düşünce vardır

- İnşallah geç kalmamışımdır !

 

Dağlar Kızı Dolfin 14

 

Işıklar tüm gazinoda sönük

Org bilinmeyen bir şarkının giriş notalarını tıngırdamakta

Ortamın güzelliği herkesin sesini kesmiş

Kimseden ses çıkmıyor

Şey,yani bir kişi hariç

- Lan ne gadder garanlıh ettiniz ortamı !

Kızgın Atalet ufaktan söylenmektedir ama sahnenin kenarından ufak bir hareketlenme görünce o da sessizleşip rakısını şalgam eşliğinde içmeye koyulur

Gergin sahneye keçiyle birlikte çıkar. Elinde mikrofon,heyecanı tepesinde

- Pıh pıh. Hoşgeldiniz sayın konuklar. Bu akşam özel bir akşam

- Uzatmaaaa !

- Tabı,hanımefendi. Zaten uzatmanın da bir anlamı yok. İşte sahnelerimizin yeni ismi. Dolphinblue

İsim gazinonun sessizliğini bıçak gibi sarar

Dışarıda paltoların altında boğulmak üzere olan Çağlar Dolphin ismini duyunca aptallaşarak son bir hamleyle yukarı çıkıp hava alır. Üzerine yapışan paltolardan sıyrılıp sahnenin olduğu salona doğru koşturur. Bir köşeden sessizce izlemeye başlar

Jido da Dolphin ismini hatırlamaktadır. Eski sevdiceğine asılan köylü kızı değil midir bu ?

Nassı yani ?

Jido bir anda büyük bir şok geçirir

Ve geçirdiği şokun etkisiyle gözleri açılır

Ama heyhat,salon karanlık olduğundan Jido kendisini hala kör zanneder

Kadersiz Jido

Arkalardan geç kalmanın verdiği moral bozukluğuyla palas pandıras salona giren bir bayan garsonlar tarafından bir masaya oturtulur

- Durun. Anlamıyorsunuz . Galiba geçkalmadım. Benim...

- Hanımefendi,açılış gecesi için önden karides kokteyli servisimiz var

- Karides mi ? Hadi ya. Dur o kadar da önemli değil. Sonra söylerim. Ver bakiim tabağı !

Heyhat. Her ne söylenecekse üç tane böcüğe kurban gitmiştir

Dolphin karanlıkta sahneye yavaşça süzülmüştür

Karanlıkta henüz kimse onu görememektedir

Kafasını kaldırıp mahşeri kalabalığı seçmeye çalışır.

Köylü kızı Dolphin he mi !

Şimdi herkes görecek

Dolphin sessizce Şarküteriye fısıldar

- Re minör lütfen

- Ouuuv

Şarküteri çıkan sesten etkilenmiştir. Nerde kendisiyle konuşan Yunud bacı nerde bu ! Bu ses gizem dolu

Bu ses ihtiras,şehvet dolu

Bu ses kadınlık dolu

Atalet işini biliyor

- Şimdi sizlere...

Dolphinin billur gibi sesi mikrofondan salona akar. Korumalar birbirlerine yaklaşır. Natif köşede huzursuzca kıpırdanır. Gerginin bile sesi soluğu kesilmiştir

- Çok sevgili Şarküterinin bir bestesini icra edeceğim.

- Evet , benim bedtem

Heyhat. Şu an kim konuşursa konuşsun dikkatlerin Dolphinden başka tarafa kayması mümkün değildir.

- Şarkının ismi “Aşk dikenlidir”.

Seyirciler kendi aralarında isme bayılır

- Ve bu şarkı beni gençliğimin baharında aldatan bir erkek için geliyor

Oooooooooooovvvvvvv

Daha kendisi görünmemekle birlikte bir erkek böyle bir kadını nasıl aldatır ?

Gergin sinirinden yanındaki keçiye bir tos koyar

Keçi bayılır

Bayılan keçiye suni teneffüs yaptırmak için Natif atakta beklemektedir ama gözlerini sahneden alamamaktadır

- Ümit ederim beğenirsinizzzzz

- Dıslamayı ben örrettim !

Notaların vurgusu artar. Genç kız elindeki mikrofona ilk sözleri okumaya başalr

“Yıllardır seninle ben,gözlerinde hep aynı yalan

Aşkını anlatamaz yazamaz,sözlerinde hep aynı yalan

Gül bülbüle yar olmaz,gül güzelliğin hep yalan”

Seyirci duyduğu sesle mesttir

Ama daha her şey bitmemiştir

Sahneye ufak soluk bir ışık vurmaya başlar

Işık önce sahnede bir yere dayanmış olan genç kızın ayaklarını aydınlatır

İki tane çok biçimli ayak,uzun topuklu bir ayakkabının içinde cazibeli bir biçimde öne uzanmış durumdadır

Siyah ince bir çorap ayakkabının bittiği yerden görünmektedir

Natif baygın keçiyi yalar

Çağlar aptallaşmış vaziyette sahneye bakmaktadır

Yo,yo. Bu bir isim benzerliğidir olsa olsa

Yoksa o köylü kızı... ?

Koruma yavaşça Çağların elini tutar

“Bu aşkı boşuna harcadık,sınırlarında kalmadık

Senden bana yar olmaz,aşığa diyar olmaz

Yalan aşkı ben neylerim,gerçek aşık ol derim”

Gelen sözler Ataletin gözlerinden yaş gelmesine yol açar. O muhteşem kadın aynı Japon çizgi filmlerindeki koca gözlü kızlar gibi ortalığı suya bulayarak ağlamaktadır

- Büheeeeeee. SeeeeKaaaaaa seni çok özledim !

SK ismini duyunca afallayarak geriye döner.

Işık yavaşça yukarı çıkmaya başlar. Biçimli bacakları saran siyah çorap pek bir şeyi gizlememekte,aksine duyguların tavan yapmasına sebebiyet vermektedir. Elbisenin yırtmacından çapkınca çıkmış bir çift biçimli bacak seyircilerin gözleri önüne serilir.

Seyirciler arasında hemen iki boşanma bir kalp krizi vakası yaşanır

SK sahnedeki şeyi kendi yarattığından dikkatini arkaya verir

Şok olur

Arka sandalye de üzerindeki muhteşem kıyafetle bağdaş kurmuş oturan inanılmaz güzel kadın...

Kendi eşi

Ataleti

Sevdiceği

Hem de salya sümük

- Ben... özür dilerim SEEEEEKAAAAA

Böyle bir kadına yürek mi dayanır !

- Atalet

- Kocacırım !

- Sen hala ğ leri söyleyemiyor musun ? Du bakiim. Nerde balık bıçağı !

SK balık bıçağı ile Ataletin yan dil bağlarına iki çizik atar

- Ouğğğ. Ouğğğğğğ. Düzeldim mi ne ? Seni seviyoğum SK. Seni seviyoğum

- Ebeh göb göbeh

Bitti hemşire ağzından sarkan steteskop yüzünden zırvalamakta ama yağcılığı elden bırakmamaktadır

Işık yavaşça büyüyerek yırtmacın yukarısına doğru çıkar. Çok biçimli ve erkekler tarafından muhteşem bulunan bir kalçanın üzerinde Angelina Jolie yi kıskandıracak kadar incecik bir bel ve belin hemen yukarısında Pamela Anderson’u kıskandıracak iki tane şey bulunmaktadır

Şey

Eeeeee !!!

Natif baygın keçinin 8 tane memesini sıkmaktadır

Yüzüne gelen sütle irkilerek dikkatini sahneye verir

“Gel gör artık beni benle,olmaktan ne haldeyim

Yar aşkımı sabredip,bilmedin ki söyleyim

Ne bülbül kaldı ne de gül,aşk dikenlidir neyleyim”

Şarkının son sözleri ışığın Dolphini tamamen aydınlatması ile son bulur

Omuzları açıkta bırakan kıyafetin üzerinde muhteşem iki gözün süslediği enfes bir yüz seyircilere hülyalı dakikalar yaşatır

Şarküteri önündeki güzellik yüzünden son notaları karıştırarak da olsa zorla çalar ve susar

Salonda herkes susmaktadır

Dolphin yaslandığı yerden hafifçe doğrulur.

Genç kadın muhteşem bir güzelliğe sahiptir

İnsanlar ona sahip olmak için her şeylerini verebilir

Gergin Natife bir tos atarak keçiyi kurtarır

Dolphin gözlerini aydınlanan salonun ortasında korumaya kurban gitmekte olan Çağlara diker

Çağlar bakışların altında ayakta durmakta zorlanmaktadır

Yutkunur

Salonda duyulan tek ses bu yutkunma sesidir

Ama bu ses de her şeyi tetikler

Salonun kıyısından köşesinden kendisini genç kadının güzelliğinden kurtarmaya çalışan birkaç alkış duyulur

Alkışlar büyümeye başlar

Birkaç saniye sonra salon alkıştan yıkılmaktadır

Dolphinblue derin bir nefes alarak alkışları içine çeker

Sonra güzel kolunun bir hareketiyle salonu susturur

Salonda çıt çıkmamaktadır

Şey

Bir kişi hariç

- Görüyorum. Allahım,gözlerim açıldı !

- Gödün mü açıldı ? Aha, dıçtık !

Şarküteri güzel kızın kendisini beğenip beğenmeyeceğinden doğan endişe ile mırıldanmıştır

Dolphinblue yavaşça sahnenin ortasına gelir. Gözleri hala erimekte olan Çağların üstündedir. Mikrofonu bırakarak diyaframını konuşturur

- Beni hatırladın mı küçük bey ?

Çağlar korumanın elini bırakması ile dizlerinin üstüne düşer. Ağzından tek kelime çıkmamaktadır

- Hani fakir ama gururlu bir genç kız vardı. Köyde aldatıp da kaçtığın

- Aaaaaaa. Bu kızı aldatmış !!!!

Salon şaşkınlıkla hep bir ağızdan söylenmiştir.

- Hani keçisiyle yatmıştın !

- Ulen benim stres keçimle haaa ?

Gergin belindeki silahı çıkararak Çağlara doğrultur

- O köylü kızı aşkının peşinden gelebilmek için olmadık işlere katlandı

- Doğğu söylüyoğ. Benden değs almak kolay değildiğ !

- O köylü kızı ne badireler atlattı

- Benim olamadın bebek ! Hay aksi !

- O köylü kızı çalıştı , didindi ve bak şimdi nerde

- Sahbenedeğ assolisbisitğ

- Şimdi istediğin gibi bir kadın oldum mu ?

Herkesin başı Çağlara döner

Çağların göz yaşları sular seller gibi akmaktadır

- Söyle Çağlar. Bir erkeğin dış görünüşe verdiği öneme layık olabildim mi ?

- SENİ SEVİYORUUUUUM

Çağlardan ulur gibi bir ses çıkmıştır

Bu Dolphinblue için yeterli midir ?

- Bir daha söyle

- SENİ SEVİYORUUUUUUM

- Natifin ses tonu ile söyleeeee

- SENİ SEVİYORUUUUUUUUUUUUUUUUUM

- YALAN SÖYLÜYORSUN

Gerçekler bir tokat gibi Çağların yüzünde patlar

- Sen bu Dolphini seviyorsun. Boyalı,ameliyatlı,süs bebeği Dolphini. İlgini çekmek için illa ki bacaklarımı taa buralara kadar açmam mı gerekir ?

Genç kız ne anlattığını göstermek için eteğini hafifçe yukarı kaldırır. Salonda beş boşanma daha olur

Bitti steteskopu yutar

- Biraz daha yukarı bebek. Hit mi beybi van mor taym

- Bak en azından sapık aklından geçenleri söyleyebiliyor. Ya sen ! Sen ne yaptın

- Ne yaptım kuzum ?

- SEN BENİ BEĞENEBİLMEK İÇİN HAYATIMI BİR YALAN YAPTIN !

Oooouuuvvv

Laf çok ağırdır

Dolphin ışıklardan rahatsız olarak güneş gözlüğünü takar.

Dağılmış saçlarını kendisine pek yakışan bir şapkanın altında toplar

Ve cebinden bir sigara çıkartır

Sahnenin önü Dolphinblue nun sigarasını yakmak için koşturan erkeklerle dolar

Dolphinblue sadece gülümser

Can yoldaşı Şarküterinin yanına giderek uzattığı çakmakla sigarasını yakar ve konuşma pozisyonu alır

                        Dolphinblue

Çağlar dizlerinin üzerinden yere düşer. Natif hafifçe yere düşmüş olan Çağların arkasına doğru geçer. Gergin silahını aşağı düşmüş olan Çağlara yeniden nişanlar ya da nikahlar (yazar hala nişan nikah paradoksunda).

- VE BEN KÖYLÜ KIZI YUNUS BACI,TEKRAR SORUYORUM. BENİ SEVİYOR MUSUN ?

Çağların kayedecek hiçbir şeyi kalmamıştır

- Ekmek musaf çarpsın seviyorum Dolph... şey Yunus. Hatta benimle hemen evlenmeni istiyorum

Şokkkkk

Salon derin bir ouuuuuuv çeker.

Dolphin de şaşırmıştır

Gözleri dolar

Yerde yatan bu şaşkını tekmelesin mi sarılsın mı bilemez

Tam ağzını açıp yanıt verecekken gerilerden bir ses gelir

- Durun siz evlenemezsiniz !!!

Salon hayretle geriye döner

Arka masalardan bir bayan ağzındaki son lokmayı yutarak ayağa kalkar

- Siz evlenemezsiniz !!!

- Niye ki ?

Geçkalmadım ki omuzlarını dikleştirerek vurucu cümleyi söyler

- ÇÜNKÜ SİZ KARDEŞSİNİZ

Her an bitebilir !

Dağlar Kızı Dolfin 12

Çok sevgili ve de birbirinden kıymetli okurlarım
Len yanlış bula bula bitirdiniz beni :D
Yazmaya korkuyorum


Atalet genç kızın etrafında şöyle bir dolanır
- Önce vücut dilini kullanmayı örretecerim sana.
- Olur abla
- Abla senin anandır terbiyesiz ! Ben senin annen olabilir miyim hiç ?
Atalet büyük konuşmuştur
Yazar bu yazı dizisinde ipin ucunu elinden kaçırmış,olmadık işler yapabilmektedir
- Tövbe tövbe. Bırak şimdi anayı manayı. Gel bakalım
- Geldim efendim
- Aferin. Bak şimdi , erkekleri etkileyebilmek için önce yürüyüşünü değiştireceriz
- Ne var ki yürüyüşümde ?
- Öyle odun gibi olmaz. Bak şimdi. Korumaları denek olarak kullanacarız. Farz edelim ben erkek dolu bir odaya dışarıdan giriyorum. Önce ne görünür ?
- Gafa ?
- Öyle keçi gibi önce kafayı uzatırsan olmaz işte. Beni izle
Korumaların meraklı bakışları içinde Atalet diğer kapıyı açarak odadan çıkar.
Korumalar ve Dolphin sessizce izlemektedir
Kapı hafifçe aralanır
Önce yırtmaç arasından fırlamış siyah bir külotlu çorabın sardığı sütun gibi bir bacak görünür
Korumalar yerlerinde huzursuzca kıpırdanır
Bacağın bittiği yerde ince topuklu ayakkabıya bürünmüş biçimli bir ayak , odada erkek olup olmadığını anlamak için bir periskop gibi çevreyi dolaşır. Korumaların üzerine gelince ayak durur. Kapı arkasından Ataletin sesi duyulur
- Odada erkek varsa ayak bunu hisseder. Ayakkabının burnu erkere dönük olarak içeri girmek zorundasın
Ayak peşinden bacağı sürükleyerek odanın tabanına basar. Kapının kenarında uzun ve ojeli tırnakların süslediği kibar bir elin yarısı görünür
- Sanki odaya giriyor deril de kapıyla sevişiyormuşsun gibi girmen gerekir.
El kapıyı kavrayarak vücudun yarısını odaya çeker.
Korumalar şimdiden görüntüden etkilenmişlerdir. Farkında olmadan birbirlerinin ellerini tutarlar.
Ataletin üzerinde hala düğünden kalma turkuvaz rengi dekolte kıyafet vardır
- Odaya en son kafa girer. Ama yüzünü saklayarak
Muhteşem kadın vücudunun tamamını odaya sokar ama saçları yüzünü gizlemektedir.
- Yüzünün esrarını son dakikaya kadar koruyacaksın
Korumalar elele tutuşmayı bırakmış hafiften birbirlerini okşamaktadır
Atalet sultan çok ani bir hareketle saçlarını geriye doğru atar ve direk olarak korumaların gözlerinin içine bakarak dudaklarından hafif bir inilti bırakır
- Huuuh.
Korumalar artık namus duygularını bir köşeye atmış,birbirleriyle öpüşmektedir.
Odaya yayılan elektrik nerdeyse bütün mahalleyi aydınlatacak güçtedir
- Şişşş,alooo ! Sapıklar. Yeter tamam. Öpüşmeyin. Bana bak mumya. Şimdi sıra sende. Benim yaptıklarımın aynısını yaparak gir bakiim içeri !
Dolphin kapıdan çıkar
Korumalar üzerlerine su dökerek sakinleşmeye çalışmaktadır
Kapı yavaşça açılır. Sargılar içinde bir bacak hört diye içeri girer
Korumalar huzursuzca yerlerinde kıpırdanır
Sargılı bacağın uzantısı çarıklı bir ayak havada sekiz çizerek yere küt diye basar
Korumalar yerlerinden kalkar
Bacağın peşinden Dolphin vücudunu içeriye sokmaya çalışmaktadır. Ancak sargılar genç kızın ayaklarına dolanarak yere kapaklanmasına sebep olur
Gene de Dolphin öğrendiklerini uygulama adına düştüğü yerden kafasındaki sargıları geriye atarak korumalara bakar
- Bürööhhh !
Korumalar birbirini ezerek pencereden atlamaya çalışmaktadır. Hayatlarını fedailikle geçiren adamlar daha önce böyle bir korku yaşamamıştır. Bir tanesi dayanamayarak ağlamaya başlar
Atalet sultan kafasını iki yana sallar
- Seninle işimiz çoook zor olacak !

Ve eğitim bütün hızıyla başlar
- Kafanı kaldır. Yürü. Yürü. Arkana arada bir çapkın bakışlar at
- Büle mi hanımım ?
- Yuh öküz bakışlım ! Çapkın diyorum. Dudaklarını ıslatmak için dilini hafif dışarı çıkar
- Ebegöhhhh
- Sargıları yeme allahın cezası ! Dil dışarı !
- Ebeh ebeh
- Hay ben senin

Zorlu bir öğretidir
- Masaya oturduğun zaman kollarınla memelerini destekleyip yukarı kaldır ki çatal görünsün
- Büle mi hanımım ?
Dolphin kollarıyla memelerini yukarı kaldırmaya çalışırken kol kayar suratına çarpar. Sandalye geriye doğru devrilir.
Atalet yerde yatan Dolphine tekmeler atmaktadır
- Kalk ayara kıro ! Sinirlerimi bozma !

Meşakatli bir süreçtir
- Bir erkeri etkilemek istiyorsan konuşurken tıslaman gerekir. Mesela viski mi isteyeceksin ! Dudaklar öne dorru çıkacak ve nefes bir sefer de deril yavaş yavaş verilecek. Vitiiissssskiiii itiiiistiyoruuuum ! Anladın mı ?
- Bi tiissssikiiiim anlamadım ?
- Dudak öne. Tıslaaaaaaa
- Tosssssss !
- Keçilik yapmaaaa
- Tisssssssssss !

Herkesin kaldıramayacağı ve anlamayacağı bir eğitimdir
- Unutma. Erkerin karşısında otururken saçlarını ellerinle tarayarak geriye dorru atarsan bu erkekten etkilendirin anlamına gelir. Vicud dili. Aynen şöyle. Hoooop ! Tara bakiiim
- Vir elini hanımım
- Kendi elinle saloz
- Büüleeee. Eliiiim,anam. Sargılar dolandı. Apla yardım et. Ahhh
- Abla anandııııııır

Bu eğitimden mezun olmak zordur
- Kadın her daim erkere elini öptürür. Şu korumaya uzat bakiim elini öpmesi için !
Dönk,lörph
- Yuuuh. Çıkar adamın ağzından elini boracaksın. Öööyle kutup ayısı gibi uzatılır mı el ?

Dolphin sterese dayanamamakta,sürekli ağlamaktadır. Ancak Ataleti yumuşatmaya bu ağlamalar yetmez
- Arlama. Arlama ! Yarın öbür gün bana teşekkür edeceksin. Sen bu xy leri bilmezsin. Her şeyin sahtesini isterler. Kadına doral olmayan her şeyi yaptırırlar. Bizi maymun gibi kılıktan kılıra sokarlar. Neden? Sırf kendileri için. Şimdi al bakiim şu paspası,yerleri önce yukarıdan aşarı,sonra soldan sara paspasla
- Niye ki hanımım ?
- Bilmiyorum. Bunu da karate kid filminde görmüştüm ayol. Ha ha ha ! Başlaaa


Saatler su gibi geçmektedir
- Kalça önemlidir. Kalça bir kadının silahıdır. Bir erkerin kadında baktırı ilk üç şeyden biridir.
- Öbürleri ne ki ?
- Bacak ve meme. Ama kalça en önemlisi. Düz giden bir kalça erkeri kadından sorutur. Kalça bir yayık ayran gibi olmalıdır. Kendi başına hareket edebilme yetisine sahip olmalıdır. Nazlı nazlı iki yana sallanmalıdır. Aynı bir çamaşır makinesi gibi. Bak şimdi
Atalet salına salına korumaların arasından odanın diğer ucuna kadar yürür. Korumalar gene birbirlerini öpmeye çalışmaktadır.
- Şişşşş sapıklar ayrılın bakiim. Şimdi sen dene kıro.
- Bir sagaaaa,bir solaaaa. Sallaaa galçayııı hooop (küt) Anam gorumaya çarptı şişş eyimisin yiğidim? (küt) Anam eğilirken öbür gorumayı da devirdim. Tüüüüüh !

Dolphin kabiliyetsizdir. Ancak Atalet sultan da işi inada bindirmiştir.
- Konuşurken k leri g diye kullanma
- Niye gi?
- Olmuyor. Hem zaten herkesi farklı konuşturmaktan yazarın canı çıktı.
- Bağa ne !
- Banna ne ! Banna ne ! Kibarca
- Bağa mööö !
- Mölemeeeeeeee ....

Hele ki şarkı söyletmek deveye hendek atlatmaktan zordur
- Doooo
- Döööööö
- Dö ne ayol ?
- Dö-rö-mö-fö-söl-lö-sö-dööööööö. Aaaa , hanımım ağlıyon ?
- Ay bunca yıllık hayatımda böyle bir şey görmedim
- Gafanı vurma duvarlara hanımım ! Bah diyom şindi. Düüüüüüü !
- Korumalaaaaar vurun bu maymunu
- Dööğğüüüüüüöööö
- Aaaaaayyyy. Bak,şarkı dört dörtlük. Şöyle elini yukarıdan önce aşarı indir,sonra sola götür,sonra sara götürüp tekrar yukarı kaldır. Artı çiz yani havada
- Amiineooohuvara isaaaa.
- O ne ayol ?
- İsdavrit çıhardım. Köye gelen misyonerler öğrettiydi !
- İstavritler götürsün seni !


İçeride bunlar olurken kapının diğer yanında Gergin keçiyle toslaşmakta, Şarküteri ise merakla kıvranmaktadır.
Saatler sonra kapı açılır ve Atalet sultanla korumalar dışarı çıkar
Korumalar kıyıda köşede dursa da Atalet sultanın hareketlerinde bir gariplik vardır
Keçide dahil herkes Atalete bakar
- İyi midinid Atalet hanım ?
- Kes lan düb düb konuşmayı. Gergin,şu rakıdan bağa da vir
- Efendim ?
- Len ocarıma incir aracı dikti bücür ! Hem susadım hemi de acıhtım. Keşke kete olsa da yisek şööle yarlı yarlı
- Atalet hanım , ne oldu size ?
- Aboooooov. Bana soru sormak he mi ? Len alayınızı...

Heyhat. Doktorların hastaları iyi ederken hastalık kapması gibi,Atalet de Dolphini düzelteceğim derken kendi dengesi bozulmuştur.
Gerginin karşısındaki koltuğa oturarak bağdaş kurar. Bir yandan da sıyrılan yırtmacı toplayarak bacağının altına sokar.
Korumalardan birisi koşaral ceketini çıkarıp Ataletin sırtına koyar.
Atalet omuzları ile ceketi tartar
- Valla ben elimden geleni yaptım birader. Daha bunun üstüne kuş sıçsa girletemez
- Efendim Atalet hanım ?
- Vışşşşş. Hanım manım ayakları he mi ? Rakım nerde galdı lan ?

Gergin dikkatini toplamak için tekrar keçiyle toslaşmaya başlar. Ama kafasında bir sorun daha vardır
- Hadi kızın konuşmalarını felan düzelttik ama buna makyaj ve saç bakımı da lazım. Kimi bulsak ki ?

Şarküterinin kafasında bir ampul yanmıştır


Her an devam edebilir

12 Ekim 2008 Pazar

Dağlar Kızı Dolfin 11

 

 

( Bana bu yazı dizisi bitmeyecekmiş gibi gelmeye başladı )

Gergin telefonu ikinci açışında kaldırır

- Sinir oluyorum şu telefonun çalmasına,ama lazım işte. Alooo ! Kiiim ! Sen ha !

Gerginin gergin olan sinirleri daha da gerilmiştir. Telefonun ahizesini kapayarak Atalete doğru eğilir

- Atalet hanım. Siz biraz dışarıda beklermisiniz !

- Tabi ki ayol. Hiç olmazsa bir capuçino içer,kendimize geliriz

- Koşun lan korumalar,hanımefendiye çapıçinö hazırlayın

- Efendim abi ?

- Yürüyün lan

Atalet ve Çağlar dışarı çıkınca Gergin telefona esrarengiz bir sesle döner

- Sen ha ? Meşhur doktor SK. Bunca sene sonra !

- Hatırladın demek beni !

- Nasıl unuturum ? Sana , en yakın arkadaşıma, dünyanın en meşhur ve yetenekli doktoruna sinirlerimi aldırmak için gelmiştim de sen sinirleri yanlış bağlayıp beni daha da gergin yapmıştın !

Telefonda bir sessizlik oluşur. SK 25 sene önce olan olayları hatırlayarak pişmanlık duyar. Ama bir çıkar yolu da vardır

- Gene de bana teşekkür etmen gerekir Gergin

- Niye ki?

- Gazetelerden takip ettim. Bugün gazino sahibiysen mafya dünyasında bu gerginlik sayesinde ayakta durabiliyorsun

- Anaaaaaa ! Doğru diyorsun ! Hay allah

Gergin bir anda yumuşayıvermiştir

- Özür dilerim SK. Haklısın. Hatalıyım. Dile benden ne dilersen

- Estağfirullah. Dinle, elimde bir kız var. Bu kızı meşhur ediciiz. Ama köyden geldi. Hareketler felan pek kibar değil. Ona ders verip sahneye hazırlayacak birisi lazım. Var mı tanıdığın ?

Gerginin kafasında ampuller yanar

- Olma mı ? Bir hanımefendi var. Kibar mı kibar. Asalet bir kadına bu kadar yakışır

Asalet kelimesi SK nın acı ile yüzünü buruşturmasına sebep olur.

- Asalet deme bana Gergin. Hassas bir konu. Neyse,madem böyle bir hanımefendi var. Kızı hemen sana gönderiyorum. Sana zahmet sahneye hazırla

- Hanımefendiye söylerim. Zannedersem yardım eder

- Öptüm canım

- Çüüüz !

Telefonu kapatan SK derin bir iç geçirir. SK nın bahsettiği kadını düşünür. Ah be , kimbilir kimin eşi ya da sevgilisidir !

Neysedir

Ameliyathanenin dışında Şarküteri Jidoya ufaktan yanaşma çabaları içindedir

- Bekar mıdınıd ?

- Kikir !

- Kikirdeyen kıdlara bayılırım anlatmıd mıydım ?

- Efendim

- Ay dilim birad dürçer,kudura bakmayın

- Aaa,sorun değil. Ben de körüm zati !

- Daten körler çemçükler birbirini ağırlar demidler di mi ?

- Kikir

- Daç ditilinide ve makyajınıda bayıldım

- Ayol hepsini ben kendim yapıyorum senelerdir. Güzel olmak kolay değil.

- Belli belli

- Siz nerelisiniz ?

- Adlen Amerikadan geldim. Babam kıdılderili,annem İdtanbulludur

- Kızılderili mi ? Aaaa,ne enteresan ! İsminiz şarküteriydi di mi ?

- Evet. Ama oradaki adım farklıydı. Kıdılderili idmi. Oduran boğa

- Oturan ?

- Yok oduran. Birad dindirim dorunu deken bir doduk mudum da !

Yeni bir aşk mı doğmaktadır?

Bilinmez

SK ameliyathanenin kapısını açarak sargılar içindeki Dolphini dışarı çıkartır. Şarküteri şaşırmıştır.

- Naaptın kıda doktor ? Ambalajladın mı?

- O ne demek lan ?

- Hani devdiğiyle gerdeğe bile giremedi ya. Açılmadan iade gibi !

- Len şimdi başlarım sana da esprine de. Sağını solunu biraz düzelttik işte

- Ellerinide dağlık doktor. Dıfır gibi olmudtur herhalde. Borcumud ?

- İyilik bu oğlum,iyilik. Şimdi sen bu kızcağızı al. Sana vereceğim adrese götür. Orda Gergin diye bir bey var. Ona teslim et.

- İyi diyordun da doktor,hadtaneden nadıl çıkacağıd ?

- Niye ?

SK dışarıda körlerin tuttuğunu götürdüğünü unutmuştur

Şarküteri hatırlatır

- Dıdarda göd gödü görmüyor doktor

- Ne ?

- Göd diyorum,göd,göd gödü görmüyor !

- Doğru lan !

Heyhat. Şarküteri doğru söylemektedir

Ama SK boşuna alanında isim yapmamıştır

Şıppadanak çare bulur

- Şu sapığı sedyeye poposu öne gelecek biçimde koyun bakiim

- Ne diyorsunuz len ? Yapmayın,etmeyin !

- Sus,sapık seni. Bak demin kılların bir işe yaradı,şimdi de kıçın bir işe yarıyacak

- Hayıııııııııır

Natifin çığlığı hastanede yankılanır. Doktor Natifli sedyeyi iterek hastane kapısına doğru yönelir. Tarihin görebileceği en garip grupta SK yı izlemektedir

Sargılara bürünmüş bir genç kız,kör ve çok güzel ama çok ama çok hafif toplu bir genç kız,çemçük ağızlı bir müzisyen ve bir keçi

SK sedyeyi kapıdan dışarı hızla iter. Natifin sesini duyan körler bir anda işlerini güçlerini (artık her neyse) bırakarak sedyenin üzerine kapanırlar. Kalabalığın arasından Natifin cılız haykırışı duyulur

- Geri dönüceeeeeem ! Natif Alço’lar ölmeeeeeeez

Natif kalabalığın içinde kaybolur

Sk yoldan çevirdiği bir taksiye tuhaf grubu doluşturur. Dolphin sargıların arasında Jidoyu görüp tanımış ancak sesini çıkartmamıştır

Taksi önce Jidoyu kendi evine bırakır. Şarküteri kapıyı açarak Jidoya yardımcı olur

- Buyrun bayan ! Kördünüz ya,yardım edeyim

- Çok dikkatlisiniz !

- Evet,gödümden hiçbir dey kaçmad

Evet evet. Genç adam hafiften vurulmuştur.

Jido evine uğurlandıktan sonra taksi Dolphin,Şarküteri ve keçiyi gazinoya bırakır. Gazinonun ışıklı girişi Dolphini korkutmuştur. Sargıların arasından konuşur

- Şarküteri , bu böyük şeer benim başıma acaip işler açtı. Ben artık her şeyden vazgeçip köyüme mi dönsem? Hem dönersem bu bezler de ben de kalır. Onu da göyde orkid neyin diye satarım valla

- Olmad Yunud bacı. Buraya kadar geldin. Ölmek var dönmek yok !

Şarküterinin itiş kakışıyle Dolphin,Şarküteri ve keçi gazinoya girerler

                            inatçı sakal

 

Gergin, kızın geldiğini öğrenince grubu hemen odasına alır

- Ben bir mumyayı mı meşhur edeceğim ?

- Mumya değil efendim. Dedi çok güdel bir kıdcağıd o

- Ne diyosun lan öyle çemçük çemçük. Bak gene sinirlendirdiniz beni

Gerginin sinirlenmesi,doğasında sinir olan keçiyi de tetiklemiştir

İnatçı sakal kafasını öne eğerek Gergine tos gösterir

- Bak bak ! Elin keçisi bana kafa tutuyor. Sen kimsin len !

Gergin keçiye kızarak hayvanın tosuna tosla karşılık verir.

Odanın ortasında kafa kafaya gelen keçi ve Gergin birbirlerini itip durmaktadır

- İnatlaşma lan benle

- Beeeee

- Beleme banaaaaa !

- Büüüüüüüüü

Heyhat

Yenişememektedirler.

Korumalar bu garip sahneye daha fazla dayanamaz. Silahlarını çekip keçiye doğrulturlar

- Abimize tos ha ! Vuralım mı abi topuklarından ? Paça yaparız olmadı !

- Durun lan. Kimse dokanmasın bu yiğit keçiye. Hem enteresandır tos vurdukça sinirim azalıyor gibi. Hayvan stres keçisi mübarek

- Beeeee !

- Bak gene beeeliyor !

Gergin sinirini azaltacak beklenmedik bir şey bulmuştur

Keçiyle itişirken bir yandan da göz ucuyla Şarküteriye bakar

- Len çemçük. Kızı yan odaya götür. Orda bir hanımefendi var. Hemen derslere başlayın. Ben de promosyon işleriyle meşgul olacağım. Yarın akşam sahneye çıkarırız

- Emrederdinid

- Var mı bu kızın kendine ait bir şarkısı ?

- Benim darkılarımdan birini edberletirim hemen

- İyi. Şöyle pop tarzında ama yanık sözlü bir şey olsun

- Badüdtüne

- Badi badi konuşma lan. Ah,dizlerim

İnatçı sakal Gerginin dikkatinin dağılmasından faydalanıp dizlerine bir hamle yapmıştır. Gergin yere düşerek keçiyle yerde boğuşmaya başlar

- Vay yiğit keçi vaaaay. Bakalım çift dalınca ne yapacaksın ?

Ama heyhat. Çift dalma iki bacaklılar için yapılan bir güreş taktiğidir. Oysa inatçı sakalda...

- Anam anam. Arka ayaklarıyla tepti

- Vuralım mı abi ?

- Manyak mısınız lan ? Bu keçi bundan sonra benim sinir topum. Keçim benim. Siz gidin Atalet eğitim verirken başında durun

Şarküteri Dolphini kolundan tutarak korumalar eşliğinde yan odaya doğru götürür

Odadan hüzünlü bir Edith Piaf şarkısı duyulmaktadır.

Atalet sultan gözlerinden yaşlar akarak şarkıya eşlik etmeye çalışmakta ama heyhat Fransızcayı hatırlamamaktadır.

- Lööö viran roziiiiiiiii . Olmuyor,olmuyor !

- Öhö öhö

Genç adamın öksürüğüyle Atalet odaya girenleri fark eder.

Dolphin düğünden Çağlarcığının annesini hatırlamıştır.

Kader onları çok farklı bir koşulda bir araya getirmiştir

- Demek Gergin beyin söylediri kıro sensin. Bu sargılar ne böyle ?

- Dohtur amca yaptı. Açılınca çoh gozel olcahmış !

Atalet iç geçirir. Bu sargıların sarılma şeklindeki yöntem ona birini hatırlatır ama...

- Yo yo,hayır. Tesadüftür. Neyse,başa geldiyse çekeceriz ayol. Geç bakalım şöyle. Şiişş , xy , sen de dışarıda bekle. Korumalar kalabilir

- Yalnıd bir de darkı vardı edberletilecek !

- Bırak onu da . Ben ezberletirim

- Nota biliyor mudunud ?

Ataletin gözlerinden kara bulutlar geçer. Şarküterinin eli ayağına dolaşır,kekeleyerek konuşur

- Piki

Ve eğitim gecikmeden başlar

 

Her an devam edebilir